Sözlük dizini
Mecazlar
1.479 madde
- parlamakfiilparıldamak
- gündeme getirmekifadebir toplantıda bir konuyu tartışmak, görüşmek için önermek.
- başkentisimBir devletin yönetim merkezi olan şehir; hükûmet merkezi, başşehir, payitaht.
- kısır döngüisimönermeyi ikinci bir önermeyle ikinci önermeyi de dönüp birincisiyle tanıtlamaya çalışma yolu
- köprüaltı çocuğuisimGideceği ve kalacağı yeri olmayan, kimsesiz kişi.
- boyundurukisimÇift süren veya kağnıya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için iki ucu hayvanların boynuna, ortası da saban veya kağnıya bağlanan ağaç parçası
- kına sürmekfiilKınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürülmek.
- piyonisimsantrançta oyunun başında ön sıraya dızılen, bulundukları sıra üzerinde ilk hamlede bir veya iki hane gidebilen sekiz küçük taştan her biri, piyade
- yerisimBir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk; mahal, mevzi.
- hadım etmekfiilErkeklik bezlerini çıkarmak veya köreltmek.
- katı yüreklisıfat(mecaz) merhametsiz
- makyajlısıfatMakyaj yapmış olan.
- pırıltılısıfatPırıltısı olan, parlak, ışıltılı
- tamirisimtamirat, onarma, onarım
- doyurucusıfatdoyurma özelliği bulunan, tatminkâr
- canlılıkisimcanlı olma durumu
- tabloisimBez, tahta, kâğıt vb. maddeler üzerine yapılmış yağlı boya, sulu boya, pastel veya kara kalem resim; levha.
- melezisimDeğişik türden hayvan veya bitkiden üremiş (hayvan veya bitki).
- büyükbaşisimEti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı; kocabaş
- karınisimİnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi; batın
- herifisimGüven vermeyen, aşağı görülen, bayağı kimse.
- hararetlisıfatısısı, sıcaklığı fazla olan
- peçeisimKadınların sokakta yüzlerine örttükleri örtü; nikap
- kalkanisimkılıç, mızrak ve ok gibi silahlardan korunmak için kullanılan yarım küre şeklinde, deri ve tahtanın metal ile desteklenmesi ile yapılmış koruma.
- gözü toksıfat(mecaz) paraya, mala düşkünlük göstermeyen, açgözlülük etmeyen, gözü gönlü tok, tokgözlü
- haytaisimOsmanlıların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uç boylarında görevli sınıflarından biri.
- bilemekfiilKesici aletlerin ağzını çark, zımpara, eğe, bileği taşı vb.ni kullanarak keskinleştirmek, keskin duruma getirmek; bileğilemek, bileylemek.
- sıyırmakfiilHızla sürtünerek veya dokunarak geçen bir şey geçtiği yüzeyden küçük bir parça koparmak, soymak veya o yüzeyin üzerini hafifçe çizmek, yırtmak
- abandone etmekfiildövüşemeyecek duruma getirmek, sersemletmek
- tedvirisimçevirme, döndürme