İçeriğe geç
2Wsözlük

Fıkra

Fincancı Katırları

Nasreddin Hoca

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Hoca bir gece mezarlıktan geçerken aniden ayağı kayar ve eski bir mezarın içine düşer. O anda aklına geceyi orada bir ölü gibi geçirerek yazıcı melekleri görme fikri gelir. Hemen yatar ve beklemeye başlar. Bir süre sonra mezarlığa yaklaşmakta olan fincancı kervanından yükselen katırların çan sesleri, katırcıların konuşmaları, homurtular derken iyice yaklaşan seslerden korkan Hoca kıyamet vakti geldi sanarak dışarıda ne olduğunu görmek için mezardan dışarı çıkınca, bir anda yarı çıplak Hoca'yı gören katırlar ürker. Hortlak görmüş gibi her biri bir tarafa kaçışan katırlar bütün yükleri yerlere yuvarlar, fincanları zayi ederler. Bunun üzerine sinirlenen fincancılar koşup Hoca'yı yakalarlar: – Be adam gecenin bir vakti ne yapıyorsun burada? derler. Hoca korkudan kekeleyerek: – Be be ben öbür dünyadan geldim. Bir bakayım burada işler nasıl gidiyor, deyince adamlar Hoca'yı bir güzel pataklarlar. Bin perişan eve dönen Hoca'yı telaşlı karısı karşılar: – Eee, anlat bakalım ne bu halin? Öbür dünya nasıl? Ne var? Hoca biraz vakurlu biraz üzgün: – Hiç bir şey. Ta ki fincancı katırlarını ürkütene kadar.

Fıkra açıklaması

Fıkranın başkişisi Hoca, gece mezarlıktan geçerken ayağı kayıp eski bir mezara düşer. Burada geceyi bir ölü gibi geçirip yazıcı melekleri görmeyi düşünerek mezara uzanır. Bir süre sonra yaklaşan fincancı kervanının çanlarını ve konuşmalarını duyar. Kervan, porselen veya cam eşya satan financıların taşıdığı yüklerle ilerlemektedir. Sesler yaklaştıkça Hoca korkar ve kıyametin, yani tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonunun ve ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zamanın geldiğini sanır.

Dışarıda ne olduğunu anlamak için mezardan çıkınca yarı çıplak Hoca’yı gören katırlar ürker, yükler yere dökülür ve fincanlar kırılır. Kızan financılar Hoca’yı yakalayıp ne yaptığını sorar. Hoca, öbür dünyadan geldiğini ve buradaki işlerin nasıl gittiğine bakmak istediğini söyleyince dayak yer. Böylece merakla başlayan gece, Hoca’nın neden olduğu zararla ve başının derde girmesiyle sonuçlanır.

Fıkranın nüktesi, Hoca’nın eve dönünce yaşadıklarını ciddi ve ölçülü bir dille anlatmasında ortaya çıkar: “Hiç bir şey. Ta ki fincancı katırlarını ürkütene kadar.” Söz, öbür dünyada başka bir şey görmediğini değil, oradaki işlerin ancak katırları ürküttüğü ana kadar iyi gittiğini ima eder. Hoca, kendi korkusunu ve kervana verdiği zararı dolaylı biçimde dile getirir. Fıkra, düşünmeden yapılan bir hareketin başkalarına zarar verebileceğini; ardından gelen bahanenin de sonucu ortadan kaldırmayacağını gülünç bir olayla gösterir.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

hoca
İslam'da din görevlisi
adam
İnsan
içine
için.
kıyamet
tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
ben
(kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
fincancı
Porselen veya cam eşya satan kimse
derken
dendiği hâlde
dışarı
dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı
sinirlenen
kızan, kızgınlaşan, kızgınlığı artan kişilerin o andaki durumunu açıklamada kullanılan bir ifadedir.
burada
bu yerde, bunda
üzerine
üstüne
aniden
ansızın, birdenbire, apansız

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)