İçeriğe geç
2Wsözlük

çıkarmak

fiilçı·kar·mak

+ Anlam öner

Kelimeyi anlamak için

"Çıkmak" fiilinin ettirgenidir; temel fikir bir şeyin içeriden dışarıya ya da görünür hâle gelmesini sağlamaktır: "cebinden anahtar çıkarmak", "ceketini çıkarmak". Mecazda bir anlamı bulup ortaya koymayı, anımsamayı ya da sezmeyi anlatır: "ne demek istediğini çıkarmak". Öfkesini birinden "çıkarmak" ise acısını ona yüklemektir. Belirtme durumundaki nesne ve "-den" ile kullanılır.

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır; editör incelemesi beklemektedir.

Anlamları

  1. 1.

    birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak.

    • her gün onsekiz sularında acı siyah beyaz/ondokuz elllbirde bir alman gemisini limandan çıkarıyor.— Attilâ İlhan, Ben Sana Mecburum, 1960, 20, Ataç Kitabevi
  2. 2.

    sonunu getirmek

    • Kalan kömürle bu kışı çıkarırsak iyi.— Ayfer Tunç, Dünya Ağrısı, 2014, 189, Can Sanat Yayınları
  3. 3.

    Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek

  4. 4.

    bulmak, ortaya koymak

    • Sultanahmet Camisi'nde vaaz veren hocanın bile yanlışını çıkarmış...— Aziz Nesin
  5. 5.

    Anımsamak

    • Kesinlikle daha önce görmüştü bunları. Evet evet, görmüştü, yüzlerine biraz daha baksa çıkarırdı.— Cem KALENDER, Klan, 2009, Kavis Kitap
  6. 6.

    acı, hırs, öfke v.s.'nin zararını çektirmek

    • Şimdilik bana karşı çok efendice davranıyor, beni rahat bırakıyor ama yarın ve daha sonra bu sabrının acısını benden çıkarmak istemeyecek mi?— Muazzez Tahsin Berkand
  7. 7.

    Sağlamak, elde etmek.

    • Hem zam geldiği için, hem de kış fena bastırdığı için pek yolcu olmuyormuş, otobüslerin çoğu benzin parasını bile zar zor çıkarıyormuş.— Altay MARTI, Palto, Öküz, 26, 1996, 14
  8. 8.

    Gibi göstermek, bir davranış yüklemek.

    • İçine kapanık, uysal, karşılaştığı sevindirici olayları başkalarının iyiliğiyle açıklayıp ters giden her işte kendini suçlu çıkaran bir insandı.— Necati Cumalı
  9. 9.

    fizyoloji

    Kusmak

    • Sonunda dayanamayıp o gece ne yediyse çıkardı.— İhsan Oktay Anar
  10. 10.

    ilgisini keserek uzaklaştırmak

  11. 11.

    Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak; soymak

    • Kenarda çıkardığı şalvarını, iç donunun üstüne yarım yamalak giydi.— Meliha YILDIRIM, Remil, 2024, 47, Alakarga Sanat Yayınları
  12. 12.

    yayımlamak

    • 1937 yılında Ahmet Kutsi Tecer'e yazdığı bir mektupta, seneye bir şiir kitabı çıkaracağını, birçok şiirinin yanı sıra "Eşik"i de oraya almak istediğini, ancak daha çok çalışması gerektiğini, "sadece Eşik'te 80 mısra eksik" olduğunu anlatır.— Oğuz DEMİRALP, Tanpınar'ın "Karanlıkta Gömülü" Kalan Şiiri, Sözcükler, 117, 2025, 12
  13. 13.

    Bir şeyi temizlemek.

    • Üstünde kahverengi bir sandık lekesi vardı. ‘Bu leke çıkar mı?’ diye sordum gömleği satan ihtiyar kadına.— Mina Urgan
  14. 14.

    Ortaya koymak

    • İşin aslı, bu hikâyenin çok daha ötesinde iyi bir iş çıkardım.— Adem Dönmez
  15. 15.

    İkram etmek

    • Misafirlere yemekten sonra çerez çıkardı.'
  16. 16.

    Göstermek

    • Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın.— Mehmed Şevket Esendal
  17. 17.

    müzik

    bir müzik parça notalarıyla çalmak

    • Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami…— Hâldun Taner
  18. 18.

    boşaltmak

    • Gözleri yandı, yandı, bir damla yaş çıkarmadı.— Sait Faik Abasıyanık, Bütün Eserleri 1 Semaver Sarnıç, 1970, 12, Bilgi Yayınevi
  19. 19.

    Resim yapmak

  20. 20.

    fotoğrafçılık

    fotoğraf çektirmek

  21. 21.

    Bir şeyi açık etmek.

    • Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır.— Osman Cemal Kaygılı
  22. 22.

    matematik

    üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, mahsup etmek, tarh etmek

  23. 23.

    Büyük abdestini yapmak.

    • "Hah, inşaata girdim, çakmağın ışığında çıktım merdivenleri, merdivenin birine bir köpek affedersin boyu kadar çıkarmış, başta görememişiz, daldırmışız ayağı içine.— Özgür ÇIRAK, Biz de Yarın Güleriz, 2024, 50, İletişim Yayınları
  24. 24.

    tıp

    Özellikel kabarcıklıklarla kendini gösteren bir hastalığa yakalanmak.

    • Hastalandım. Ağır bir su çiçeği çıkardım.— Mehtap KANDEMİR, Komple Muamele, 2000, 10, Parantez Yayınları

Dil bilgisi notu

  • çıkarmak, üç heceli (çı·kar·mak) bir fiildir.
  • Fiil kökü “çıkar-” biçimindedir. Üçüncü tekil kişide: çıkarıyor, çıkardı, çıkaracak, çıkarır.
  • Sözlükte bu maddeye bağlı 24 anlam ve 16 deyim bulunur.

Fiil çekimi

Göster
Fiil çekimi
Kip / zamanbensenobizsizonlar
Şimdiki zamançıkarıyorumçıkarıyorsunçıkarıyorçıkarıyoruzçıkarıyorsunuzçıkarıyorlar
Görülen geçmiş zamançıkardımçıkardınçıkardıçıkardıkçıkardınızçıkardılar
Öğrenilen geçmiş zamançıkarmışımçıkarmışsınçıkarmışçıkarmışızçıkarmışsınızçıkarmışlar
Gelecek zamançıkaracağımçıkaracaksınçıkaracakçıkaracağızçıkaracaksınızçıkaracaklar
Geniş zamançıkarırımçıkarırsınçıkarırçıkarırızçıkarırsınızçıkarırlar
İstek kipiçıkarayımçıkarasınçıkaraçıkaralımçıkarasınızçıkaralar
Şart kipiçıkarsamçıkarsançıkarsaçıkarsakçıkarsanızçıkarsalar
Gereklilik kipiçıkarmalıyımçıkarmalısınçıkarmalıçıkarmalıyızçıkarmalısınızçıkarmalılar
Emir kipi–çıkarçıkarsın–çıkarınçıkarsınlar
Olumsuz görülen geçmişçıkarmadımçıkarmadınçıkarmadıçıkarmadıkçıkarmadınızçıkarmadılar

Deyimler (16)

Topluluk yorumları

Yorum yazmak için giriş yapın ya da kayıt olun.

Yorumlar yükleniyor…