Sözlük dizini
“E” harfi
4.214 madde
- espiyonisimBirinin kusur veya suçlarını gizlice bildirmesi için o kimsenin üstleri tarafından tutulmuş olan ve bundan çıkar sağlayan kişi
- esperiisimAva alıştırılamayan bir tür doğan
- espaslısıfatespası olan, aralıklı
- esneyişisimEsnemek işi veya biçimi
- esnetmeisimEsnetmek işi
- esnemeisimEsnemek işi
- esneklikisimkuvvetle orantılı olarak uzayıp kısalma ve esnek olma durumu, elâstikiyet
- esmerimsisıfatesmere çalan, esmer gibi
- esmercesıfatesmere yakın, biraz esmer olan
- esmer şekerisimKristal şeker yapımı sırasında kristallerin santrifüj ile ayrılmasından sonra kalan şurubun kristallendirilmesi sonucu elde edilen, genellikle kraker ve bisküvilerde kullanılan, çok ince kristalli, koyu renkli, kokulu bir şeker.
- esmer su yosunlarıisimşeritleri bölmeli, renkleri esmer su yosunuları
- esmer küflerisimasalak yaşayışa uymuş türleri de bulunan yosunumsu mantarlar familyası
- esmer küfisimEsmer küfler familyasının asalak hayata uyabilen örnek türü, özellikle arılarda öldürücü gelişmeler doğuran ilkel mantar (Mucor mucedo).
- esmer amberisimanber balığının bağırsaklarından çıkarılan amber
- esmayışerifeisimEsmayıhüsnâ
- esmayıhüsnâisimAllah'ın adları
- esmayı üstüne sıçratmakfiilDavranışlarıyla belâyı üstüne çekmek
- eskrimciisimEskrim yapan kimse, kılıç oyuncusu
- eskiyişisimEskimek işi veya biçimi
- eskitmeisimEskitmek işi
- eskitilmeisimEskitilmek işi
- eskimsisıfatBiraz eski; eskiye benzer, eskiyi andıran, eski gibi
- EskimoisimKuzey Kutbu'nda yaşayan toplulukların adı ve bu topluluktan olan kişi, Kanada'da İnuit
- eskimeisimEskimek işi
- eskileşmeisimEskileşmek işi
- eskidenzarfgeçmiş zamanlarda, geçmiş çağlarda, geçmişte, mukaddema
- eskicilikisimEskicinin işi
- eskiciisimHer türlü eski eşya alım satımıyla uğraşan kimse
- eski yazıisimTürklerin İslâmiyeti kabulünden sonra kullanmaya başladığı ve 1928 yılında Lâtin alfabesine dayalı yeni Türk harflerinin kabulüne kadar geçen dönemde yazı hayatında benimsenmiş olan Arap alfabesini esas alan yazı sistemi
- eski toprakisimYaşlandığı hâlde dinç (kimse)