Sözlük dizini
“A” harfi
10.849 madde
- alkolizmisimalkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olma durumu
- alkolisimbira, şarap gibi sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, C₂H₅OH, ispirto, etanol, etil alkol
- alkilisimalkol kökü
- alkışlamaisimalkışlamak eyleminin mastarı
- alkış tutmakifadeEl çırparak veya topluca, yüksek sesle "yaşa", "var ol" gibi sözler ile birini alkışlamak
- alkış tufanı kopmakifadeSürekli ve coşkun alkış başlamak
- alkış kopmakifadeBirdenbire güçlü bir biçimde el çırpılmak
- alkış almakifadeÇok beğenilmek
- alkış ağasıisimPadişahı alkışlamakla görevli kimse
- alkarnaisimİstiridye, midye, tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden ağ
- alkaloitisimbir bitki tarafından doğal olarak üretilen amin yapısında kimyasal bileşikler
- alkaliksıfatAlkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan
- Alka Evliisimoğuz Türklerinin 24 boyundan biri
- alizarinisimkök boyası.
- aliterasyonisimşiir ve nesirde uyum sağlamak için söz başlarında ve ortalarında aynı ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması
- alinazikisimközlenmiş patlıcan, sarımsaklı yoğurt ve kıyma ile yapılan çeşit yemek
- alimallahünlemAllah "Allah bilir" anlamına gelen bu söz, söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için kullanılır
- alifatiksıfataçık zincirli olan
- alışkınsıfatbir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan, alışkan, alışmış
- alışılmamışsıfatnadir, bilinmeyen, az rastlanan
- alışılmaisimalışılmak işi
- alış fiyatıisimbir mal için alım karşılığı ödenen para ve üretim gereçleri fiyatı
- alıp sattığı olmamakfiilHiç ilgisi bulunmamak
- alınlıkisimKadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası.
- alındılısıfatyerine gitmesini sağlamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alındı karşılığında verilen (mektup, paket vb)
- alın çatısıisimiki kaşın arası, alnın ortası
- alımsızsıfatAlımı olmayan, cazibesiz, albenisiz.
- alım satım bürosuisimalış veriş işlerinin yapıldığı veya düzenlendiği şube, yer
- alıkoymaisimalıkoymak işi
- alıklıkisimalık olma durumu, belahet