Fıkralar
Nasreddin Hoca ve halk fıkraları: tam metinleri, fıkradaki eski kelimelerin anlamları ve fıkranın ne anlattığı. Toplam 156 eser.
Acemi Bülbül
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca bir gün komşusunun bahçesine girer. / Bahçedeki armutları görünce dayanamaz.
Adam Olmak
Nasreddin Hoca
Hocaya bir gün: / – Adam olmanın yolu nedir, diye sormuşlar.
Aklı
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'ya bir gün: / – Karın aklını kaybetti, demişler. Hoca düşünmeye başlamış.
Aklı Yoktu ki
Nasreddin Hoca
Dimişler Nâsırüddin Hâceye âh / Düşüben oğlun ussı gitdi nâgâh
Akıllı Çocuk
Nasreddin Hoca
Nasreddin mektepte okurken hocasına her türlü soruyu sorarmış. Hocası bazı / soruların cevabını bilmediği için Nasreddin'e kızmış:
Al Elimi
Nasreddin Hoca
Bir gün Nasreddin Hoca, dostları ile birlikte kıra pikniğe gitmiş. / Bir dere kenarında gezerlerken, içlerinden biri derin olan dereye yuvarlanıvermiş.
Allah Taksimi mi Kul Taksimi mi
Nasreddin Hoca
Çocuklar, mahallede birbirlerine girmişler. Kavga döğüş, kıyamet. Ele geçirdikleri bir kucak cevizi bir türlü doğru dürüst bölüştüremiyorlarmış. Kavganın kızıştığı bir sırada Hoca da oradan geçiyormuş. Çocuklar koşarak ona başvurmuşlar: / – Hoca Efendi, ne olur, şunları bize güzelce bölüştürüver. Çocuklar bir kenara çekilmişler. Hoca geçmiş cevizlerin başına:
Allah Versin
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca damda çalışırken aşağıdan geçen bir dilenci Hoca'ya seslenmiş: / —Hoca, aşağıya gel, bir şey söyleyeceğim.
Allah'ın Hikmeti
Nasreddin Hoca
Hoca merhum, yazın sıcağında eşeğine binmiş bir köye gidiyormuş. Yolda büyük bir ceviz ağacının altında merkebinden inip hayvanı bir ağaca bağlamış. Kendisi de ağacın diğer bir cihetine koyu bir gölgeye çekilmiş. Kavuğunu başından çıkarıp göğsünü bağrını açarak hem serinliyor, hem de terini kurutuyormuş. O esnada tarladaki koca koca helvacı kabaklarına bakmış, bir aralık başını kaldırıp ceviz tanelerini de görmüş. Kendi kendine: / — Ya Rabbi! Şu incecik otta kocaman kuzu gibi kabaklar halk etmişsin. Şu dalları gökyüzüne çıkmış, çadırı bir evlek yeri kaplamış olan, bedenini iki kişi kucaklamadan aciz bulunan ceviz ağacında, ceviz taneleri de kabak otundan bitmesi münasip olurdu.
Anahtar
Nasreddin Hoca
Hoca bir gün anahtarını kaybetmiş. Bahçede döne döne anahtarını arıyormuş. Hanımı sormuş: / – Hocam, anahtarı nerede düşürdün?
Arapça Öğretiyor
Nasreddin Hoca
Hoca bir gün bir komşusunun Arapça öğrenmek istediğini duyar. Hoca derse başlar ve komşusu da şöyle bir soru sorar: / – Hocam, Arapçada soğuk çorba ne demek?
Atınca Uzarmış
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bir gün çarşıda gezerken, adi görünüşlü bir kılıcın yüz akçeye satılmakta olduğunu görmüş. Şaşkınlık içinde: / – Yahu! Bu, alelade bir kılıç, demiş. Bunun yenisini on akçeye almak mümkün iken, neden yüz akçe istiyorsunuz?
Ağaçtan Öte Bir Yol
Nasreddin Hoca
Mahallenin çocukları Nasreddin Hoca'ya muzip bir şaka yapmak istemişler. Plânlarını kurmuşlar. "Hocayı ağaca çıkaralım. Ayakkabılarını alıp uzaklaşarak biraz şaka yapalım, hem güler eğleniriz" diye düşünmüşler. Hocanın yoldan geçeceği saatlerde, uçurtmalarını büyükçe bir ağaca taktırmışlar. Hocayı beklemeye başlamışlar. Hoca oradan geçerken de hemen etrafını sarmışlar: / - "Hocam uçurtmamız ağaca takıldı. Biz çıkıp kurtaramadık. Bize yardımcı olur musunuz?" demişler.
