İçeriğe geç
2Wsözlük

basmak

fiilbas·mak

+ Anlam öner

Kelimeyi anlamak için

Temel fikir, bir şeyin üstüne ağırlık vererek bastırmaktır; en yalın hâli ayağı bir yere koymaktır: "çamura basmak". Bir düğmeye kuvvetle bastırmak, bir şeyi sıkıştırarak yerleştirmek de bu fikirden gelir. Matbaacılıkta kitap, gazete yayımlamak anlamındadır: "kitap basmak". Bir yeri kaplamak ya da birden üstüne gelmek de bu fiille anlatılır: "sıcak bastı".

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır; editör incelemesi beklemektedir.

Anlamları

  1. 1.

    Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak.

    • Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına.— C. Külebi
  2. 2.

    Küçük çocuğun ayakta durabilmesi..

  3. 3.

    bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek.

    • Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız.— H. E. Adıvar
  4. 4.

    Sıkıştırarak yerleştirmek.

  5. 5.

    matbaacılık

    bası işi yapmak; tabetmek

    • Bu asırda sen dualar, resimler basmak için çalıştın— Mehmet Emin YURDAKUL, Türk Sazı, 1979, 71, Atlas Kitabevi
  6. 6.

    kaplamak.

    • Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk.— M. Ş. Esendal
  7. 7.

    bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak.

    • Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım.— S. F. Abasıyanık
  8. 8.

    Bir yere baskın yapmak.

    • Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış.— E. İ. Benice
  9. 9.

    kişinin yeni yaşına girmesi

    • On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım.— A. Erhat
  10. 10.

    duman, sis vb. şeylerin çevreyi kaplaması, çökmesi

    • Bazen sis basar, gözgözü görmez olurdu.— Faruk EREM, Bir Ceza Avukatının Anıları, 1996, 48
  11. 11.

    sıvı ve gazları basınçla itmek.

    • Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.
  12. 12.

    kümes hayvanlarının kuluçkaya yatması

  13. 13.

    uygunsuz vaziyette yakalamak.

  14. 14.

    bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak

    • Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi." - Y. Z. Bahadınlı
  15. 15.

    Bir şeyi kuvvetle sıkıştırmak, bastırmak.

    • İlhan sigarasını pencere önündeki küllüğe 'bastı, masaya geldi.— Ethem Baran, Kırkikindiler Bittiğinde, 2026, 72, İletişim Yayınları
  16. 16.

    Kıyafeti bir yana eğerek giymek

    • Tüm hovardalar şapkayı yan basar.— Mustafa KUTLU, Başkanın Adamları, 2024, 20, Dergâh Yayınları
  17. 17.

    Ateşli silahın tetiğine dokunmak, ateş etmek

    • Doldurdu topluyu, bastı arka arkaya.— Ümit KAFTANCIOĞLU, Altın Ekin, 2022, 44, Dinozor Genç
  18. 18.

    argoargo

    Ağırlık çalışmasında belli bir yükü kaldırmak.

    Spor salonu dilinde belli bir ağırlığı kaldırmayı, araç sohbetlerinde ise bir taşıtın belli bir hıza çıkabilmesini anlatır.

    • Benchte yüz kilo basıyor.
  19. 19.

    gündelikgündelik

    Bir taşıtın belli bir hıza çıkabilmesi.

    • Bu araba iki yüz basar.

Dil bilgisi notu

  • basmak, iki heceli (bas·mak) bir fiildir.
  • Sözlükte bu maddeye bağlı 19 anlam, 9 deyim ve 16 birleşik ya da türemiş sözcük bulunur.

Deyimler (9)

Birleşik ve türemiş sözcükler (16)

örtbas, tıka basa, dilbasar, karabasan, subasar, albastı, ayakbastı, dalbastı, kalburabastı, kaşbastı, kedibastı, kepbastı, kolbastı, külbastı, toprakbastı, elbasan tavası

Topluluk yorumları

Yorum yazmak için giriş yapın ya da kayıt olun.

Yorumlar yükleniyor…