ağız
isima·ğız/ɑ.ˈ‿ɯz/
Kelimeyi anlamak için
Temel anlamı yüzdeki yeme, konuşma ve soluk almaya yarayan organdır. Bu organın açıklık olma fikrinden kapların ağzı, bir nehrin denize döküldüğü yer, bir koyun ya da yolun giriş yeri gibi anlamlar türer: "şişenin ağzı", "boğazın ağzı". Konuşma biçimini, şiveyi anlatmak için de kullanılır: "Karadeniz ağzı".
Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır; editör incelemesi beklemektedir.
Anlamları
- 1.
anatomi
yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve gıdaları vücuda almaya yarayan boşluk
- Kös, kalkan, boru sesleri at kişnemelerine karışıyor, alınan emirler, verilen kumandalar yüzlerce tarafından ayrı ayrı tekrarlanıyordu.— Ömer Seyfettin
- 2.
Bu organın dudaklarla beraber dış sınırı
- 3.
Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı
- Tahta oturakların üzerine çökmüş diğerleri, arabalardan aldıkları balonların büzük ağızlarını musluklara dayıyor ve metal kulakları çeviriyorlardı.— Ahmet BÜKE, İzmir Postası'nın Adamları, 2004, 48, Kanat Yayınları
- 4.
Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer; kavşak, munsap
- 5.
Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı
- 6.
Giriş yeri
- Şimdi tünelin ağzında değilim artık.— Adalet Ağaoğlu
- 7.
kavşak.
- Esmer bir akşam üstünün gölgelediği dörtyol ağzını tanıyorsun.— Erdal Öz, Yaralısın, 1983, 37, Can Sanat Yayınları
- 8.
Kesici aletlerin keskin tarafı.
- 9.
Üslup, ifade biçimi
- Böylece Tanpınar romanını birinci kişi ağzından anlatmadığı halde, Mümtaz'ın duygularını, mizacını, kişiliğini, büyük ölçüde, sanki birinci kişi ağzındanmış gibi, bize, dolaysız bir şekilde, canlı olarak sunmayı başarıyor.— Berna MORAN, Bir Huzursuzluğun Romanı: Huzur, Birikim, 46-47, 1978-1979, 113
- 10.
Top, tüfek vb. silahlarda namlunun ucu veya açık olan kısmı.
- gözleri dağılmış adamlar sanki biz/demokrat toni sanki ben ve Ömer haybo/tabanca ağızlarında rezil aydınlığımız.— Attilâ İlhan, Ben Sana Mecburum, 1960, 23, Ataç Kitabevi
- 11.
dil bilimi
Belli yerleşim bölgelerine özgü, yazı dili hâline gelmemiş dil; diyalekt
- 12.
müzik
Bir bölgenin müzik kültüründe görülen söyleyiş özelliklerinin tümü.
- 13.
coğrafya
Yanardağın lav akıtan üst kısmı
- Yanardağın açılan ağzından/Kızgın yakut nehirleri akıyordu..— Hasan İzzettin Dinamo, Deniz Feneri, 1937, 4, Bozkurt Yayınları
- 14.
(mecaz) birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği
- 15.
müzik
bir bölge melodilerinde görülen özelliklerin tamamı
- 16.
özel adgök bilimi
Irmak takımyıldızının en parlak, ve gökyüzünün de sekizinci en parlak yıldızı
Dil bilgisi notu
- ağız, iki heceli (a·ğız) bir isimdir.
- Son hecesindeki ünlü kalın olduğu için kalın ünlülü ekler alır: ağızlar.
- Sözlükte bu maddeye bağlı 16 anlam, 150 deyim, 7 atasözü ve 44 birleşik ya da türemiş sözcük bulunur.