Baba Sözü Dinleyeceği Tutmuş
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'nın bir oğlu varmış. Ne denirse tam tersini yaparmış. Bir gün Nasreddin Hoca ile oğlu Akşehir'e gidip oradan iki çuval tuz almışlar. Eşeğe yükleyip köylerine dönmek için yola koyulmuşlar. Köylerinin yakınındaki dereye geldiklerinde, Nasreddin Hoca, derenin en sığ yerinden karşı tarafa geçmiş. Oğlu da eşeği sudan geçirmeye çalışıyormuş. Ama eşeğin sırtındaki çuvallardan biri, neredeyse suya değmek üzereymiş. Hoca, oğlunun ters huyunu bildiği için seslenmiş: / – Sevgili oğlum. Çuvallardan biri suya değecek. Biraz daha asıl da, iyice suya gömülsün.
Balık Başı
Nasreddin Hoca
Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana girer, bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek bir şeyler isterler. Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir. Bunun üzerine Hoca: / – Ben balığın sadece başını yiyeceğim, der. Hancı bunun nedenini sorar.
Belki de Biliyordur
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, boş vakitlerinde oğlu ile konuşmaktan çok zevk alırdı. Ona sorular sorar, aldığı cevaplardan pek memnun kalırdı. Oğlunun gözlerinde, sanki kendi zekâsının pırıltılarını görürdü. / Bir gün yine evde baba oğul konuşurlarken, oğlan:
Ben Sağ İken
Nasreddin Hoca
Civar köylüleri Hoca'yı yığılıvermiş görünce başına üşüşerek, / — Biçare adam ölmüştür, diyerek hemen köyden bir tabut getirip Hoca'yı koyarlar.
Ben Uyuyorum
Nasreddin Hoca
Bir gün Nasreddin Hoca şehre gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış. / Gece yarısı arkadaşı sormuş:
Ben Yapacağımı Bilirim
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bıkıp usanmış artık Timur’un yaptıklarından. Bir gün, her şeyi göze alarak huzuruna çıkmış. Timur’a: / – Bana bak, demiş. Akşehir’den gidecek misin, yoksa gitmeyecek misin?
Ben de Senin Gibi Düşünüyorum
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca günlerden bir gün bahçeye giderek orada ne bulduysa karpuz, kavun, havuç, şalgam koparıp çuvala doldurmuş. Tam iş başındayken bahçıvan ona doğru gelmiş: / – Burada ne arıyorsun, demiş.
Beni Baş Aşağı Gömün
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca bir gün dostları ile bir mecliste konuşurken: / – Vasiyetim olsun, dedi. Öldüğüm zaman beni baş aşağı gömün!
Bilenler Bilmeyenlere Anlatsın
Nasreddin Hoca
Hoca Nasreddin Efendi Akşehir'de bir gün vaaz için kürsüye çıkıp: / — Ey mü'minler! Ben size ne söyleyeceğim bilir misiniz? Demiş.
Bir Pul Eksik Veriniz
Nasreddin Hoca
Hoca bir gün ırmak kenarında yürürken on kör gelir. Kendilerini adam başı bir pula ırmaktan karşıya geçirmesi için Hoca ile pazarlık ederler. Hoca bunları geçirirken, birini ırmak suyu alır götürür. Körler feryada başlar. Bunu gören Hoca, "Niçin feryat edersiniz, bir pul eksik veriniz" demiş.
Biraz da Katran İlave Et
Nasreddin Hoca
Bir köylünün keçisi uyuz olur. Kendisine katran sürmesini tavsiye ederler, ama köylü, keçiyi alıp Hoca'ya getirir. / – Hoca, senin nefesin uyuz illetine birebirmiş. Şu keçiye bir nefes et, der.
Biri Benden Yanadır
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca’nın ehli bir gece daralıp döşeğinde yatarken ensesini Hoca’ya döner. Hoca ehline dönerek: / –Ne tarafa dönsen deliğin biri benden yanadır, der.
Biz Yaşıtız
Nasreddin Hoca
Sen mi, yoksa senin kardeşin mi büyük, diye Hoca'ya sormuşlar. / –Annem geçen sene, “Kardeşin senden bir yaş büyük,” demişti. Bir sene geçti,
Bizim Çocuklar
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'nın karısı ölür. Ölen karısından beş çocuğu olan Hoca, beş çocuğu olan bir dul kadınla evlenir. Hoca'nın yeni eşinden de iki çocuğu olur. Bir gün karısı feryadı basar: / – Hoca Hoca yetiş! Senin çocuklarla benim çocuklar bir olmuş, bizim çocukları dövüyorlar.
