Sözlük dizini
“İ” harfi
3.971 madde
- iletişim ortamıisimBildirişim, haberleşme veya komünikasyon imkânlarının sağlandığı ortam; medya.
- itimat etmekfiilgüvenmek
- ihrazisimKazanma, elde etme, erişme.
- ihvanisimYakın arkadaşlar, dostlar
- ilgiisimiki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, alaka, taalluk, aidiyet
- iğneli fıçıisimÇok sıkıntı ve üzüntü veren durum veya şey.
- inşaatisimYapma işi; yapım
- ikindiisimİnsanın gölgesinin iki katına çıktığı andan güneşin batışına kadar geçen zaman dilimi.
- işlemisimbir amaca ulaşmak için tutulan yol
- içiisimbir memleketin saygı duyulanı, ileri geleni
- ibdaiyeisim(felsefe) yaradılış nazariyesi
- istek kipiisimTürkçede -e, -a, -ı, -ı, -u, -ü, -ayım, -eyim, -alım, -elim ekleri ile kurulan ve isteme kavramı veren isteme kipi, dilek kipi, istek
- iftarisimOruç açma, oruç bozma.
- ittibâ etmekfiilizlemek, takip etmek, uymak
- ifratisimHerhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma, taşkınlık, tefrit karşıtı.
- irşatisimDoğru yolu gösterme
- itoğluitisimKurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse.
- iadeiitibarisimYitirilen saygınlığı yeniden elde etme.
- ihkâmisimkuvvetlendirme, sağlamlaştırma, güçlendirme, tahkim etme
- ikebanaisimbelli kurallara göre yapılan çiçek düzenlemesi
- iç bölgeisimbir limanı ithalat ve ihracat etkinlikleri bakımından besleyen, ona çeşitli ulaşım yollarıyla bağlı, dar veya geniş bölge, art bölge, hinterlant
- iskorpitisimİskorpitgillerden, iri başlı, yüzgeçlerinde yakıcı dikenleri bulunan, eti beğenilen bir balık, (Scorpaena scrofa).
- idrakisimanlama kabiliyeti
- imleçisimkonumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren yanıp sönen işaretçi.
- igluisimeskimoların (İnuitler) sürekli olarak ya da av sezonlarında geçici olarak yaşamak üzere sıkıştırılmış kar ve buz bloklarından yaptığı ev yapısı
- ifrat tefritisimBirbirinin tam zıddı olan iki aşırı uç.
- incik boncukisimDeğersiz ufak tefek süs eşyası.
- istikaisimAyakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik; isteka.
- iş adamıisimkazanç sağlamak amacıyla ticaret veya sanayiye yatırım yapan kişi
- imtizaçisimkarışabilme