Sözlük dizini
“Ö” harfi
1.551 madde
- ömür törpüsüisimUzun ve üzücü iş.
- ölme eşeğim ölmeifadeBoşuna, umutsuz bir bekleyiş içine girmek.
- ölür müsün, öldürür müsün?ifadeÇaresiz durumlarla karşı karşıya kalındığı zamanlarda söylenir. Zor durumdan kurtulmanın ancak bu iki yoldan biriyle sağlanacağı anlamına gelir.
- ölüp ölüp dirilmekifadeÇok üzücü ve sıkıntılı durumlara düşmek. Defalarca ölümle burun buruna gelmek.
- ölüm döşeğindeifadeSon nefesini vermek üzere olan, yatağa düşmüş kimse. Çok ağır hasta. Ölmeden hemen önce.
- ölümle burun buruna gelmekifadeÖlüm tehlikesiyle karşılaşmak. Ölümü çok yakınında hissetmek. Ölmesine çok az bir aralık kalmak.
- ölümü görifadebir konuda karşısındakini ikna etmek için kullanılan yemin sözü.
- ökseye basmakifadedikkatsizlik ederek zarara uğramak veya yanılmak.
- öküz gibi bakmakifadeKarşısındakini rahatsız edercesine bakmak.
- öküze boyunduruğunu kuyruğundan vurmakifadeAcemice, beceriksizce tersinden, yanlış yapılan iş.
- ödev saymakifadebir şey yapmayı kendisi için yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak kabul etmek, borç bilmek.
- ödev bilmekifadebir şey yapmayı kendisi için yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak kabul etmek, borç bilmek.
- ödünü koparmakifadeÇok korkutmak.
- öbür dünyaisimAhiret.
- ördek gagasıisimkazayağı
- önmaymunisimLemurları, lorisleri, galagoları ve tarsiyerleri kapsayan, çoğunluğu noktürnal ilkel primat grubunun üyelerinden her biri.
- özetisimbir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz, hülasa, fezleke, ekspoze.
- önlükisimherhangi bir iş genellikle de yemek yaparken giysi kirlenmesin diye giyilen, boyundan askılı ve bele bağlanan örtü, iş önlüğü
- örümcekliisimBakımsız
- özelliklezarfözel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hassaten, hususuyla, bahusus, mahsus, mahsusen
- özentiisimBenzemeye çalışmak
- özdeyişisimBir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz; vecize, ülger, kelamıkibar, aforizm, aforizma
- özdeşsıfatHer türlü nitelik bakımından eşit olan, ayırt edilmeyecek kadar benzer olan, aynı.
- önselsıfatHiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan.
- öneriisimBir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce; teklif
- önergeisimMeclis, kongre vb. resmî bir toplantıda, herhangi bir konu veya sorunla ilgili olarak bir öneride bulunmak için üyelerden biri veya birçoğu tarafından başkanlığa verilen, oya konularak karar verilmesi istenen yazılı kâğıt
- ödevisimyapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış, vazife, vecibe
- örüntüisimOlay veya nesnelerin düzenli bir biçimde birbirini takip ederek gelişmesi.
- öfkeisimengelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, hışım, hiddet, kızgınlık
- örtüisimÖrtmek için kullanılan şey; destar, kuvertür, vualet