Fıkralar
Nasreddin Hoca ve halk fıkraları: tam metinleri, fıkradaki eski kelimelerin anlamları ve fıkranın ne anlattığı. Toplam 156 eser.
Sudan Gelen Sele Gider
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'nın mahallesinde hilekâr bir sütçü vardı. Süte su katarak halis süt / diye satardı. Yaptığı yoğurt da, yoğurttan başka her şeye benzerdi. Hele kaymağı yağsız
Tanrı Misafiri
Nasreddin Hoca
Bir akşamüstü, onun bunun sırtından geçinmeye çalışan bir adam, Nasreddin Hoca'nın evinin önüne gelir, kapısını çalar, Nasreddin Hoca, pencereden seslenir: / – Kim o? Ne istiyorsun?
Tartılan Et mi Kedi mi
Nasreddin Hoca
Hoca'nın canı et yemek ister. İki okka et alarak eve bırakır ve karısına akşama pişirmesini söyler. Hoca gün boyunca, akşama yiyeceği etin hayalini kurar, iştahı kesilmesin diye o gün öğle yemeği bile yemez. Aksilik bu ya, o gün öğle vakti Hoca'nın evine karısının akrabaları misafirliğe gelirler. Kadıncağız akrabalarına karşı küçük düşmemek için, Hoca'nın getirdiği eti onlara yedirir. Nasreddin Hoca akşam üzeri, eve gelip iştahla sofraya oturur. Ama önüne sade suda pişmiş bulgur pilavı konur. Hoca hem bozulur, hem de şaşırır: / – Et yemeği nerede, diye sorar.
Tavşanın Suyunun Suyu
Nasreddin Hoca
Köylünün biri Hoca'ya bir tavşan getirir. Hoca, köylüyü elinden geldiği kadar / yedirir, içirir. Bir hafta sonra aynı adam yine gelir. Hoca tanıyamaz.
Teke Burcu
Nasreddin Hoca
“Bir gün / Hocaya: “Senin yıldızın nedir?” derler. Hoca: “Tekedir”der. “Ey efendi yıldızlarda teke yoktur” derler. Hoca: “Ben çocuk iken anam yıldızıma baktırdıydı da oğlaktır, dedilerdi” der. Hocaya: “Ey ama oğlak teke değildir” dediklerinde, Hoca: “Be şaşkınlar o günden bu güne dek kırk elli yıl oldu. Oğlak teke olmadı mı?
Terzi
Nasreddin Hoca
Annesi küçük Nasreddin'i terziye çırak olarak verir. Aradan iki yıl geçmiştir. Bir gün annesi oğlundan bir şeyler dikmesini isteyince, Nasreddin: / – Anneciğim şimdiye kadar işin yarısını öğrendim, bu ise dikilmiş şeyleri sökmektir. Ömrüm yeterse terzi amca elbise dikmeyi de öğretecek
Tilki
Nasreddin Hoca
Günün birinde Hoca komşu köyle gitmiş. Köye geldiğinde büyük bir heyecan varmış. Köylüler ona bir tilkinin birçok tavuğu, kazı, ördeği ve hindiyi yediğini anlatmışlar. Köylüler tilkiyi yakalamış, intikam almak için de hayvanı basit bir şekilde değil, aksine işkence yaparak öldürmek istemişler. Hoca'ya sormuşlar: / – Hoca, bize öğüt verir misin?
Tıp Bilgisi
Nasreddin Hoca
Hoca’ya: / –Tıp bilir misin, demişler.
Un Helvası
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bir sohbet sırasında, un helvasını çok sevdiğini, ama bir türlü yemek kısmet olmadığını söyler. Orada bulunanlardan biri: / – Helva öyle zor pişirilecek bir şey değil, der.
Uykusu Kaçmış da
Nasreddin Hoca
Bir yaz gecesi Hoca'nın uykusu kaçmış. Uykusuzluktan ve can sıkıntısından evde duramayınca kendini sokağa atmış. Yolda, nöbetçi subaşıya rastlamış. / Subaşı:
Uyurken Fare Ağzıma Kaçtı
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca pazara giderken mahalleden şakacı biri yanına gelip: / -Efendim akşam uyurken fare ağzıma kaçtı. Bunun çaresi nedir?
