Sözlük dizini
Deyimler
2.997 madde
- sultan sofrasıifadeSelçuklularda hükümdarın halka cuma günleri verdiği ziyafet.
- yağma sofrasıifadeEski Türklerde hükümdarın halka, sonrasında sofranın ve mekânın eşyasını götürmelerine izin verdikleri ziyafet.
- amele sofrasıifadeÇoğunlukla peynir, üzüm, domates ve ekmeğin yendiği öğün.
- dili damağı kurumakfiilçok susamak, susuzluktan ağzı kurumak.
- aklını kaybetmekifadeaklını kaçırmak kavramının eş anlamlısı
- şekerleme yapmakifadekısa bir süre uyumak, kestirmek
- hiç yoktan iyidirifade"Elinde hiçbir şey olmamaya bunu tercih ederim" demek olan bir deyim.
- a'dan z'ye kadarifadea'dan z'ye
- acısını bağrına gömmekifadeacısını bağrına basmak
- acısını içine gömmekifadeacısını bağrına basmak
- acısını içine basmakifadeacısını bağrına basmak
- acısı yüreğine çökmekifadeacısı içine çökmek
- acısı yüreğine işlemekifadeacısı içine çökmek
- acısı içine işlemekifadeacısı içine çökmek
- acılar görmekifadeacı görmek
- abliyi koyvermekifadeabliyi kaçırmak
- abdesti gelmekifadeabdest bozmaya gereksinim duymak
- yanına kalmakifadecezasız kalmak
- Dillerde dolaşmakifadeHer yerde sözü edilmek
- temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp öne sürmekifadeBir şeyi birçok kez tekrarlamak
- alan razı satan razıifadeTarafların anlaştığı bir durumda başkalarının karışmaması gerekir.
- elinden geleni ardına koymamakifadeYapabileceği bütün kötülükleri yapmak.
- çorap söküğü gibi gitmekifadeBaşlayan bir iş veya birbirine bağlı birçok iş arka arkaya ve kolayca sürüp gitmek
- aklı kesmemekifadeAnlayamamak, idrak edememek.
- postunu sermekifadeÖldüresiye dövmek.
- söz altında kalmamakifadeBir kimsenin kendisine dokunan sözüne gereken cevabı vermek.
- dört elle sarılmakifadeBir işe büyük bir özen ve önem vererek girişmek
- bulunmaz Hint kumaşıifadeÇok az bulunduğu ve çok değerli olduğu sanılan şey.
- dişe dokunurifadeİşe yarar, belirtilmeye değer, önemli olmak.
- gelen ağam giden paşamifadeYönetimde kim olursa olsun, yönetim kimin eline geçerse geçsin benim için fark etmez, hepsiyle iyi geçinirim” anlamında kullanılan bir söz.