Hikâye
Pembe Menekşe
Bu menekşe üç hafta evvel pek küçüktü. Büründüğü küçücük yapraklar, arasında hatta benim bile nazar-ı tahsinimden korkarak şuh bir hodgâmlıkla gizleniyordu. Lâkin ben onu sevimli bahçemde görmüş ve takdir etmiştim.
Sonra onu bütün samimiyet-i kalbimle büyüttüm. O inkişaf etti. Ben onu her sabah bûse-i kalbimle garka-yâb-ı nâz eylerdim.
Bir gün ailemizden pek sevdiğim bir çocuk; bunu bu cümle-i ihtiram ve handekârı benden rica etti. Onu koparmamak içün bu çocuğu bin türlü masum mazeretle iskâta çalışıyor “İşte, bak, cicim... sana şu lâleyi, seversen şu gülü koparayım olmaz mı?” diyordum, “Olmaz mı?”
Oh lâkin mümkün olamadı. [“Olmaz”] diyordu, “onu o kadar ihtimamla seveceğim ki.”
* *
Bu hatıradan sonra şu çiçeğin onun narin dudaklarından bin bûse-i hürmet alarak derin bir garam ve takdir ile sevildiğini görüyordum.
Metindeki kelimelerin anlamları
- inkişaf
- gelişme, gelişim, terakki
- rica
- leyiş, dileme, dilek
- samimiyet
- içtenlik
- hafta
- Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem.
- sabah
- Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman dilimi.
- lakin
- ama
- her
- önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
- ben
- (kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
- hürmet
- Kıymeti, kutsallığı, üstünlüğü, yararlılığı, yaşlılığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, ölçülü, özenli davranmaya sebep olan sevgi duygusu
- ihtiram
- saygı
- takdir
- beğenme, beğenip belirtme, değer verme
- arasında
- herhangi iki şeyin arada olan ortada
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)