Sözlük dizini
Terimler
14.340 madde
- sanayiisimham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, endüstri, işleyim, uran
- sanayi elmasıisimSondajlarda, parlatma ve kesme işlerinde kullanılan, ziynet eşyası olmaya müsait olmayan siyah elmas
- sanayicilikisimİnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem.
- sancakisimÇoğunlukla askerî birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak.
- sandıkisimİçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası.
- sandıktan çıkmakifadeseçimle işbaşına gelmek.
- sanemisimput
- sanrıisimuyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon
- sansürisimHer türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi; sıkı denetim
- santimetreküpisimkenarı 1 santimetre olan bir küpün hacmine eşit hacim ölçüsü birimi
- santra yuvarlağıisimOrta yuvarlak
- santralisimDoğadaki başka enerji türlerini elektrik enerjisine çeviren fabrika.
- santralciisimTelefon santralinde çalışan görevli; santral, telefoncu.
- santrforisimOrta akıncı
- sanıkisimsuçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş
- sapaklıkisimbelli bir ölçüye, belli kurala uymama durumu
- sapanisimgenellikle çocukların kuş vurmak için kullanılan, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç, kuş lastiği, atmaca
- saplantıisimkişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce, sabit fikir, fikrisabit, idefiks
- saplantılısıfatsaplantısı olan, sabit fikirli
- sapmaisimsapmak işi
- sapma açısıisimSondaj sırasında meydana gelen sapmada esas yön ile sapan takımın yönü arasındaki açı
- saptırmaisimSondaj kuyusunun özel düzenlerle istenilen yöne yöneltilmesi
- sapınçisimözel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık, aberasyon
- saraisimzaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi
- sarayisimhükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük bina
- saraçisimKoşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse.
- saraçhaneisimAt takımları, araba koşumları, meşinden eşya yapılan ve satılan yer
- sardunisimBalıkçıların kullandığı bir tür halat
- sarfisimharcama, tüketme, kullanma
- sarf ü nahivisimdilbilgisi