vermek
fiilver·mek/veɾˈmec/
Kelimeyi anlamak için
"Almak"ın karşıtıdır; temel fikir elindeki bir şeyi başkasına geçirmektir: "kitabı arkadaşına vermek". Bağışlamak, satmak, bilgi ya da haber iletmek de bu aktarma fikrinin türleridir: "karar vermek", "ders vermek". Bir şeyi bir yöne çevirmek de "sırtını duvara vermek" gibi kullanımlarda görülür. Genellikle "birine bir şeyi vermek" kalıbıyla kurulur.
Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır; editör incelemesi beklemektedir.
Anlamları
- 1.
Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek; lütfetmek, lütfeylemek.
- "Yasemin, şımarırsan çöpçülere vereceğim seni. Uslu uslu bebeğinle oyna."— Batuhan AŞIKTOPRAK, Kurdun Postu, 2019, 32, Varlık Yayınları
- 2.
Bırakmak veya bağışlamak.
- 3.
atfetmek, ondan bilmek.
- Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi.— Fâlih Rıfkı Atay
- 4.
Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına bildirmek
- Geçenlerde bir derginin, 'Eski ünlüler ne yapıyor?' adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum.— Haldun Taner
- 5.
Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
- Arabanın burnunu en tenha kahvelerden birinin önünde rıhtıma verdiler.— Attilâ İlhan'
- 6.
Bir şeyi satmak
- 7.
Kızı, kadını biriyle evlendirmek
- Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar.— Halide Edip Adıvar
- 8.
yaymak
- 9.
Bitkinin ortaya çıkması
- 10.
Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak
- Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor.— Refik Halit Karay
- 11.
Bir hâli bir kimse veya yerde hâkim kılmak
- 12.
sahip olmasını sağlamak
- Özgür de bir mail adresi almış, geçen gün Madenci'ye verdiğini duydu.— Ayfer TUNÇ, Dünya Ağrısı, 2014, 152, Can Sanat Yayınları
- 13.
kazandırmak
- ,İhtiyaçlarımızdan, yaşama irademizden; zaten hıza değil, derse ihtiyacımız var. Bunu da realite bize verir; müphem ütopyalar değil!..— Ahmet Hamdi TANPINAR, Huzur, 2022, 99, Dergâh Yayınları
- 14.
Katmak
- Un kavrulunca suyu verdi yandan.— Semrin ŞAHİN, Talaş Tozu, Notos Öykü, 104, 2025, 96
- 15.
Bir şey ayırmak
- 16.
Bir yere dayamak
- Yün eldivenlerin içinde saklı kıymettar elleri salep fincanını kucaklayan burunları nezleli, kafaları grevli, ıstıraplı pirinç bir semaver gibi tüten sarışın ameleler, mektep hocaları, celepler, kasaplar ve hazan fakir mektep talebeleri kocaman fabrika duvarına sırtlarını verirler; üstüne rüyalarının mabadi serpilmiş salepten yudum yudum içerlerdi.— Sait Faik Abasıyanık, Semaver, Varlık, 42, 1935
- 17.
Doğurmak
- 18.
Bilgi edinmesi için göndermek
- 19.
belirlemek
- 20.
Cinsel yönden kendisini kullandırmak.
- Hiçbir gün sormadılar 'hasta mısın, ne iş yaparsın, nasılsın?' Yok, 'çalış Neriman, s.k..ş Neriman, ver Neriman!.'— Oktay GÜZELOĞLU, Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, 1997, 68, Hiç Yayınları
- 21.
Elindeki parayı kaptırmak; uçlanmak
- 22.
yatırmak.
- Saçlarını limon suyuyla geriye verdi.— Jaklin ÇELİK, Çengelli İğne, Öküz, 33, 1997, 37
- 23.
Gereğini, gereğinin yapılması işini bir yere havâle etmek.
- - Efendi, dedi, biraz daha peşimizden gelirseniz sizi polise vermeye mecbur olacağız.— Sait Faik ABASIYANIK, Şehri Unutan Adam, Varlık, 58, 1935
- 24.
kabakaba
Cinsel ilişkiye razı olmak.
Bir kişinin cinsel ilişkiye razı olmasını anlatan kaba ve cinsiyetçi bir kullanımdır. Çoğunlukla kadınlar hakkında küçümseyici biçimde söylenir.
- Bu sözün cinsel anlamı kaba ve küçümseyici kabul edilir.
Dil bilgisi notu
- vermek, iki heceli (ver·mek) bir fiildir.
- Fiil kökü “ver-” biçimindedir. Üçüncü tekil kişide: veriyor, verdi, verecek, verir.
- Sözlükte bu maddeye bağlı 24 anlam, 33 deyim ve 2 atasözü bulunur.
Köken
Osmanlı Türkçesi ویرمك (virmek, vermek) sözcüğünden devralındı, Eski Anadolu Türkçesi ویرمك (vẹrmek) sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *bēr- sözcüğünden devralındı.
Fiil çekimi
Göster
| Kip / zaman | ben | sen | o | biz | siz | onlar |
|---|---|---|---|---|---|---|
| Şimdiki zaman | veriyorum | veriyorsun | veriyor | veriyoruz | veriyorsunuz | veriyorlar |
| Görülen geçmiş zaman | verdim | verdin | verdi | verdik | verdiniz | verdiler |
| Öğrenilen geçmiş zaman | vermişim | vermişsin | vermiş | vermişiz | vermişsiniz | vermişler |
| Gelecek zaman | vereceğim | vereceksin | verecek | vereceğiz | vereceksiniz | verecekler |
| Geniş zaman | veririm | verirsin | verir | veririz | verirsiniz | verirler |
| İstek kipi | vereyim | veresin | vere | verelim | veresiniz | vereler |
| Şart kipi | versem | versen | verse | versek | verseniz | verseler |
| Gereklilik kipi | vermeliyim | vermelisin | vermeli | vermeliyiz | vermelisiniz | vermeliler |
| Emir kipi | – | ver | versin | – | verin | versinler |
| Olumsuz görülen geçmiş | vermedim | vermedin | vermedi | vermedik | vermediniz | vermediler |
Deyimler (33)
- açık bono vermek
- ata et, ite ot vermek
- akıl vermek
- ateş vermek
- ateşe vermek
- baş başa vermek
- biçim vermek
- çeşni vermek
- çocuk vermek
- delinin eline değnek vermek
- emek vermek
- evlat vermek
- gönül vermek
- gözdağı vermek
- haber vermek
- hareket vermek
Tümünü göster (33)Daha az göster
- heyecana vermek
- hız vermek
- ısı vermek
- ışık vermek
- isim vermek
- karar vermek
- kız vermek
- korku vermek
- nefes vermek
- para vermek
- randevu vermek
- ses vermek
- şehit vermek
- şekil vermek
- tat vermek
- velveleye vermek
- zaman vermek
Atasözleri (2)
Topluluk yorumları
Yorum yazmak için giriş yapın ya da kayıt olun.
Yorumlar yükleniyor…