Bozukluk Çömlekte
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca merhumun Konya'da bir işi çıkmış. Oradaki kadıdan bir ilâm alması gerekiyormuş. Gitmiş, derdini dökmüş. Kadı oralı bile olmadan bu işin çıkmayacağını, kendisine istediği ilâmı veremeyeceğini söylemiş. / Ne kadar ısrar etmişse de kararından dönmemiş. Hoca mahkemeden küskün küskün çıkınca, bir ahbabına rastlamış. Adamcağız Hoca'nın bu halini
Boş Mektup
Nasreddin Hoca
Hoca komşusunun düğün evinde yemek yenilmekte olduğunu tahmin ettiği bir zamanda bir kağıdı dürüp büküp bir tarafına koyarak kapıyı çaldı. / — Ne istersin? Dediklerinde:
Boş Mideyle Uyku
Nasreddin Hoca
Hoca bir gün misafirliğe gitmiş. Ev sahipleri de yemek yemişler. Hoca‟yı da yemek yedi sanmışlar ve yemek getirmemişler. O da sıkılmış, bir şey söyleyememiş. Konuşulmuş, görüşülmüş, şerbetler içilmiş, Hoca‟yı öbür odaya götürüp yatağını göstermişler. / – Allah rahatlık versin, deyip gitmişler. Hoca, aç karnına bir türlü uyuyamamış. Sağa dönmüş, sola dönmüş, ama yine de uyuyamamış. Kalkıp ev sahiplerinin odasına gitmiş, kapıyı çalmış.
Bu Gidişle Hiç
Nasreddin Hoca
Hoca merhum rüzgarlı havada deve üstünde kavut yermiş. Fakat ağzına attıkça yel alır götürür, hiç boğazına gitmek kısmet olmazmış. Arkadaşlarından biri: / — Hoca Efendi nedir o yediğin? deyince Hoca merhum:
Bu Mümkün Değil
Nasreddin Hoca
Hoca, bir ara, zeytin satmaya heveslenmiş. Bir küfe zeytin alarak pazarda satmaya başlamış. Kadının biri zeytin küfesine yaklaşıp fiyatını sormuş ve zeytini pahalı bulmuş. Hoca: / – Hele bir tane ye de tadına bak, demiş. Kadın:
Bu Nasıl Ülke?
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bir kış günü köye gitmek için yola çıkar. Her taraf buz tutmuştur. Birden çevresini köpekler sarar. Taş almak için eğilir. Ama hangi taşa el atsıysa bir türlü yerinden kıpırdatamaz. Köpeklere bakarak elini açar: / – Ey Allah'ım bu nasıl ülke? Taşları bağlayıp köpekleri salmışlar.
Bu Zavallı Deve mi ki?
Nasreddin Hoca
Hoca akşam üzeri hanesine giderken mahallesinin çocuklarından biri gelip: / — Hoca Efendi şu çocuk benim kulağımı ısırdı, diye şikayet eylediği sırada o çocuk da:
Buldunuz Ya Sahibi Ölmüş Eşeği
Nasreddin Hoca
Hoca bir kış günü ormanda odun keserken eli ayağı üşüyünce: / – Ben öldüm, deyip bir kenara uzanmış. Biraz sonra kurtlar gelip ileride ağaca bağlı eşeğini yemeye başlamışlar. Bu hale bakmış ve:
Bulmak Zevki
Nasreddin Hoca
Hoca yine bir gün merkebini kaybetmiş, çarşıda bağıra bağıra: / – Benim merkebimi kim bulursa, yularıyla, semeriyle müjde olarak ona vereceğim, diyerek herkese bildirmiş.
