İçeriğe geç
2Wsözlük

çıkmak

fiilçık·mak/t͡ʃɯc.ˈmac/

+ Anlam öner

Kelimeyi anlamak için

çıkmak, Türkçede bir fiildir. Temel anlamı: “İçeriden dışarıya varmak, gitmek”. Bunun dışında 24 anlamı daha vardır. 15 deyim ya da atasözünde geçer.

Bu özet, maddedeki tanımlardan otomatik derlenmiştir.

Anlamları

  1. 1.

    İçeriden dışarıya varmak, gitmek.

    • Mümtaz, ağabey dediği amcasının oğlu İhsan'ın hastalandığından beri doğru dürüst sokağa çıkmamıştı.— Ahmet Hamdi TANPINAR, Huzur, 2022, 11, Dergâh Yayınları
  2. 2.

    Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek.

    • O sene kış ne kadar fazla olmuşsa balık da o nisbette az çıkmıştı.— Sait Faik Abasıyanık, Stelyanos Hrisopulos Gemisi, Varlık, 61, 1936
  3. 3.

    Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak.

    • Hoşça kal Zehra'cık, öğretmen çıkarsam, sen bir polise gittiğine pişman olmaz mısın?— Fahri ERDİNÇ, Acı Lokma, 2006, 130, Yordam Kitap
  4. 4.

    Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek

    • Üçümüz hafta sonları eve çıkınca o yalnız kalırdı.— Mehmet EROĞLU, Yarım Kalan Yürüyüş, 2020, 63, İletişim Yayınları
  5. 5.

    Süresi dolduğunda ayrılmak

  6. 6.

    Yapılmak, yürümek

  7. 7.

    Yetişecek ölçüde olmak.

    • Benim yokluğumdan dünyaya/Bir elbise çıkar sanmıştım.— Didem MADAK, Ah'lar Ağacı, 2015, 16
  8. 8.

    Bir şeyden bir şey eksilmek.

  9. 9.

    Meydana gelmek.

    • Aldırmadan lafına devam etti. Hastaydı garip, hastalığı da ancak okulda çıkmıştı.— Burak ÇAKIR, Kulak Misafiri, Notos Öykü, 105, 2025, 125
  10. 10.

    Sıyrılmak, ayrılmak.

    • Parkın merdivenini inerken, çıplak ayağına giydiği eski mest lastiğinin teki, fırladı, ayağından çıktı.— Samim Kocagöz
  11. 11.

    Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak.

    • Osman Seden beni komedi filminde deneyip büyük bir başarı kazanınca bundan hepimiz kârlı çıktık.— Öztürk Serengil
  12. 12.

    Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek.

    • Kılmadığın bütün cuma namazları geliyor aklına ve üç kere gitmezsen dinden çıkarsın dedikleri için altıdan sonra saymadıkların, tekmili birden.— Özgür ÇIRAK, Biz de Yarın Güleriz, 2024, 61, İletişim Yayınları
  13. 13.

    Bir şeyin yukarısına doğru yürümek.

    • Şehir çukurda olduğu için toplu bir görünüşü yoktur. Onu görebilmek için Yeldeğirmeni tepesine çıkmak lazım.— Ekmel İZDEM, Dünkü - Bugünkü Akhisar, 1944, 73, Ülkü Basımevi
  14. 14.

    Bir inceleme, bir araştırma sonucu bir şey bulmak.

    • Orada Sabahattin Eyuboğlu diye bir isme rastladım. Bedri Rahmi Eyuboğlu o yıllarda da yeterince ünlüydü. Demek ki Sabahattin Bey herhalde onun akrabası filan diye düşündüm, araştırdım kim diye. Bedri Rahmi'nin abisi çıktı.— Cevat Çapan, Sabahattin Eyuboğlu, Sözcükler, 118, 2025, 22
  15. 15.

