Standart Türkçe
Yazı ve konuşma dilinde ortak olarak kullanılan, herkesçe bilinen temel söz varlığı.
934 madde · “F” harfi
- faisimgam dizesinde "mi" ile "sol" arasındaki ses
- faaliyetisimcanlılık, hareket
- fablisimahlâki bir ders vermek maksadıyla, daha çok insan dışı varlıklar (hayvanlar,bitkiler) arasında geçtiği tasavvuf edilen olayları ele alan alegorik ve genellikle manzum masal, hikâye, öykünce
- fabrikaisimİşlenmemiş veya yarı işlenmiş maddelerin makine, araç vb. ile işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu.
- fabrikacıisimfabrika sahibi veya fabrika işleten kişi, fabrikatör
- fabrikacılıkisimfabrikacının yaptığı iş, fabrikatörlük
- fabrikatörisimfabrikacı
- fabrikatörlükisimfabrikacılık
- faciaisimÇok üzüntü veren, acıklı olay.
- facialaşmaisimfacialaşmak durumu
- facialaşmakfiilfacia durumuna gelmek
- facialaştırmaisimfacialaştırmak işi
- facialaştırmakfiilfacia durumuna getirmek
- factoringisimalacaklandırma
- fagositisimyutar hücre
- fagositozisimfagositin solid partikülleri yakalayıp yutması ve sitoplazmasında oluşturduğu fagosom adı verilen boşluğa hapsederek eritme (sindirme) çabası, hücre yutarlığı
- fagotisimtahtadan parçaları uç uca takılı, uzun bir boru biçiminde, perdeli, nefesli bir çalgı
- fahimaneisimfahim olana yakışacak tarzda, büyüklük göstererek, ulu, şerefli
- fahişeisimhayat kadını
- fahişelikisimhayat kadınlığı, orospuluk
- fahrisimkendisiyle övünülen, iftihaf sebebi
- fahrenhaytisimerimekte olan buzun sıcaklığını 32 °C, kaynar suyun buhar sıcaklığını 212 °C'de gösterebilecek biçimde derecelenmiş bulunan bir termometre türü
- fahteisimklasik Türk müziğinde daha çok ilâhi, beste ve özellikle peşrev formlarında kullanılan, yirmi zamanlı ve on iki vuruşlu bir büyük usul
- faikıyetisimÜstünlük, yükseklik.
- faizisimişletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, ürem, nema
- faizciisimFaizle para veren kimse
- faizcilikisimtefecilik
- faizlendirmeisimfaizlendirmek işi
- faizlendirmekfiilParayıfaize verip işletmek, çoğaltmak, nemalandırmak
- fakaisimfakirlik, yoksulluk, ihtiyar