Sözlük dizini
“E” harfi
4.214 madde
- emme manifolduisimKarbüratörden motorun silindirlerine karışım akımını sağlayan, bir seri borudan yapılmış motor parçası
- emmekfiilDudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek; somurmak
- emmeli gömmeliifadeKaba konuşmada cinsel ilişkiyi tasvir için söylenir.
- emmeçisimPis kokuları emmek için kullanılan havalandırma aygıtı.
- emmiisim(Havza ağzı) amca
- emmi oğluisimamcazade
- emmim, dayım kesem; elimi soksam yesematasözüBir kimsenin minnetsiz, rahat rahat harcayacağı para, amcasının, dayısının verdiği değil,kendisinin kazandığı paradır.
- emmizadeisimBabanın amca veya dayı oğulları, amca oğlu, kuzen. Yeğen.
- emniyetisimgüvenlik
- emniyet amiriisimgüvenlik yöneticisi
- emniyet düğmesiisimPatlayıcı ve yanıcı aletlerin güvenle kullanılmasına yardımcı olan, kullanıldığı zaman açık, kullanılmadığında da kapalı tutulan düğme.
- emniyet etmekfiilGüvenmek
- emniyet kemeriisimYolcu taşıyan her türlü araçta, yolcu koltuğunda bulunan ve kişiyi oturduğu yerde ani savrulmalara karşı sabitleyen düzenek.
- emniyet vermekfiilGüven vermek
- emniyet şeridiisimgüvenlik şeridi
- emniyetlisıfatİnanılır, güvenilir
- emniyetsizsıfatİnanılmaz, güvenilmez
- emniyetsizlikisimGüvensizlik
- emojiisimgenellikle sanal sanal yazışmalarda kelimelerin yerine kullanılan, yüz ve el ifadeleri ile taşıt, bina, yiyecek vb. görsel malzemelerden oluşan simgelerin her biri.
- emoroitisimHemoroit, basur
- emosyonelsıfatDuygusal
- empatiisimKişinin kendisini başka bir bilincin yerine koyarak o bilincin duygularını, isteklerini ve düşüncelerini anlayabilmesi becerisi
- empermeablisimYağmurluk
- emperyalistsıfatEmperyalizm yanlısı olan
- emperyalizmisimbir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi, yayılmacılık, yayılımcılık
- empirmeisimDeğişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi; emprime.
- empozesıfatDayatmak" anlamındaki empoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
- empoze etmeisimempoze etmek işi
- empoze etmekfiilBir şeyi zorla benimsetmek, kabul ettirmek
- empresyonistisimİzlenimci