kıvırmak
fiil
Kelimeyi anlamak için
Temel fikir, bir şeyi bükmek ya da kenarından katlamaktır: "kâğıdın ucunu kıvırmak", "saçını kıvırmak". Kumaşın kenarını katlayıp dikmek de bu fikirden doğar. Kalçaları sallayarak oynamak ya da yürümek de "kıvırmak"la anlatılır. Mecazda bir yalan uydurmayı, sözü saptırmayı ve bir işten yan çizmeyi bildirir: "sorudan kıvırmak".
Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır; editör incelemesi beklemektedir.
Anlamları
- 1.
herhangi bir şeyi bükmek
- Fino, beni görünce kuyruğunu kıvırıp düşmanca havlaya havlaya beyaz dişlerini gösterdi.— H. R. Gürpınar
- 2.
kenarından katlamak
- 3.
giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek
- 4.
kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek
- 5.
uydurup söylemek
- Gene yalanları kıvırdı.
- 6.
saptırmak, çevirmek
- Arabayı birdenbire sağa kıvırdı.
- 7.
yapmak istememek, yan çizmek
- 8.
başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek
- Hâlbuki Nahit onu odasına çekip de baş başa prova yaptığı zamanlarda pekâlâ kıvıracağa benziyordu.— T. Buğra
- 9.
dolandırmak
- Peki bu kız, zarar ziyan hesabının federasyona üç misli gösterilip Zühtü'nün düğün parasını kıvırdığını bilmez mi— ? - E. Işınsu
- 10.
gündelikgündelik
Birini kandırmak, atlatmak.
Gündelik konuşmada yalan ya da bahaneyle bir işten veya sorumluluktan sıyrılmayı, birini kandırmayı anlatır. Çoğunlukla kınayıcı bir tonla söylenir.
- Adamı tatlı sözlerle kıvırıp parasını aldı.
Topluluk yorumları
Yorum yazmak için giriş yapın ya da kayıt olun.
Yorumlar yükleniyor…