Buzlu Hoşaf
Nasreddin Hoca
Yazın sıcak günlerinden biriymiş. Nasreddin Hoca'yı bir ziyafete davet etmişler. Sofraya gelen lezzetli yemekler yenilmiş. Sıra buzlu hoşafa gelmiş. Ev sahibi, önüne konan kepçe gibi büyük bir kaşıkla hoşafı içmeye başlamış. Hoşaftan her alışta: / – Oh! Aman, yandım, öldüm, diyormuş. Hoca ise elindeki küçük kaşıkla hoşaftan bir tad alamıyormuş. Sağa bakmış; sola bakmış; olmamış. Nihayet dayanamayarak ev sahibine:
Böyle Olmalı
Nasreddin Hoca
Hoca kıyı boyunca uzun bir yolculuk yapmaktadır. Fakat gel gör ki, bu sıcak havada suyu da bitince susuzluktan dudakları bile kurumuş. Ne kadar kendini sıksa da susuzluğa dayanamaz ve biraz olsun susuzluğumu dindirir diye deniz suyundan içmeye karar verir. Ama nerede! Susuzluğunu dindirmesi bir yana Hoca tuzlu suyu içince içi bir kat daha yanar. Yola bir miktar devam edince bir tatlı su birikintisine rast gelir ve kana kana içer. Sonra da kavuğunu çıkararak içine su doldurur ve kendinden emin adımlarla denizin kıyısına gelir ve kavuğundakini denize doğru savurarak: / – Bırak kabarmayı, dalgalanıp köpürmeyi su dediğin böyle olur, der.
Cennet Fıkrası
Nasreddin Hoca
Bir gün Padişah, Nasreddin hocaya sormuş; / — Ben öldüğümde cennete mi gideceğim, cehenneme mi?
Ceza
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca kadı iken yanına bir kız gelmiş ve delikanlının birinin onu zorla öptüğünü söyleyerek şikâyet etmiş. / Hoca ona:
Cübbenin İçinde Ben de Vardım
Nasreddin Hoca
Bir gün Hoca’nın evinde bir gürültü kopmuş. Hoca hiddet içinde evden çıkınca, onu gören komşusu: / – Hayrola Hoca Efendi, demiş. Sizin evde bu sabah epeyce gürültü vardı.
Davetiye
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'nın komşusu evlenirken Hoca'dan davetiye dağıtmasını istemiş. Hoca şehirde kendini beğenmiş olarak ün kazanan bir zenginin davetiyesini vermeye gitmiş. Hoca'yı gören zengin sinirinden : / – Davetiyeleri dağıtmaya iyi bir insan bulamamışlar mı, demiş.
Dolmuş
Anonim
Temel, dolmuşuyla giderken yol kenarında birisi elini kaldırıp dolmuşu çağırır. Yolcu açık kapıya yaklaşır ve "Yer var mı?" diye sorar. Temel dolmuşun içine hızlıca göz atar ve en arkada tek kişilik yer olduğunu görür "Arkada var" diye cevaplar. Kapıda bekleyen adam arka sıradaki boş yere bakar "Ben arkada gitmem" diye somurtur. Temel ellerini havaya kaldırarak sorar "Niye arkası Akçaabat'a gitmiyor mu?"
Dört Ayaklı Kadı
Nasreddin Hoca
Birgün şehrin kadısı Nasreddin hoca ile alay edebilmek için: / –Efendi duyduğuma göre siz her şeyi çift görüyormuşsunuz. Doğru mu?
Dörtten Dördü Çıkarırken
Nasreddin Hoca
Hoca mektepte okurken öğretmeni Hoca'ya: / –Dörtten dördü çıkarırsan ne olur, diye sormuş.
Döve Döve Helva Yedirirler
Nasreddin Hoca
Bir gün Hoca Konya'ya varıp bir helvacı dükkanına girer. Hemen bismillah deyip helva yemeğe başlar. Helvacı, "Bre adam ne yaparsın?" diye Hocayı dövmeye / başlayınca Hoca, "Ne güzel belde imiş, bu Konyalı helvayı döve döve yedirir" demiş.
Dükkan
Anonim
Temel'in babası ölüm döşeğindedir ve göz ucuyla odayı süzer. "Nazife burada mıdır?" diye sorar. Eşi yaklaşır "buradayım". der. "Temel burada mıdır?" diye tekrar sorar. "Buradayım babacuğum" yanıtını verir Temel. "Kızım burda mıdır?" sorusuna da olumlu yanıt alır. Odada bir sessizlik olur ve yaşlı adam yatağında biraz doğrulur. "Küçük oğlum da burda mıdır?" diye sorunca oğlu yatağa yaklaşır. Ölmek üzere olan yaşlı adam öksürdükten sonra yüksek bir sesle konuşur "Allah cezanızı versin. Hepiniz buradasınız, peki dükkana kim bakıyor?"
Düşmesem de Zaten İnecektim
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca bir gün eşeğini koştururken düşer. Onu düşerken gören çocuklar: / – A... Nasreddin Hoca eşekten düştü. Nasreddin Hoca eşekten düştü, diye alaya alırlar.
