Sözlük dizini
Deyimler
2.997 madde
- linç etmekifadeYargılamadan öldürmek
- el pençe divan durmakifadesaygı gösterilen kimse karşısında el kavuşturup ayakta durmak
- deli saçmasıifadeAnlamsız, tutarsız, delice söz.
- taşa tutmakifadeÜst üste taş atmak, aralıksız taşlamak.
- leke sıçratmakifadeBulandırmak
- her sakala bir tarak uydurmakifadeDoğru olsa da olmasa da karşısında duran her kişiye onun hoşlanacağı sözler söylemek ve ona göre davranmak.
- parmak ısırmakifade"Büyük şaşkınlık duymak, şaşırmak" veya "gıpta etmek" anlamında kullanılan bir söz
- telefon etmekifadebirini telefonla aramak ve bir şey söylemek.
- ne oldum delisi olmakifadeUmmadığı bir duruma ulaşan kimsenin çok şımarması
- pek söylemekifadeKırıcı ve sert konuşmak
- aklı karışmakifadene yapacağını bilememek, şaşırmak, bocalamak
- garazı olmakifadeBirine karşı kötülük, kin beslemek.
- aba gibiifadekaba ve kalın
- gına getirmekifadebıkmak, usanmak.
- gözü dışarıdaifadeEşinin dışında başka kimselerle de ilgilenen kişi.
- üstüne titremekifadebirinin üstüne çok düşmek
- tatlıya bağlamakifadeBir anlaşmazlığı, her iki tarafı da memnun edecek şekilde bağlayıp sonuçlandırmak.
- düşman çatlatmakifadeiyi durum ve başarılarla düşmanı kıskandırmak veya kızdırmak.
- deyip de geçmekfiilÖnemsememek
- ayıya kaval çalmakifadeLaftan anlamayan anlayışsız birine söz anlatmaya çalışmak.
- deliye dönmekfiilÇok sevinmek
- ununu elemek, eleğini asmakifadegeri kalan ömrü süresince yapacak önemli bir işi kalmamak' anlamında kullanılan bir söz.
- gargaraya getirmekifadeGürültüye, karışıklığa boğarak bir sözün veya bir işin etkisini azaltmak, dağıtmak, dikkatten kaçırmak.
- beti benzi uçmakifadeherhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak, korkmak.
- yaşlara boğulmakifadeÇok gözyaşı dökmek, ağlamak.
- çekişe çekişe pazarlık etmekifadeAlışveriş sırasında ucuza almak ya da pahalıya satmak için uzun uzadıya sıkı pazarlık etmek.
- ne idiği belirsizifadeNe olduğu, niteliği, soyu sopu, nereli olduğu bilinmeyen.
- kafasına dank etmekifadeDaha önce göremediği bir gerçeği görerek birdenbire ayılmak, doğruyu görmek.
- muhallebi çocuğuifadeNazlı büyütülmüş çocuk
- gaza getirmekifadebirini olmadık bir şey veya hayalî bilgilerle coşturmak, ileri sürmek.