Sözlük dizini
Mecazlar
1.479 madde
- akortsuzsıfatakordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk
- ağız birliğiisim(mecaz) bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşma, söz birliği
- ağırlık merkeziisimbir cismin bütün noktalarına ayrı ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluşmuş tek kuvvet durumundaki bileşkenin uygulama noktası
- ağırbaşlısıfatDavranışları ölçülü, olgun kimse, hoppa karşıtı; vakur, ciddi.
- ağdalısıfatağdalanmış
- varageleisimBir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç.
- ortalamaisimortalamak işi
- salgınsıfatKısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan.
- milatisimİsa'nın doğduğu gün
- kara elmasisimKayaları delmekte kullanılan siyah elmas.
- sönmekfiilyanmaz, aydınlatmaz, parlamaz olmak, parlaklığını, ışığını yitirmek
- söndürmekfiilateş ve ışığın yanmasına, aydınlatmasına son vermek
- serpmekfiilBir şeyi dağılacak biçimde dökmek.
- sallamakfiildüzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek
- haşlamakfiilBir şeyi kaynar suya daldırmak.
- gürlemekfiilkalın ve gür ses çıkarmak
- ilkelsıfatİlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan; ilkelce, iptidai, primitif
- kulübeisimKerpiç, saman veya ağaçtan yapılmış küçük, basit, ilkel ev
- diplomasiisimuluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü
- köleisimsavaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan erkek, kul, abd, bende
- mikropisimMikroskopla görülebilen, çürümeye, hastalıklara ve mayalanmaya yol açan tek hücreli canlı; intan.
- yönisimbelli bir noktaya göre olan yer, taraf
- yanardönersıfatKıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb.), janjan.
- günah çıkarmakfiilHristiyanlar, Tanrı'nın bağışlaması için papaza gidip işlediği günahları anlatmak.
- görünmekfiilgörülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek
- giymekfiilÖrtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek; giyinmek, kuşanmak.
- giyinmekfiilgiymek
- girişmekfiilbir işi ele almak
- gerinmekfiilKollarını açarak, gövdeyi gergin bir duruma sokmak
- geçit vermekfiilÜzerinde geçişe elverişli bir yer bulunmak, geçmeye uygun bir yeri olmak