Sözlük dizini
Terimler
14.340 madde
- kayakisimbuz ve kar üzerinde yol almayı sağlayan araç
- kayak eviisimkayak bölgesinde yapılan küçük ev
- kayakla atlamaisimdik bir rampadan aşağı kaymayı, havalanmayı, mümkün olduğunca yükseğe atlamayı ve ardından düşmeden yumuşak bir biçimde en uzak noktaya inmeyi içeren gösterişli bir spordur, bir kış sporu olarak
- kayaçisimYer kabuğu'nun yapı gereci olup bir veya birkaç mineralden oluşan kütle
- kayaçlaşmaisimTortuların kayaya sıkıştırılması ve sementasyonu süreci
- kayağan taşisimkillerin başkalaşımı ile oluşmuş, yaprak biçiminde ayrılabilen, mavimsi taş, kayrak, arduvaz
- kaydetmekfiilBazı önemli noktaları belirleyip yazmak.
- kaydi paraisimekonominin yönünü tayin etmekte kullanılan, bankalar aracılığıyla tam karşılıklarının olmaması bilinerek piyasaya çıkan para
- kaydırma kilidiisimÖlçünlü uzunluktaki bir bilgisayar tuşluğunda bulunan, ilk olarak yön tuşlarının imleci yönlendirmek yerine pencereyi kaydırması amacıyla geliştirilen, ama bu günlerde başka amaçlarla kullanılan tuş.
- kayetmekfiilkusmak
- kaygıisimüzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa
- kaykayisimtahtadan yapılmış, altında tekerlekler bulunan üzerinde kayılan alet.
- kaykaçisimAyakkabıların altına yerleştirilmiş krampona benzeyen bir sıra tekerlekle kayılarak yapılan bir spor dalı.
- kaymakam divanıisimkaymakam paşanın başkanlığında kurulan divan
- kaymeisimkâğıt para
- kaynakisimyeraltı suyunun yeryüzüne çıktığı yer; bulak, eşme, göz, göze, kaynarca, memba, pınar, su kaynağı
- kaynak koduisimHerhangi bir yazılımın işlenip makine diline çevrilmeden önce insanların okuyup üzerinde çalışabildiği programlama diliyle yazılmış hâli
- kaynakçaisimbelli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser, bibliyografya, bibliyografi
- kaynamaisimKaynamak işi; galeyan
- kaynama noktasıisimBir sıvının üzerindeki basınçla o sıcaklıktaki doygun buhar basıncının denk olduğu sıcaklık.
- kaynamakfiilBir sıvının, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdaması
- kaynaşmakfiilayrılmayacak bir biçimde birleşmek
- kayrakisimekime elverişli olmayan, taşlı, kumlu toprak.
- kayranisimOrman içindeki geniş ve çıplak alan; alan, düzlük
- kayserisimRoma, Bizans ve Alman imparatorlarına verilen unvan
- kayzerisimAlman kralı.
- kayırisimNehir veya çay sularının sürükleyip getirdiği kum ve çakıl taşları
- kayıtisimbir yere mâl ederek deftere geçirme
- kayşaisimtoprak kayması, heyelan
- kayşamakfiilkaya, toprak vb. yerinden koparak aşağıya kaymak