Sözlük dizini
“D” harfi
6.492 madde
- damlalık aşığıisimKırma veya beşik çatılarda saçak üzerine oturtulan aşık.
- dogmacılıkisimöne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış, dogmatizm
- dişilikisimDişi cinsten olma durumu.
- donatılı betonisimBetonarme
- dışkıisimsindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı, kaka, bok, büyük abdest, kazurat
- dalkavukisimkendisine çıkar ve yarar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse
- davul dengi dengine diye çalaratasözü"Birlikte yaşayacak veya arkadaş olacak kimseler anlaşabilmeli
- dağ başından duman eksik olmazatasözüToplumda yüksek ekonomik ve sosyal seviyeye sahip insanların, bu konumlarından kaynaklanan sorumlulukları ve bu sorumluluklarından kaynaklanan birtakım sorunları ve sıkıntıları vardır. Bu durum, zenginlik ve yüksek makam devam ettiği sürece hiç eksilmez.
- düt demeye dudak isteratasözüNiteliği ne olursa olsun, bir işi başarabilmek için yetenek ve imkanlar gereklidir.
- denemeisimdenemek işi, sınama
- dokumaisimdokumak işi
- direkisimağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek
- dinçzarfcanlı, zinde bir biçimde
- dilimisimBir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça
- denkisimyük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri
- doyraisimKars yöresinde terekeme topluluğunda genellikle genç kızların giyindiği diz üstünde kısa fistan.
- düşmekfiilyer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek
- doleisimboynuzsuz koç
- diriksıfatDiri, canlı
- diken dutuisimböğürtlen
- darb etmekfiilVurmak, çarpmak.
- dezenfektesıfatHastalık yapma özelliği olan mikroorganizmalardan temizlenmiş olan.
- dut yemiş bülbüle dönmekifadeneşe ve konuşkanlığını yitirmek, susmak.
- dost kazığıisimDost bilinen kimseden gelen zarar veya kötülük.
- dona kalmakifadeBir süre şaşkın vaziyette kalmak.
- domuzdan kıl koparmakifadeCimri ve sevimsiz bir zenginden az da olsa bir şey alabilmek.
- dokuz köyden kovulmuşifadeDavranışları ya da düşünceleri nedeniyle gittiği her yerde uyumsuzluk yaşayıp uzaklaştırılmak.
- doğmamış çocuğa don biçmekifadeHenüz gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir şey için önceden hazırlık yapmak.
- doğduğuna inanıp öldüğüne inanmamakifadeBir işin yararını benimseyip, zararını kabul etmemek.
- diz çökmekfiildizlerini yere koyarak oturmak