Eski Aylar
Nasreddin Hoca
Bir gün Hoca kıra gezmeğe çıkmış. Bir çobanla karşılaşmış. Çoban Hoca’ya şu soruyu sormuş: / – Ay, küçücük doğar, büyür, tekerlek olur, on beşinden sonra gene küçülüp hilal şeklini alır; acaba eskiyi ne yaparlar?
Etraflıca İlgi
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, kendi köyünde hâkim olarak çalışırken, adamın biri gayet heyecanlı bir şekilde ona doğru koşmuş ve hakkını istemiş: / – Saldırıya uğradım ve soyuldum! diye bağırıyormuş. Hemen bu köyün önünde.
Ev Yanmış Ama Tahtakurusundan da Kurtulmuş
Nasreddin Hoca
Bir gün, Hoca'nın evi yanıyormuş. Karısı ve komşuları telaş içinde evden taşıyabildikleri eşyayı kurtarmaya çalışırlarken Hoca yanan evin karşısına geçip keyifli keyifli gülüyormuş. Onun bu tasasız halini şaşkınlık içinde seyredenler, dayanamayıp sormuşlar: / – Yahu Hocam, sen deli misin? Evin yanarken neden böyle gülüp seyrine bakıyorsun?
Evin Çatısında Tartışma
Nasreddin Hoca
Bir yaz gecesi Nasreddin ile hanımı çatıda yatarlarken tartışmaya başlamışlar. / Tartışmanın sonu dövüşmeye varmış ve Nasreddin birden aşağıya düşüp kendini
Evlilik Hazırlığı
Nasreddin Hoca
Hoca habire döşeme tahtalarını söküp tavana, tavan tahtalarını da söküp döşemeye çakıyormuş. Bunu gören komşular merakla olayın nedenini sormuşlar. / – Yakında evleneceğim, demiş Hoca. İnsan evlenince evin altı üstüne gelir derler ya, ben de bari şu tamirle iki masrafı bir edeyim dedim!
Eşeğe Neden Ters Binmiş?
Nasreddin Hoca
Bir gün Hoca, eşeğine binerek , arkasına takılan bir kısım insanlarla birlikte, camiden eve dönerken birdenbire durur, hayvandan iner ve yüzü insanlara dönük olarak eşeğe ters biner, yani semere ters oturur. Bunu görenler yaptığı hareketin nedenini sorarlar. / Hoca şöyle der:
Fincancı Katırları
Nasreddin Hoca
Hoca bir gece mezarlıktan geçerken aniden ayağı kayar ve eski bir mezarın içine / düşer. O anda aklına geceyi orada bir ölü gibi geçirerek yazıcı melekleri görme fikri
Göle Maya Çalmak
Nasreddin Hoca
Bazı insanlar olması güç istekleri uğruna zamanlarını harcarlar. Nasreddin Hoca da bu konuda nasihat verebilmek için göl kenarına yoğurt mayasıyla gitmiş. Eline kaşığı almış ve başlamış mayayı göle dökmeye. Hoca'yı görenler, "Hoca, sen ne yapıyorsun?" demişler hayret içinde. Hoca bir göle bakmış, bir şaşkınlıkla kendisini izleyenlere ve gülerek "Göle yoğurt mayası çalıyorum," demiş. Birisi Hoca'nın yanına yaklaşıp "Olur mu, göl yoğurt mayası tutar mı hiç?" deyince Nasreddin Hoca cevaplamış, "Ya tutarsa?"
Gönlüm Razı Olmadı
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, kasabadan Kur’an-ı Kerim, tefsir ve ilmihal gibi bazı kitaplar almış. Bir çuvala yerleştirmiş. Çuvalı sırtına almış, eşeğine binmiş düşmüş köyün yoluna. / Yolda Hoca'yı görenler :
Görev Ayrımı
Nasreddin Hoca
Hocanın evinde, bir gün kaza ile yangın çıkar. Komşuları koşup Hoca’yı bulurlar. / – Efendi, evin yanıyor, derler.
Gülmez Sultan
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'nın karısı, hep asık suratlıymış. Gülmek nedir hiç bilmezmiş. Hoca pek çok kere ona bu sevimsiz huyunu terk etmesi için ricada bulunmuş, ama bir türlü yüzünü güler hale getirememiş. Bir akşam yorgunluktan bitkin bir halde eve dönen Hoca, kapıyı çalmış. Karısı her zamanki gibi asık suratla onu karşılamış. / Nasreddin Hoca:
Günahı Affettirmek
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'nın çirkin bir hanımı varmış. Bir akşamüzeri Nasreddin Hoca / saatlerce gözünü ayırmadan hanımını seyretmiş. Bu olaya şaşıran hanımı kocasına