    Yetkili birinin makamına iş için gitmek

    • Hazırladığı raporları yırtmış ve Ali Rıza Paşa’nın makamına çıkarak duyduklarını şifahen nakletmişti.— Ayşe Kulin
  16. 16.

    Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak.

    • Kendine on altı bin lira piyango çıkmış bir kimsenin birkaç yüz kuruşu ödeyememesi dosta düşmana garip görünecekti.— Hüseyin Rahmi Gürpınar
  17. 17.

    Bir konunun yetkililerce karara bağlanması.

  18. 18.

    Mal olmak.

  19. 19.

    Oyunda herhangi bir rolü oynamak.

    • Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı.— Bedri Rahmi Eyüboğlu
  20. 20.

    Bir yere ulaşmak, varmak.

    • Revire çıksam, doktor yine ağrı kesici verip savacak başından.— Semih ÖZTÜRK, Önce Dağlar Kar Tutacak, 2018, 65, Varlık Yayınları
  21. 21.

    Karaya ayak basmak.

    • 1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım.— Atatürk
  22. 22.

    Yayılmak, duyulmak.

    • Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu.— Ahmet Hamdi Tanpınar
  23. 23.

    Olmak, bulunmak, var olmak.

    • Görevli polis cebini boşalttırdı; üzerinden çıkanları bir kâğıda kaydetti: Cüzdan, 15 lira para, yüzük, sigara, çakmak.— Ethem Baran, Kırkikindiler Bittiğinde, 2026, 12, İletişim Yayınları
  24. 24.

    Bir iddia ile ortalıkta görünmek

    • Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın.— Peyami Safa
  25. 25.

    Koku, ses vb. şeylerin yayılması.

    • Çaydanlığı içindeki kirecin çözülmesi için sirkeli suda kaynattım. Öyle uzun kaynadı ki çıkan kokudan burnum, genzim yanıyordu.— Eylem ATA GÜLEÇ, Yanımda Kal, 2024, 43, Yapı Kredi Yayınları

Dil bilgisi notu

  • çıkmak, iki heceli (çık·mak) bir fiildir.
  • Fiil kökü “çık-” biçimindedir. Üçüncü tekil kişide: çıkıyor, çıktı, çıkacak, çıkar.
  • Sözlükte bu maddeye bağlı 25 anlam, 14 deyim, 1 atasözü ve 2 birleşik ya da türemiş sözcük bulunur.

Köken

Osmanlı Türkçesi چیقمق sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *čïk- sözcüğünden devralındı.

Fiil çekimi

Göster
Fiil çekimi
Kip / zamanbensenobizsizonlar
Şimdiki zamançıkıyorumçıkıyorsunçıkıyorçıkıyoruzçıkıyorsunuzçıkıyorlar
Görülen geçmiş zamançıktımçıktınçıktıçıktıkçıktınızçıktılar
Öğrenilen geçmiş zamançıkmışımçıkmışsınçıkmışçıkmışızçıkmışsınızçıkmışlar
Gelecek zamançıkacağımçıkacaksınçıkacakçıkacağızçıkacaksınızçıkacaklar
Geniş zamançıkarımçıkarsınçıkarçıkarızçıkarsınızçıkarlar
İstek kipiçıkayımçıkasınçıkaçıkalımçıkasınızçıkalar
Şart kipiçıksamçıksançıksaçıksakçıksanızçıksalar
Gereklilik kipiçıkmalıyımçıkmalısınçıkmalıçıkmalıyızçıkmalısınızçıkmalılar
Emir kipi–çıkçıksın–çıkınçıksınlar
Olumsuz görülen geçmişçıkmadımçıkmadınçıkmadıçıkmadıkçıkmadınızçıkmadılar

Deyimler (14)

Atasözleri (1)

Birleşik ve türemiş sözcükler (2)

battıçıktı, zıpçıktı

Topluluk yorumları

Yorum yazmak için giriş yapın ya da kayıt olun.

Yorumlar yükleniyor…