Sözlük dizini
“D” harfi
6.492 madde
- döllenmeisimyeni bireysel organizma oluşturma veya yavruların gelişimini başlatmak için gametlerin kaynaşması olayı, erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın oğulcuk durumuna gelmesi, aşılanma
- dergicilikisimdergi yayımlama işi
- doneisimveri
- dolmaisimDolmak işi.
- dövmeisimdövmek işi.
- dershanecilikisimDershanecinin yaptığı iş.
- duyguisimDuyularla algılama; his, ihtisas
- direktörisimBir kurumu, bir işi yönetmekle görevli en yüksek rütbeli yönetici, müdür.
- domates dolmasıisimİçi oyulmuş kırmızı domatesin soğan, baharat, pirinç, bulgur veya kıyma karışımıyla doldurulup pişirilmesiyle hazırlanan bir tür dolma.
- duvarcılıkisimduvarcının yaptığı işi
- düzlükte kurt ulusa evde itin bağrı sızlaratasözü"Geçmişte kötü olay yaşayanlar, en ilişkisiz şeylerle bu olayı hatırlarlar" anlamında bir söz.
- deltaisimYunan alfabesinin dördüncü harfi (Δ).
- diyagramisimHerhangi bir olayın değişimini gösteren grafik
- depoisimKorunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer; ardiye, magazin
- durgun elektrikisimElektriği iletmeyen cisimlerin üzerinde sürtünme sebebiyle toplanan hareketsiz elektrik yükü; statik elektrik.
- delilisiminsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz
- Dürzîlikisimİsmâilîlik'ten ayrılma bir din.
- dilemmaisimikilem
- dükkânisimEsnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer.
- dingilisimTekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil; eksen, aks.
- diyanetisimDin kurallarına tam bağlı olma durumu
- doğal gazisimYer kabuğunun içinde bulunan, yakıt olarak önem sıralamasında ham petrolden sonra ikinci sırayı alan ve petrolün bir cinsi olan yanıcı gaz; gaz.
- dönenmekfiilOlduğu yerde veya bir şeyin çevresinde dönmek.
- damarlısıfatdamarı olan
- demisimnefes, soluk
- dervişisimalçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kişi
- dozer operatörüisimDozer kullanan kişi
- doğuisimBulunulan yerde sola kuzey, sağa güney alındığında yüzün dönük olduğu yön, batı karşıtı; gün doğusu, maşrık, şark.
- dünürisimEşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu.
- dili damağı kurumakfiilçok susamak, susuzluktan ağzı kurumak.