Köken
Osmanlı Türkçesi آغیز
Hâl ve iyelik çekimi
Göster
| Hâl | Tekil | Çoğul |
|---|---|---|
| Yalın | ağız | ağızlar |
| Belirtme | ağzı | ağızları |
| Yönelme | ağza | ağızlara |
| Bulunma | ağızda | ağızlarda |
| Ayrılma | ağızdan | ağızlardan |
| İlgi | ağzın | ağızların |
| Kişi | Tekil | Çoğul |
|---|---|---|
| benim | ağzım | ağızlarım |
| senin | ağzın | ağızların |
| onun | ağzı | ağızları |
| bizim | ağzımız | ağızlarımız |
| sizin | ağzınız | ağızlarınız |
| onların | ağzı | ağızları |
Deyimler (150)
- ağız açıklığı
- ağız açmak
- ağız açmamak
- ağız açtırmamak
- ağız ağıza
- ağız alışkanlığı
- ağız anatomisi
- ağız aramak
- ağız bağı
- ağız bakım suyu
- ağız birliği
- ağız birliği etmek
- ağız boşluğu
- ağız bölümü
- ağız burun birbirine karışmak
- ağız çevresi
Tümünü göster (150)Daha az göster
- ağız dalaşı
- ağız değişikliği
- ağız değiştirmek
- ağız dil vermemek
- ağız dolusu
- ağız etmek
- ağız gevşekliği
- ağız hijyeni
- ağız kâhyası
- ağız kalabalığı
- ağız kavafı
- ağız kavgası
- ağız kokusu
- ağız kopuzu
- ağız kullanmak
- ağız kuşağı
- ağız nişanı
- ağız şakası
- ağız satmak
- ağız sütü
- ağız tadı
- ağız tatsızlığı
- ağız tüfeği
- ağız tütünü
- ağız ünlüsü
- ağız ünsüzü
- ağız tadı kurabiyesi
- ağız tamburası çalmak
- ağız tıkamak
- ağız yapmak
- ağız yaymak
- ağız yoklamak
- ağız yoluyla
- ağzına almak
- ağızda dağılmak
- ağızda sakız gibi çiğnemek
- ağızlara sakız olmak
- ağza alınmayacak
- ağza alınmaz
- ağza almamak
- ağza düşmek
- ağza koymak
- ağzı çiriş çanağına dönmek
- ağzı dili bağlanmak
- ağzı dili kurumak
- ağzı dili tutulmak
- ağzı dolu dolu konuşmak
- ağzı kulaklarına varmak
- ağzı kurumak
- ağzı laf yapmak
- ağzı lakırtı yapmak
- ağzı olan konuşuyor
- ağzı oynamak
- ağzı sulanmak
- ağzı süt kokmak
- ağzı teneke kaplı
- ağzı var dili yok
- ağzı varmamak
- ağzı yanmak
- ağzına acı biber çalmak
- ağzına acı biber sürmek
- ağzına almamak
- ağzına atmak
- ağzına bakakalmak
- ağzına baktırmak
- ağzına biber çalmak
- ağzına biber sürmek
- ağzına bir kemik atmak
- ağzına bir parmak bal çalmak
- ağzına bir şey koymamak
- ağzına burnuna bulaştırmak
- ağzına çöp koymamak
- ağzına düşmek
- ağzına etmek
- ağzına geleni söylemek
- ağzına gem vurmak
- ağzına kadar
- ağzına kilit takmak
- ağzına kilit vurmak
- ağzına kira istemek
- ağzına layık
- ağzına lokma koymamak
- ağzına sağlık
- ağzına sakız olmak
- ağzına sürmemek
- ağzına takılmak
- ağzına tıkmak
- ağzına tükürmek
- ağzına verilmesini beklemek
- ağzına verilmesini istemek
- ağzına volta almak
- ağzına yakışmamak
- ağzına yüzüne bulaştırmak
- ağzında bakla ıslanmamak
- ağzında büyümek
- ağzında çalkalanmak
- ağzında gevelemek
- ağzında yaş kalmamak
- ağzından baklayı çıkarmak
- ağzından bal akmak
- ağzından burnundan getirmek
- ağzından çıkanı kulağı duymamak
- ağzından çıkmak
- ağzından çıt çıkmamak
- ağzından dirhemle çıkmak
- ağzından dökülmek
- ağzından düşmemek
- ağzından düşürmemek
- ağzından girip burnundan çıkmak
- ağzından kaçırmak
- ağzından kapmak
- ağzından laf almak
- ağzından lakırtı almak
- ağzından lokmasını almak
- ağzını açıp gözünü yummak
- ağzını açmak
- ağzını açmamak
- ağzını aramak
- ağzını bıçak açmamak
- ağzını bırakıp bir tarafıyla gülmek
- ağzını bırakıp kıçıyla
- ağzını bozmak
- ağzını burnunu çarşamba çanağına çevirmek
- ağzını burnunu çarşamba pazarına çevirmek
- ağzını burnunu dağıtmak
- ağzını dilini bağlamak
- ağzını havaya açmak
- ağzını kapamak
- ağzını kilitlemek
- ağzını kiraya vermek
- ağzını koklamak
- ağzını kullanmak
- ağzını mühürlemek
- ağzını öpeyim
Atasözleri (7)
- ağız büzülür, göz süzülür, ille burun, ille burun
- ağız yer, yüz utanır
- ateş demekle ağız yanmaz
- bal bal demekle ağız tatlanmaz
- bal demekle ağız tatlanmaz
- el öpmekle ağız aşınmaz
- kasavetsiz ağız anahtarsız açılır
Birleşik ve türemiş sözcükler (44)
ağızdan ağıza, ağzı açık, ağzı bir, ağzı bozuk, ağzı büyük, ağzı gevşek, ağzı havada, ağzı kalabalık, ağzı kara, ağzı kenetli, ağzı kilitli, ağzı kulaklarında, ağzı pek, ağzı pis, ağzı sıkı, aslan ağzı, bayramlık ağız, çatal ağız, dört yol ağzı, düşman ağzı, esnaf ağzı, halk ağzı, ilk ağızda, kapı ağzı, kaynana ağzı, kol ağzı, külhanbeyi ağzı, küllük ağzı, mide ağzı, şoför ağzı, taşra ağzı, tezgâhtar ağzı, yanardağ ağzı, yarım ağız, yol ağzı, açıkağız, ağızotu, aslanağzı, kurtağzı, sarıağız, tavşanağzı, yavruağzı, ağızlı, ağızsız
Topluluk yorumları
Yorum yazmak için giriş yapın ya da kayıt olun.
Yorumlar yükleniyor…