Sözlük dizini
Standart Türkçe
38.315 madde
- yabansımaisimYabansımak işi
- yabansımakfiilyabansı bulmak, garip ve tuhaf bulmak
- yabantıisimtınazı savurmaya yarayan beş parmaklı tarım aracı
- yabantırakisimSulak yerlerde yetişen bir tür dereotu.
- yabanıllaşmaisimYabanıllaşmak işi, yabanileşme
- yabanıllaşmakfiilYabanıl duruma gelmek, yabanîleşmek
- yabanıllıkisimYabanıl olma durumu, vahşîlik, vahşet
- yabguisimOrta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin unvanı.
- yadacıisimYada taşıyla yağmur ve kar yağdırdığına, yel estirdiğine inanılan büyücü. bkz. Yada taşı.
- yadigarisimyadigâr
- yadlıkisimYabancılık.
- yadsımaisimyadsımak işi, inkâr
- yadsımakfiilYaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini söylemek, yaptığını saklamak, inkâr etmek
- yadsınmaisimYadsınmak işi
- yadsınmakfiilYadsımak işi yapılmak
- yadımlamaisimCanlı protoplâzmayı yapan büyük ve karmaşık yapılı moleküllerin enerji çıkararak yanması, katabolizma, özümleme karşıtı
- yadımlamakfiilCanlı protoplâzmayı yapan büyük ve karmaşık yapılı moleküller enerji çıkararak yanmak
- yadırgamaisimYadırgamak işi
- yadırgamakfiilkendine yabancı gelen bir kişiye, duruma veya şeye alışamamak, ısınamamak
- yadırganmaisimYadırganmak işi
- yadırganmakfiilyadırgamak işi yapılmak
- yadırgatmaisimYadırgatmak işi
- yadırgatmakfiilYadırgamak işi yaptırmak, yadırganmasına neden olmak.
- yafaisimKabukları kalın bir portakal türü.
- yaftaisimÜzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bilgi veren yazılı kâğıt parçası.
- yaftalamaisimYaftalamak hâli veya işi
- yaftalamakfiilduyurmak, ilân etmek, ortaya koymak
- yaftalanmakfiilYafta asılmak veya yapıştırılmak
- yahniisimkavrulmuş soğan ve salça ile pişirilen et yemeği
- yahuünlemhey, bana bak, baksana" anlamında