Sözlük dizini
Mecazlar
1.479 madde
- karabiberisimKarabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerinin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki (Piper nigrum).
- karabulutisimSıkıntı, felaket
- karagözisimİzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus).
- karakoncolosisimÇocukları korkutmak için kendisinden söz edilen, gerçek dışı bir yaratık, umacı, hayalet
- karalamaisimkaralamak işi.
- karalamakfiilBoya veya kalemle birtakım şekiller çizerek bir yeri kirletmek.
- karikatürisiminsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak mübalağlı bir şekilde veren, düşündürücü ve güldürücü çizim
- karmakarışıksıfatdağınık, düzensiz, çok karışık
- kartopuisimHanımeligillerden, birçok türü süs bitkisi olarak yetiştirilen, zeytinimsi, meyvemsi, kırmızı renkte bir ağaççık, viburnum
- karı ağızlısıfat(mecaz) dedikodu yapan (erkek)
- karınisimİnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi; batın
- karın ağrısıisimkarında duyulan ağrı, abdominalji
- karıştırıcıisimİki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı.
- karışıksıfatayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş, katışık
- kaskatısıfatÇok katı.
- kasketlisıfatKasketi olan
- kasmakfiilkasları gergin duruma getirmek
- kasılmakfiilkasma işi yapılmak.
- kasırgaisimrüzgâr çizelgesinde hızı 64 veya daha fazla deniz mili olan ve kuvveti 12 ile gösterilen rüzgâr
- katarisimBirbiri arkasına sıralanmış hayvan veya taşıt dizisi.
- katlanmakfiilkatlama işinin yapılması.
- katısıfatsert, yumuşak karşıtı.
- katı yüreklisıfat(mecaz) merhametsiz
- katıksızsıfatkatığı olmayan, yavan
- kavalyeisimKadına, dansta eş olan veya bir yerde, toplantıda arkadaşlık eden erkek.
- kavgaisimdüşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa
- kavisisimYay, yay biçiminde olan şey
- kavrulmakfiilkavurma işi yapılmak
- kaymakisimsütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krem
- kaynakisimyeraltı suyunun yeryüzüne çıktığı yer; bulak, eşme, göz, göze, kaynarca, memba, pınar, su kaynağı