Standart Türkçe
Yazı ve konuşma dilinde ortak olarak kullanılan, herkesçe bilinen temel söz varlığı.
2.248 madde · “D” harfi
- diplemeisimDiplemek işi
- diplemekfiilİçilecek bir şeyi dibine kadar içmek.
- diploitisimİki kromozom takımı taşıyan hücre veya organizma
- diplomaisimBir kimseye herhangi bir okulu veya öğrenim programını başarıyla tamamladığını, bir derece veya ünvanı kullanmaya hak kazandığını, bir iş, sanat veya meslek dalında çalışabilme yetkisi elde ettiğini belirtmek için bir öğretim kurumu tarafından düzenlenip verilen resmî belge; icazet, icazetname, şehadetname
- diplomasiisimuluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü
- diplomasızisimDiploması olması gereken bir meslekte, diploması olmadan çalışan.
- diplomasızlıkisimDiplomasız olma durumu
- diplomatisimdış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse
- diplomatlıkisimDiplomat olma durumu
- diplâryaisimPisi balığının küçüğü
- dipnotisimMetin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına, çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi; haşiye.
- diptikisimbirbirine tutturulmuş ikiz resim levhası
- dipçikisimtüfek vb silâhların namlu gerisinde bulunan, atış sırasında silâhın omuza dayanmasını veya tabancada elle kavranmasını sağlayan taban bölümü
- dipçiklemekfiilDipçikle vurmak
- dipçiklenmeisimDipçiklenmek işi
- dipçiklenmekfiilDipçikle vurulmak.
- dipüstüisimtütünlerde farklı zamanlarda hasat edilen el grubu kategorisi
- dirayetisimİnce şeyleri kavrayış.
- dirayetlilikisimDirayetli olma durumu
- dirayetsizlikisimDirayetsiz olma durumu
- direkisimağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek
- direksiyonisimSürücünün, taşıtı yol boyunda istenilen doğrultuda kontrol etmesini sağlayan genellikle yuvarlak biçimli düzenek; yönelteç
- direktifisimYönerge
- direktörisimBir kurumu, bir işi yönetmekle görevli en yüksek rütbeli yönetici, müdür.
- direktörlükisimYönetmenlik, müdürlük
- direkçiisimalamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kişi
- diremeisimDiremek işi
- diremekfiilBir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak
- direnebilmeisimdirenebilmek işi
- direnebilmekfiildirenme ihtimali veya imkânı bulunmak