Ya Kokusu
Nasreddin Hoca
Birisi Nasreddin Hoca’nın yanında otururken kazara seslice yellenmiş. Sonra kabahatini belli etmemek için ayağı ile tahtayı gıcırdatmış. Hoca demiş ki: / – Haydi sesini onun sesine benzettin diyelim. Ya kokusunu ne yapacaksın?
Yabancısıyım
Nasreddin Hoca
Bir gün Nasreddin Hoca, şehrinden pek fazla uzak olmayan bir köyü ziyaret etmiş. Gezerken bir köylü ona: / – Bugün günlerden hangi gündür, demiş.
Yarasaydı Sahibine Yarardı
Nasreddin Hoca
At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca'ya sormuş: / – Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak günah olur mu?
Yas
Nasreddin Hoca
Hoca'nın tavuğu kaybolmuş. Bir siyah bez bulmuş, parça parça kesmiş, her parçayı delip diğer tavukların boynuna takmış. Bunları görenler, / – Hoca demişler, bu ne?
Yaşı Hakkında mı?
Nasreddin Hoca
Bir komşusu Hoca'ya koşa koşa gelmiş: / – Aman Hoca! Bizim evde karılarımız kavga ediyorlar, çabuk gel, demiş.
Ye Kürküm Ye
Nasreddin Hoca
Akşehir'in beyleri Hoca'yı yemeğe davet etmişler. Hoca nereden bilsin; davete, günlük kıyafetiyle katılmış. Katılmış ama ne hoş geldin, ne sefa getirdin diyen var. Herkes, allı pullu kıyafetlilere el pençe duruyormuş. Hoca, bir koşu evine giderek, sandıktaki işlemeli kürkünü giyip yemeğe geri dönmüş. Az evvel hoş geldin bile demeyenler, önünde yerlere kadar eğilmişler. Hoca'yı, yere göğe sığdıramayıp baş köşeye oturtmuşlar. Kuzunun en hasını önüne koymuşlar. Herkes Hoca'nın yemeğe başlamasını bekliyormuş. Hoca, bir taraftan kürkünün kolunu sofrada sallamaya, bir taraftan da "Ye kürküm ye, ye kürküm ye!" demeye başlamış. / – İlahi Hoca, demişler, kürkün yemek yediğini kim görmüş?
Yemesi Kolay Olsun Diye
Nasreddin Hoca
Timur’un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar. Bunun üzerine Timur o defterdara kâğıtları yedirir ve işten kovar. Yerine Nasrettin Hoca’yı alır. Hoca hesapları yufka üzerinde yapmaya başlar. Timur bunu görür ve sebebini sorar. Hoca aynen şu cevabı verir: / –Yemesi kolay olsun diye!
Yine Dövülmedi
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca bir gün yine kızıp karısına bir tokat atmış ve karısı oracıkta vefat etmiş. Hoca karısına daha çok darılıp: / - Yine dövülmedi bu avrat, demiş.
Yorgan Gitti Kavga Bitti
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bir kış günü, gece yarısı, kapısının önünde bir gürültü duymuş. Soğuktan dolayı yorganını sırtına alarak dışarı çıkmış. Birkaç kişinin kavga ettiğini görmüş. Hemen yorganını bir kenara bırakarak onları ayırmaya girişmiş. Bu arada açıkgözün birisi, Nasreddin Hoca'nın yorganını çalıp kaçmış. Az sonra Hoca'nın da gayretleriyle kavga bitmiş, taraflar barışmış. Ama Nasreddin Hoca, evine yorgansız dönmüş. / Karısı:
Yunus Peygamber
Nasreddin Hoca
Nasreddin'in babası, evlerine üç tane pişmiş balık getirmiş. / Nasreddin'in annesi:
Zaman Hesabı
Nasreddin Hoca
Nasreddin mektepte okurken molla, öğrencilerine tabiatta yaşayışın, mevsimlerin, / gündüzle gecenin izlenişi gibi konuları anlatırken:
Zelzele
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bir gün tarlasından evine dönerken yolda çok şiddetli bir yer / sansıntısı olur. Hoca, hemen eşeğinden yere inip secdeye kapanır. Hoca'yı bu halde
Çok Gezseydi Bizim Eve de Uğrardı
Nasreddin Hoca
Bir gün Nasreddin Hoca'nın evine, komşu kadınlardan birisi gelerek: / – Hocam, demiş, senin karın çok geziyor.
