Sözlük dizini
“E” harfi
4.214 madde
- elinden kurtulmakifadeBirinden kaçmayı başarmak.
- elinden tutmakifadeYardım etmek
- elinden çıkmakifadebiri tarafından yapıldığı belli olmak.
- eline almakfiilBir işin veya yerin yönetimini emri altına almak
- eline ayağına çabuksıfatHamarat, titiz, çalışkan (kimse)
- eline ayağına üşenmemekfiilHer türlü ayak hizmetlerini yüksünmeden yapmak, hamarat olmak
- eline doğmakfiilYaşlıbir kimse, birini, çocukluğundan beri çok yakından tanımak
- eline düşmekfiilEgemenliği, buyruğu altına girmek
- eline erkek eli değmemiş olmakfiil(kız için) namuslu olmak
- eline eteğine sarılmakfiilÇok yalvarmak
- eline fırsat geçmekfiilImkân bulmak
- eline geçmekfiilkazanmak, edinmek, elde etmek
- eline kalmakfiilOndan başka yardım edeni olmamak, yalnız ona muhtaç olmak
- eline sağlıkifadeBir kişinin yaptığı bir işi başarıyla tamamladığını belirten bir deyim. Bu deyim, "İyi iş çıkardın, tebrikler" anlamına da gelebilir. Genellikle yemek yapan bir kişinin eline sağlık diye teşekkür edilmesiyle kullanılır.
- eline tutuşturmakfiilKarşısındakinin isteyip istemediğini düşünmeksizin verivermek
- eline vermekfiilErkeklik organını okşatmak.
- eline vur ekmeğini ağzından alifademiskin, pısırık, sessiz, zavallı, acınası.
- eline çabuksıfatÇabuk iş gören
- elini eteğini çekmekifadeBir kenara çekilip çevresiyle ilgisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmamak, dünya işleriyle ilgilenmez olmak
- elini kana bulamakifadeöldürmek
- elini kolunu bağlamakfiilBir şey yapamayacak duruma getirmek
- elini kolunu sallaya sallaya gelmekifadeGelirken hiçbir armağan getirmemek.
- elini kolunu sallaya sallaya gezmekfiil(ortada görünmemesi gereken kimse) pervasızca, kimseden çekinmeden dolaşmak
- elini kulağına atmakfiilGazel veya türkü söylemek için elini kulak kepçesinin arkasına koymak
- elini oynatmakfiilParayıesirgememek
- elini sürmemekifadeEliyle dokunmamak.
- elini taşın altına koymakifadebir konuda sorumluluk üstlenmek.
- elini uzatmakfiilYardım etmek
- elini vicdanına koyarak konuşmakifadeDoğruyu ve hakkı gözeterek konuşmak.
- elini çabuk tutmakfiilgerekli tedbiri zamanında almak