Sözlük dizini
“S” harfi
8.238 madde
- saati tutmakfiilSaate bakarak bir işin ne kadar sürdüğünü hesaplamak
- saatçilikisimSaat yapma, onarma veya satma işi
- saatçiisimsaat yapan, onaran veya satan kişi
- saat gibi işlemekfiilHiç aksamadan, ara vermeden çalışmak
- saat farkıisimDünyanın dönüşünden ve meridyen farklığından oluşan zaman aralığı
- saat dilimiisimGreenwich başlangıç boylamından itibaren yer yüzünü 24 parçaya ayıran, 15' lık bölümlerden her biri
- saat dairesiisimBir yıldızdan ve göğün kutuplarından geçen büyük daire
- saat başıisimHer saatin ilk dakikası.
- saat ayarıisimVaktin ve saatin düzenli akışını sağlamak amacıyla yapılan ayar
- saat açısıisimKonum üçgeninin içinde bulunulan yerin saatini veren açısı
- saat camıisimSaat kadranı ve rakamlarını dış etkilerden koruyan özel yapılmış cam
- saadetlusıfatOsmanlı döneminde korgeneral ile albay arasındaki rütbeli subaylara ve bu derecedeki vezirlere verilen unvan
- saadethaneisimYüksek rütbeli kimselerin evi
- saadet asrıisimMuhammed'in yaşadığı dönem, devrisaadet, huzur çağı
- semanisimDiş köklerini kaplayan sert madde
- selefonisimBasılan ürünleri su, ışık ve diğer dış etkenlerden korumak ve estetik ürünleri ortaya çıkartmak için kullanlıan bir laminasyon yöntemi
- süreçisimaralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi
- salgınsıfatKısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan.
- sürer durumisimYürürlükte bulunan antlaşmalara göre olması gereken veya süregelen durum.
- salaşsıfatUyumsuz, kötü görünen.
- statisimstadyum
- sağ olünlemHoşa giden bir davranış için "çok yaşa, teşekkür ederim" anlamlarında söylenen bir söz
- sürüngenlerisimkara ve suda yaşayabilen kaplumbağa, kertenkele, timsah, yılan gibi yerde sürünerek veya yürüyerek ilerleyen sınıfı
- saldırmazlıkisimBirbirine saldırmama durumu.
- sözleşmekfiilbelli bir yerde, belli bir saatte buluşmayı kararlaştırmak
- söz açmakfiilBir konu üzerine konuşmaya başlamak, lâf açmak
- sövmekfiilonur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek
- sönmekfiilyanmaz, aydınlatmaz, parlamaz olmak, parlaklığını, ışığını yitirmek
- söndürmekfiilateş ve ışığın yanmasına, aydınlatmasına son vermek
- solmakfiilrengini yitirmek, rengi uçmak