Çömlek
Nasreddin Hoca
Günün birinde Hoca’nın Kadı’ya işi düşmüş. Hoca Kadı’nın yaptığı her iş için bir hediye istediğini duyunca “Ne vermeliyim acaba?” diye düşünmeye başlamış. Hoca çömleğini yanına alarak nehrin kenarına gitmiş. Çömleği çamurla doldurmuş ve üstüne de bal koymuş. Kadı, Hoca’nın elinde çömleği görür görmez, işi gücü bırakır ve çömleği alıp belgeyi Hoca’nın lehine onaylar. Nasreddin Hoca gittikten sonra Kadı bir parmak alınca anlamış ki çömleğin altı koyu balçıkla dolu. Hemen Hoca’ya bir adam yollamış. Gelen adam: / – Hocam, Kadı Efendi seni çağırıyor. Belgenin bir yerinde bozukluk varmış, onu düzeltecekmiş.
Çömlek Hesabı
Nasreddin Hoca
Bir Ramazan-ı Şerif geldiğinde Hoca merhum kendi kendine: / — Ne için halka uyup da oruç tutacağım? Bir çömlek tedarik ederim. Günde çömleğe birer tane taş bırakırım. Taş otuzu bulunca bayramımı ederim.
Öküzün Suçu
Nasreddin Hoca
Bir gün Nasreddin Hoca'nın tarlasına bir öküz girmiş. Ortalığı dağıtmış. Bunu gören hoca da, eline bir değnek alıp hayvanı kovalamaya başlamış. Hayvan, kaçıp kurtulmuş Nasreddin Hoca'nın elinden. Aradan günler geçmiş. Nasreddin Hoca, Akşehir pazarına giderken yolda, aynı öküzü bir kağnıyı çekerken görmüş. Hemen eline almış sopasını ve hayvanın karşısına geçip başlamış azarlamaya. Öküzün sahibi olan köylü şaşmış kalmış bu duruma. Nasreddin Hoca'ya: / – Hoca, Hoca, ne yapıyorsun? Suçu ne bu hayvanın, diye sormuş.
Ölü Adamın Ölmüş Olduğunu Anlamak
Nasreddin Hoca
Hoca bir gün karısının bilgisini denemek amacıyla sorar: / – Karıcığım, ölü bir adamın, ölmüş olduğunu nasıl anlarsın?
Ölünün Eli Ayağı Soğur
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'ya bir gün sormuşlar, ölmüş adam neresinden bellidir, diye. / Hoca da:
Önsezi
Nasreddin Hoca
Hoca ormana gitmiş. Oturmuş bir dalın üstüne, başlamış kesmeye. Aşağıdan geçen bir yolcu Hoca'ya seslenmiş: / – Hocam, insan oturduğu dalı keser mi? Şimdi düşeceksin.
Ördek Çorbası İçiyormuş
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bir pınarın oluğunda yıkanan bir sürü ördek görmüş, içlerinden / birini tutmak için koşmuş. Ancak ördekler kaçmışlar. Hoca, eline biraz ekmek alıp
İddia
Nasreddin Hoca
Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. / Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş.
İnanmazsan Say
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'nın zamanında, üç ecnebi bilgin, Osmanlı ülkesinde seyahate / çıkmışlar. Hoca'nın hazırcevaplığını işiterek onunla da bazı konuları tartışmak
İpe Un Sermek
Nasreddin Hoca
Komşuları, Nasreddin Hoca'dan devamlı olarak öte beri istedikleri için, Nasreddin Hoca, komşularından bıkmış. İstenen şeyleri vermemek için, bir bahane öne sürüyormuş. / Yine bir gün komşularından biri, Nasreddin Hoca'nın kapısını çalmış.
İstediğin Kadar Vade Vereyim
Nasreddin Hoca
Dostlarından biri Hoca'dan ileri bir tarihte ödemek üzere, vade ile bir miktar borç istemiş. Hoca şu cevabı vermiş: / – Vallahi birader, hiç birikmiş param yok, borç veremem. Fakat sen benim dostumsun, ne kadar istersen vade vereyim.
İyi ki İçinde Değilmiş
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bir gece, ay ışığında, bahçede iri yarı bir kimsenin ellerini gerip durduğunu görür. Hırsız sanır. Hemen karısını uyandırır: / – Yahu, çabuk ol, şu benim okumu, yayımı getir! der.