Standart Türkçe
Yazı ve konuşma dilinde ortak olarak kullanılan, herkesçe bilinen temel söz varlığı.
518 madde · “V” harfi
- vardabandıraisimÖzellikle savaş gemilerinde işaret alıp vermekte usta er
- vardacıisimVarda işini sesle veya araçla yapan kimse
- vardavelaisimKüpeştedeki yatay çubuklara veya güvenlik amacıyla yatay olarak çekilen demir, ağaç, zincir veya halat korkuluklar
- vardelaisimYaklaşık 3 santimetre genişliğinde yumuşak kösele şerit
- vardiyaisimYirmi dört saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri; posta.
- vardiyacıisimVardiya ile çalışan kimse
- vardırmaisimVardırmak işi veya durumu
- vardırmakfiilvarmasına yol açmak, götürmek
- varfarinisimPıhtılaşma faktörlerinin salgılanmasını baskılayan kumarinden elde edilen kristal özellikte kimyasal madde. Tromboembolizmin tedavisi amacıyla geliştirilmiş olsa da yüksek dozlarda fare zehri olarak kullanılır. K vitamini için özel panzehirdir.
- vargelisimHerhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası
- varidatisimgelirler
- varidatçıisimDevletin gelir işlerini yürüten görevli
- varilisimçoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap
- varisisim, Toplardamarların fonksiyonel bozuklukları sonucu ya da kan akımının önündeki bir engel nedeniyle genişleyerek kıvrımlı bir hâl alması; ordubozan
- varisellaisimsuçiçeği
- varisliisimVaris rahatsızlığı olan kimse.
- varlıklılıkisimvarlıklı olma durumu
- varmaisimvarmak işi
- varmakfiilerişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak
- varoitusääniisimuyarı sesi
- varoluşisimvar olma, var olma olgusu, mevcudiyet
- varoluşçuisimvaroluşçuluk yanlısı, egzistansiyalist
- varoluşçulukisimvaroluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti, egzistansiyalizm
- varoşisimŞehrin merkezinden uzak ve çoğu eğitim düzeyi düşük yoksul halkın oturduğu semt, kenar mahalle.
- varsanıisimsanrı
- varsaymaisimVarsaymak işi.
- varsaymakfiilbir olgunun sonuçlarından yararlanabilmek, bu sonuçlar üzerine düşünce üretebilmek için onu olmuş veya olacak saymak, farz etmek
- varsayılmaisimVarsayılmak işi.
- varsayılmakfiilbir şeyin var olduğu kabul edilmek, farz olunmak
- varsayımisimDeneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce.