Yabancı Kökenli
Türkçeye Arapça, Farsça, Fransızca ve başka dillerden girmiş kelimeler.
6.496 madde
- mukaddimeisimön söz
- mukallitisimtaklitçi
- mukaveleisimsözleşme
- mukavemetisimdayanma, karşı durma, karşı koyma, dayanırlık
- mukavimsıfatdayanıklı
- mukbangisimGüney Kore'den yayılmış bir İnternet videosu trendi, yemek yayını
- mumisimBir fitilin etrafına erimiş bal mumu, içyağı, stearik asit veya parafin dökülerek genellikle silindir biçiminde dondurulan ince, uzun aydınlatma aracı; şem.
- munissıfatalışılan, alışılmış, yabancı olmayan
- munsapisimkavşak
- muntazamsıfatdüzgün
- murakıpisimdenetçi.
- muratisimİstek, dilek
- murdarsıfatkirli
- musahipisimSohbet, arkadaşlık eden kimse.
- musallaisimnamazgâh
- musalla taşıisimCenaze namazı kılınmak için üstüne tabut konulan masa biçiminde yüksekçe taş.
- musallatsıfatBir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen (kimse).
- musandıraisimyüklük
- musannasıfatUydurma, düzme
- musavversıfatresimli.
- musikiisimmüzik
- muskaisimİçinde dinsel veya büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan, taşıyanı, takanı veya sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne, yazılı kâğıt vb.; hamayıl
- mustatilisimdikdörtgen
- mutaisimveri
- mutabıksıfatbirbirine uyan, aralarında anlaşmazlık olmayan
- mutarizaisimyay ayraç.
- mutasavvıfisimTasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Allah'a adamış kimse
- mutekitsıfatBir şeye inanan kimse.
- mutlakisimbir kavram olarak şeylerin, keşfedilmiş olsun olmasın, bütününü, tamamını tanımlar
- mutlak butlanisimHukuki bir işlemin dünyada gerçekleşmiş olsa bile taşıdığı şartlardan dolayı hukuken hiç gerçekleşmediğini ifade eden hâl.