Sözlük dizini
“K” harfi
13.041 madde
- kan plâzmasıisimKanın hücrelerarası sıvı maddesi
- kan portakalıisimCitrus sinensis türü portakalların, içinin koyu kırmızı renkte olmasıyla bilinen bir çeşidi.
- kan sporuisimHayvanların avlandığı, yaralandığı veya öldürüldüğü eğlence veya "spor" amaçlı faaliyet
- kan susamışsıfathunhar
- kan taşıisimkırmızı veya esmer renkte olan doğal demir oksidinden oluşan, yaralardan akan kanı durdurmak için kullanılan mineral, hematit
- kan tepesine çıkmakifadeÇok sinirlenmek, hiddetlenmek, kontrolü yitirmek.
- kan ter içinde kalmakifadeÇok yorulmak
- kan tere batmakfiilKan ter içinde kalmak
- kan unuisimKıl, mide içeriği, idrar ve benzeri yabancı maddeden arı temiz, taze hayvan kanından normal işlemle elde edilmiş, genellikle koyu, siyaha benzer bir renkte, suda çözünmeyen kurutulmuş bir ürün
- kan vermeisimkan vermek işi.
- kan vermekifadehastaya, yaralıya kan aktarmak.
- kan yürümekifadeBir organda aşırı kan birikmesi.
- kan zehirlenmesiisimKanda hastalık yapan patojenlerin bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.
- kan çanağı gibiifadeKanlanan göz.
- kan çekmekfiilYüz ve huy, ana veya baba tarafının yüzüne ve huyuna benzemek
- kan şekeriisimkanda bulunan şeker
- kan, kanla yunmazatasözü"Halk arasında meydana gelen kargaşa, itaatsizlik ancak barışçı yöntemlerle dindirilir" anlamında bir söz.
- kanaisimgeminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler
- kana kanisimKısasa kısas
- kana kan istemekfiilÖldürenin öldürülmesini istemek
- kana kanazarfKanıncaya kadar, doya doya, içine çeke çeke
- kana susamakifadeÖldürme isteği ile dolu olmak.
- kana çiçeğiisimAmerika ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişen kök saplı otsu bir bitki türlerinin ortak adı
- kanaatisimelindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum
- kanaat etmekfiilyetinmek
- kanaat getirmekifadekanmak, aklı yatmak, inanmak.
- kanaat gibi devlet olmazatasözü"Elindekiler ile yetinmesini bilen kimse sıkıntı çekmez" anlamında bir söz.
- kanaat önderiisimBir konu, kanaat hakkında başkalarının düşüncelerini etkileyen kişiler
- kanaatkârsıfatkanık
- kanaatkârlıkisimAzla yetinme durumu, kanıklık, yetingenlik