Sözlük dizini
Deyimler
2.997 madde
- güneş doğmakifadeSabahleyin Güneş'in ufuktan yükselmesi.
- gündeme getirmekifadebir toplantıda bir konuyu tartışmak, görüşmek için önermek.
- eyvallahı olmamakifadekimseye gönül borcu, minneti olmamak.
- eyeri boş kalmakifadeAtın binicisinin ölmesi.
- elden düşmeifadeAz kullanılmış ve sahibinin elinden ucuza alınmış nesne
- el kapısıifadeAile ocağının dışında muhtaç olunan, gelir, geçim sağlayan, başkalarına ait olan yer
- dünyayı tozpembe görmekifadeÜzücü durumlara bile iyimser gözle bakmak
- dünyayı haram etmekifadeBir yeri yaşanılmaz duruma getirmek
- dünyayı gözü görmemekifadeÜzüntü, öfke, karamsarlık ve çok mutlu olma gibi durumlarda başka bir şey düşünememek, ölçülü davranamamak, yoğun olarak bir iş ile uğraşma
- dünyayı anlamakifadeDünyada neler olduğunu öğrenmek, deneyimi artmak
- dolabı bozulmakifadeKurduğu iş düzeni bozulmak.
- dilinin altındaki baklayı çıkarmakifadesöyleyemediği bir durumu ya da sözü ifade etmek
- dibine darı ekmekifadeBir şeyi sonuna kadar tüketmek, bitirmek
- çocuk oyuncağı hâline getirmekifadeyeteneksiz kimselerin karışmasıyla bir işi değerinden düşürmek.
- boş gözlerle bakmakifadeAnlamsız bakmak
- bıyıkları ele almakifadeDelikanlılık çağına girmek.
- bıyığı terlemekifadeBıyığın yeni çıkmaya başlaması.
- at çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamakifadeİş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak.
- arkasını dayamakifadeBirinin koruyuculuğuna güvenmek
- Arafat'ta soyulmuş hacıya dönmekifadeHer şeyini kaybedip çırılçıplak kalmak, çaresiz kalmak.
- altmışaltıya bağlamakifadeTemelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmış görünmek.
- altmış altıdiğeraltmış beşten sonra, altmış yediden önce gelen sayı
- altını üstüne getirmekifadeSöz veya tutumuyla çevreyi birbirine düşürmek, karmakarışık etmek
- altın adını bakır etmekifadeKötü işler yaparak temiz ve parlak ününü karartmak
- altı okka etmekifadeBirini kollarından ve bacaklarından tutup yukarı kaldırarak sallamak veya götürmek
- alnını karışlamakifadeKüçümseyerek meydan okumak
- alnında yazılmış olmakifadeBir olayın, kişinin başına gelmesini Allah'ın buyurmuş olduğuna inanmak
- Allah yarattı dememekifadekıyasıya dövmek, çok hırpalamak.
- alkış tutmakifadeEl çırparak veya topluca, yüksek sesle "yaşa", "var ol" gibi sözler ile birini alkışlamak
- alkış tufanı kopmakifadeSürekli ve coşkun alkış başlamak