Sözlük dizini
Mecazlar
1.479 madde
- billurlaşmakfiilbillur durumuna gelmek, billur durumunda yoğunlaşmak, kristalleşmek
- sasısıfatÇürük ve küf kokusu çıkaran.
- sinirsizsıfatsiniri olmayan
- kopuksıfatkopmuş
- körükçüisimKörük yapan veya satan kimse.
- onlukisimon para, on kuruş, on lira veya on bin lira değerinde olan para
- aşılısıfatHerhangi bir hastalığa karşı aşılanmış kişi
- kırıntıisimBir şeyden ayrılan küçük parça.
- düşisimUyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü; rüya
- işlemeisimişlemek işi
- nuranîsıfatışıklı, nurlu
- kâfurisimKâfur ağacından elde edilen, hekimlikte kullanılan, beyaz ve yarı saydam, kolaylıkla parçalanan, güzel kokulu bir madde.
- ilahîsıfatTanrı'ya ait, Tanrı'ya özgü
- koyusıfatYoğunluğundan dolayı güç akan.
- eşikisimKapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak; asitane
- kirisimHerhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik; kir pas, pasak.
- gürültüisimAralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü; patırtı, şamata
- esmekfiilHavanın bir yönden başka bir yöne akması, rüzgâr olması.
- korisimtamamen yanarak ateş durumuna gelmiş odun ya da kömür
- kozisimcevizgiller (Juglandaceae) familyasından Juglans cinsinden tek tüysü yaprakları karşılıklı dizilmiş ve aromatik kokulu ağaç türlerinin ortak adı, ceviz
- köşeisimBirbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı; zaviye.
- sacayağıisim} Üzerine tencere, tava gibi şeyler koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember ya da üçgen biçimli demir destek; ocak sehpası, sacayak, üçayak
- cinisimİslam inancında ve antik birçok din ve inanışta bulunan bir tür ruhani mitolojik yaratık.
- açınmakfiilgelişmek
- bağisimBir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne; bent, rabıt, rabıta.
- özisim"Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten söz
- sahneisimİzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer; oyunluk.
- şairisimşiir söyleyen veya yazan kimse
- zekâisimİnsanın düşünme, akıl yürütme, öğrenme, kavramları ve nesneleri zihinde canlandırabilme, objektif gerçekleri algılama, yargılama, sonuç çıkarma, bedeni kontrol edebilme, duyguları doğru algılayabilme, değerlendirebilme, icat edebilme vb. yeteneklerinin ve becerilerinin tamamı; anlak, dirayet, feraset.
- ihtiyarsıfatyaşlı, genç karşıtı.