İçeriğe geç
2Wsözlük

Fıkra

Allah'ın Hikmeti

Nasreddin Hoca

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Hoca merhum, yazın sıcağında eşeğine binmiş bir köye gidiyormuş. Yolda büyük bir ceviz ağacının altında merkebinden inip hayvanı bir ağaca bağlamış. Kendisi de ağacın diğer bir cihetine koyu bir gölgeye çekilmiş. Kavuğunu başından çıkarıp göğsünü bağrını açarak hem serinliyor, hem de terini kurutuyormuş. O esnada tarladaki koca koca helvacı kabaklarına bakmış, bir aralık başını kaldırıp ceviz tanelerini de görmüş. Kendi kendine: — Ya Rabbi! Şu incecik otta kocaman kuzu gibi kabaklar halk etmişsin. Şu dalları gökyüzüne çıkmış, çadırı bir evlek yeri kaplamış olan, bedenini iki kişi kucaklamadan aciz bulunan ceviz ağacında, ceviz taneleri de kabak otundan bitmesi münasip olurdu. Derken meğer o esnada bir karga da bir cevizi oyup içini yemeğe uğraşıyormuş. Ceviz kabuğundan fırlayıp süratle inerken nasılsa tam Hoca'nın alnına rast gelir. Hoca'nın gözünden dehşetli bir şimşek sıçrar. Bir kere "Vay!" deyip iki eliyle kafasını tutar. Hemen kavuğunu bulup sıkı fıkı başına geçirir. Kalbini şiddetli bir Allah korkusu kaplayıp: — Tövbe ya Rabbi! Bir daha senin işine karışmam. Her ne yaratmışsan hepsinde bir hikmet var. Allah saklasın! Şimdi ağaçta ceviz yerine kabak bulunmuş olsaydı, bizim tüysüz yalın kat kafa tuzlan buz olurdu. Demiştir.

Fıkra açıklaması

Nasreddin Hoca, yaz sıcağında yolculuk ederken büyük bir ceviz ağacının gölgesinde dinlenir. Yakındaki tarlada iri kabakları, ağacın dallarında ise cevizleri görünce yaratılıştaki düzeni sorgular: İncecik bir bitkide kocaman kabaklar yetişirken, koca ağacın meyvesi neden daha büyük değildir? Hoca, kabakların ceviz ağacında, cevizlerin de kabak otunda yetişmesinin daha uygun olacağını düşünür.

Tam bu sırada bir karga cevizi oyarken ceviz kabuğundan fırlayıp Hoca’nın alnına düşer. Hoca’nın canı yanar ve korkuyla başını tutar. Meğer cevizin ağacın üzerinde olduğu sırada düşmesi, onun için ciddi bir tehlike yaratabilirmiş. Bu olaydan sonra Hoca, yaratılan her şeyde bir hikmet bulunduğunu söyleyerek önceki düşüncesinden vazgeçer.

Fıkranın nüktesi, Hoca’nın büyük bir cevizle küçük bir kabak arasında kurduğu akıl yürütmenin, alnına düşen cevizle bir anda tersine dönmesidir. “Ceviz yerine kabak bulunmuş olsaydı” sözüyle, daha ağır bir meyvenin düşmesi hâlinde başına gelebilecek zararı mizahi biçimde dile getirir. Fıkra, insanın sınırlı bilgisiyle her şeyin nasıl olması gerektiğine karar veremeyeceğini anlatır. “Allah’ın hikmeti” ifadesi, anlatıdaki inanç çerçevesinde, yaratılanların kendine özgü bir düzeni ve amacı olduğu düşüncesini belirtir; bu düşünce fıkrada mizah yoluyla aktarılır.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

halk
Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu; cumhur, folk.
hoca
İslam'da din görevlisi
kere
kez, yol, defa, sefer
tam
Amerikan doları, para birimi $
aciz
gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük
meğer
Önceden bilinmeyen, farkında olunmayan, sonradan anlaşılan bir durumu bildiren bir söz; meğerse, meğersem.
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
derken
dendiği hâlde
eliyle
aracılığıyla, marifetiyle, tarafından
kendisi
(dönüşlü dönüşlü): Kişinin orada hazır olmayan biri hakkında konuşurken kullanabildiği bir söz.
nasılsa
herhangi bir sebeple veya bilinmeyen bir sebeple
süratle
Çabucak
yerine
alegori
şimşek
parıltı
altında
sahnenin seyirciye yakın kesimi
başına
tek başına

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)