Sözlük dizini
Deyimler
2.997 madde
- abes kaçmakifade(söz) uygun düşmemek
- abes bulmakifadegereksiz, saçma sapan olarak kabul etmek
- abdestsiz yere basmamakifadeDin buyruklarına titizlikle uymak.
- abdestini vermekifadeazarlamak
- abdest tazelemekifadeAbdesti bozulmadığı hâlde yeniden abdest almak
- abdesti bozulmakifadeyeniden abdest alma gereği ortaya çıkmak
- abdest bozmakifadeidrar veya dışkı atmak
- abdest almakifadeMüslümanlar namaz kılmak, Kur’an okumak, Kâbe’yi tavaf etmek gibi ibadetleri yerine getirebilmek için niyet ederek el, ağız, burun, yüz, kol ve ayakları yıkamak; baş, kulaklar ve boynun iki yanını mesh etmek yoluyla arınmak.
- abayı sermekifadeistenilmediği hâlde teklifsizce yerleşmek
- kanaat getirmekifadekanmak, aklı yatmak, inanmak.
- taşı ölçeyimifadeKırık, ezik, yara gibi durumlar anlatılırken bir kimsenin vücudu üzerinde yer gösterildiğinde "benden uzak olsun" anlamında söylenen söz.
- taş atıp kolu yorulmamakifadeBir kazancın hiç yorulmadan sağlandığını anlatır.
- taş atmakifadeBirisine dolaylı yollardan ona dokunacak laf etmek
- eşek sikine kelebek konmuş gibiifadeEğreti durmak.
- bayrak açmakifadeGönüllü asker toplamaya girişmek.
- bitmek tükenmek bilmemekifadebir türlü sonu gelmemek, eksilmemek.
- biti kanlanmakifadesıkıntı içinde yaşayan bir kişinin para ve varlık yönünden güçlenmesi.
- birebir gelmekifadeetkisini hemen ve kesin olarak göstermek.
- birbirinin gözünü oymakifadearalarında aşırı geçimsizlik olmak.
- birbirini yemekifadeİki ya da daha çok kimse birbiriyle uğraşmak, birbirine kötülük etmek.
- bir gömlek fazla eskitmiş olmakifadeBirinden daha yaşlı ve daha görmüş geçirmiş olmak.
- bir gömlek aşağıifadebirinden bir derece daha düşük.
- bir deri bir kemik kalmakifadeÇok zayıf olmak.
- bir ben bir de Allah bilirifade'çok sıkıntı içindeyim' anlamında kullanılan bir söz.
- bir araya getirmekifadetoplamak.
- bin can ileifadeçok isteyerek, gönülden.
- tekbir getirmekifadeMüslümanlıkta Tanrı'nın büyüklüğünü, yüceliğini anmak için söylenen ve 'Allahuekber' sözü ile başlayan duayı okumak.
- bozum olmakifadeutanmak, utanacak duruma düşmek, mahcup olmak.
- bozum etmekifadeutandırmak, mahcup etmek.
- boğuntuya getirmekifadebirini bunaltıp şaşırtmak yolu ile kendisinden, bir iş veya mal karşılığı olarak çok miktarda para çekmek.