Sözlük dizini
“F” harfi
1.996 madde
- fakrisimyoksulluk, fukaralık
- faksisimTelefon hattı üzerinden elektrik sinyalleri aracılığıyla yazılı veri ileten makine, belgegeçer
- faksimileisimtıpkıbasım
- fakslamaisimFakslama, belgegeçerleme işi
- fakslamakfiilBelgeçerlemek, belgeçer ile göndermek
- faktitifisimettirgen fiil
- faktörisimetmen
- faktöriyelisimmatematikte, sağına ünlem işareti konulmuş sayıya verilen isim
- faktöriyel fonksiyonuisimpozitif tam sayının kendisinden önceki bütün tam sayılarla 1'e inilinceye kadar çarpılması sonucunda elde edilen çarpımı gösterme verilen fonksiyon
- fakülteisimBir üniversitenin, öğrenim alanı veya uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri; medrese
- fakülteliisimfakülte öğrencisi olan kişi
- fakıisimeskiden Anadolu'da köy imamına ve öğretmen gibi okumuş insanlara verilen ad, ünvan
- fakılıkisimhocalık
- fakırisimfakir
- falisimGeleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası vb.ne bakarak anlam çıkarma; bakı.
- fal açmakifadeBakla, su, iskambil vb.ne bakarak gelecekte olacak şeyleri anlamaya çalışmak.
- fal bakmakifadeBakla, su, iskambil vb.ne bakarak gelecekte olacak şeyleri anlamaya çalışmak.
- fal taşıisimFalcıların fala bakmak için kullandıkları değişik biçim ve renklerdeki taş.
- fala bakmakifadeBakla, su, iskambil vb.ne bakarak gelecekte olacak şeyleri anlamaya çalışmak.
- fala inanma, falsız kalmaatasözüFal inanılacak şey değildir. Ancak kişi oyalanmak, yalan da olsa geleceği üzerine bir şeyler dinlemek ister. Bunu da hoş görmek gerekir.
- fala inanma,falsız da kalmaatasözü"Fala inanmak doğru değildir,aslı yoktur.Yine de insan güzel sözler duymaktan hoşlanır" anlamında bir söz.
- falafelisimnohut köftesi veya bakla ezmesinin çeşitli baharatlarla karıştırılarak yağda kızartılmasıyla yapılan, daha çok ara sıcak olarak tüketilmeye uygun, Orta Doğu kökenli bir yemek.
- falafelciisimFalafel yapıp satan kimse.
- falakaisimayakları sıkıştırıp tutmak için kullanılan, ortasına halka şeklinde ip geçirilmiş kalınca bir sopa ile tabanlara vurmaya yarayan bir değnekten yapılmış dayak âleti, ceza olarak çıplak ayak tabanlarına vurmakta kullanılan, ayakları uygun bir durumda sıkıştırıp tutan, kalınca bir sopa ile bunun iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı
- falakacıisimYeniçeri ağasının veya sekban başının suçluları cezalandırmak için yanında bulundurduğu falakayı taşıyan acemi oğlanlara verilen ad.
- falakalısıfatFalakası olan.
- falakasızsıfatFalakası olmayan.
- falanzamirsöylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan
- falan festekizisimfalan filan
- falan feşmekânisimFalan filan