Sözlük dizini
“S” harfi
102 madde · Mecazlar
- sinirsizsıfatsiniri olmayan
- sasısıfatÇürük ve küf kokusu çıkaran.
- sacayağıisim} Üzerine tencere, tava gibi şeyler koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember ya da üçgen biçimli demir destek; ocak sehpası, sacayak, üçayak
- sahneisimİzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer; oyunluk.
- seyyar hastaneisimHarekâtta veya acil durumlarda kullanılmak üzere yapılan, gezgin hastane.
- sosyal mesafeisimfiziksel mesafe
- sugötürmezsıfat(mecaz) başka bir yoruma elverişli olmayan, kesin, sözgötürmez
- soyağacıisimbir kişinin veya bir ailenin en uzak atasından başlayarak bütün kollarını belirten çizelge
- sürüklemekfiilBir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek
- susta durmakfiilKöpeğin arka ayakları üzerinde durması.
- susamakfiilsu içme gereksinimi duymak.
- sulu zırtlakisimGereğinden fazla sulu.
- sulu gözlüsıfat(mecaz) çok önemsiz olaylarda bile gözyaşlarını tutamayan, ağlayan, gözü sulu, sulu göz
- söylenmekfiilsöyleme işi yapılmak
- soyutlamakfiilbir şeye soyutlama işlemini uygulamak
- soğumakfiilIsısını hızla veya yavaş yavaş yitirerek soğuk duruma gelmek
- sivriltmekfiilsivri duruma getirmek
- sindirmekfiilsinmesini sağlamak veya sinmesine sebep olmak, pıstırmak, sındırmak
- silkelenmekfiilSilkelemek işine konu olmak
- silkelemekfiilÜstündeki şeyleri düşürmek, kaydırmak için bir şeyi üst üste, birden silkmek
- siliksıfatÜstündeki yazı veya çizgiler silinmiş, bozulmuş, aşınmış olan.
- sızdırmakfiilAzar azar akıtmak; sızırmak.
- sıyrıkisimÇarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer; sıyrıntı.
- sır küpüisimBirçok sırrı bildiği hâlde hiçbirini açığa vurmayan kimse.
- sınırsızzarfçok sayıda
- sınıfta kalmakifadebaşarılı olamayan öğrencinin, bir üst sınıfa geçemeyerek aynı sınıfta yeniden okuması.
- sıkı ağızlısıfat(mecaz) Gizli kalması gereken şeyleri başkasına söylemeyen, sır tutabilen.
- sevdalısıfatsevdaya tutulmuş olan, tutkun, vurgun, âşık
- sertlikisimsert, katı olma durumu
- sertleşmekfiilSert bir durum almak; katılaşmak.