görmek
fiilgör·mek/ɟœɾ.ˈmec/
Kelimeyi anlamak için
Temel fikir, gözle bir şeyin varlığını algılamaktır: "denizi görmek". Bu algı mecazda anlamaya ve değerlendirmeye kayar: "durumu görmek", "onu dürüst görmek". Birine gidip konuşmak ("doktoru görmek") ve bir dönemi yaşamak ("savaş görmüş kuşak") da aynı fiille anlatılır. Genellikle belirtme durumundaki nesneyle kullanılır.
Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır; editör incelemesi beklemektedir.
Anlamları
- 1.
fizyoloji
göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
- seni ben kallâvi sokağı’nda gördüm/sen beni görmedin görmedin— Attilâ İlhan, Ben Sana Mecburum, 1960, 69, Ataç Kitabevi
- 2.
anlamak, kavramak, sezmek
- Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin.— R. E. Ünaydın
- 3.
yanına gidip konuşmak
- Hasan'ı arıyordu; onu görmesi gerektiğini söyledi.— Mehmet EROĞLU, Yarım Kalan Yürüyüş, 2020, 65, İletişim Yayınları
- 4.
bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek.
- Bir dağ köyünde doğup büyüyen her insan bir kurt sürüsünün bir koyun sürüsüne saldırmasında dehşet değil ihmal görür.— Batuhan AŞIKTOPRAK, Kurdun Postu, 2019, 37, Varlık Yayınları
- 5.
belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
- Hiç Amerika görmemiş gibi yaşıyormuş.— Ayfer Tunç, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, 2018, 62, Can Sanat Yayınları
- 6.
yapmak, etmek
- İş görmek. Masraf görmek.
- 7.
kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
- 8.
almak
- Birinden ders görmek.
- 9.
bir şeye erişmek
- "Ailemize çok emeği geçmiştir, ailemiz dediysem şirket olarak kurduğumuz vakfa ciddi yardımları dokunurdu hanfendinin, onun sayesinde nice fakir fukaranın karnı sıcak çorba görmüştür.— Emrah POLAT, Alocu Tilki'nin Serencamı, 2014, 93, İletişim Yayınları
- 10.
çok değer vermek
- Gözü yalnız parayı görüyor.
- 11.
bir işleme uğramak
- Teftiş görmek.
- 12.
yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak
- Ev güneş görüyor.
- 13.
ziyaret etmek
- 14.
karşılaşmak, rastlaşmak
- 15.
gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak
- Körler parmaklarıyla görürler.
- 16.
sahne olmak, geçirmek
- Bu ova çok savaş gördü.
- 17.
saymak, herhangi bir şey gibi görmek
- 18.
gezmek
- Ankara'yı gördün mü— ?
- 19.
vermek
- Baba hiç param yok, biraz görsen beni, dediği sabahı minnetle anımsar Ali Bey.— N. Meriç
- 20.
spor
takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak
Dil bilgisi notu
- görmek, iki heceli (gör·mek) bir fiildir.
- Fiil kökü “gör-” biçimindedir. Üçüncü tekil kişide: görüyor, gördü, görecek, görür.
- Sözlükte bu maddeye bağlı 20 anlam ve 11 deyim bulunur.
Fiil çekimi
Göster
| Kip / zaman | ben | sen | o | biz | siz | onlar |
|---|---|---|---|---|---|---|
| Şimdiki zaman | görüyorum | görüyorsun | görüyor | görüyoruz | görüyorsunuz | görüyorlar |
| Görülen geçmiş zaman | gördüm | gördün | gördü | gördük | gördünüz | gördüler |
| Öğrenilen geçmiş zaman | görmüşüm | görmüşsün | görmüş | görmüşüz | görmüşsünüz | görmüşler |
| Gelecek zaman | göreceğim | göreceksin | görecek | göreceğiz | göreceksiniz | görecekler |
| Geniş zaman | görürüm | görürsün | görür | görürüz | görürsünüz | görürler |
| İstek kipi | göreyim | göresin | göre | görelim | göresiniz | göreler |
| Şart kipi | görsem | görsen | görse | görsek | görseniz | görseler |
| Gereklilik kipi | görmeliyim | görmelisin | görmeli | görmeliyiz | görmelisiniz | görmeliler |
| Emir kipi | – | gör | görsün | – | görün | görsünler |
| Olumsuz görülen geçmiş | görmedim | görmedin | görmedi | görmedik | görmediniz | görmediler |
Deyimler (11)
- çoban kulübesinde padişah düşü görmek
- çoban kulübesinde padişah rüyası görmek
- dartıla dartıla iş görmek
- ders görmek
- gerçeği görmek
- güneş görmek
- iş görmek
- leyleği havada görmek
- mürüvvetini görmek
- şeşi beş görmek
- tozpembe görmek
Topluluk yorumları
Yorum yazmak için giriş yapın ya da kayıt olun.
Yorumlar yükleniyor…