Fıkralar
Nasreddin Hoca ve halk fıkraları: tam metinleri, fıkradaki eski kelimelerin anlamları ve fıkranın ne anlattığı. Toplam 156 eser.
Güneş mi Daha Faydalıdır Yoksa Ay mı?
Nasreddin Hoca
Hocaya bir gün: / — Güneş mi daha faydalıdır, yoksa Ay mı? diye sorarlar.
Güvercin Erkek miydi, Dişi mi
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, vaizliği sırasında bir gün Nuh Peygamber kıssasını anlatıyormuş. Cemaat de kendisini can kulağıyla dinliyormuş. Nihayet kıssanın son kısmına gelinmiş. / Nuh Peygamberin, tufandan sonra sular çekilirken bir güvercini salıverdiğini ve güvercinin ağzında bir otla döndüğünü, böylece artık karanın yakın bulunduğunun anlaşıldığını nakletmiş. Cemaat arasında bulunan geveze bir kadın, beklenmedik bir soru sormuş:
Hak Etmiş
Nasreddin Hoca
Hoca su içmek için bir çeşmenin başına gelir fakat bakar ki, çeşmenin ağzı bir ağaç parçasının ucuna bez sarılarak kapatılmış. Ayağını çeşmenin duvarına yaslayıp şöyle bir asılınca tıkacın yerinden çıkmasıyla birlikte çeşmeden fışkıran su Hoca'yı baştan aşağı ıslatır. Homurdanarak yerinden kalkan Hoca: / – Belli ki hak etmişsin de ağzına böyle ot tıkamışlar.
Hakikat Nerede?
Nasreddin Hoca
Günlerden bir gün Hoca’ya: / –Hoca, hakikat nerede, diye sormuşlar.
Halep Oradaysa Arşın Burada
Nasreddin Hoca
Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile karşı övünüp duruyormuş : / - İşte ben güçlü ve maharetli bir adamım. Evet ben Halep'te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim!.. Nasreddin Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp :
Hamallığını Kendi Çeker
Nasreddin Hoca
Bir gün Hoca’ya sorarlar: “Zekeri büyük olan kimsenin cima vaktinde safası var mıdır.” diye. Hoca da: / – Hamallığını kendisi çeker ama zevkini eller sürer, demiş.
Hangisi?
Nasreddin Hoca
Hoca'nın bir zamanlar iki karısı vardır. Bunlardan biri yaşlı diğeri genç ve güzeldir. Bunlar bir gün Hoca'ya beklenmeyen bir soru sorarlar: / – Akşehir gölünde kayığımız devrilse hangimizi kurtarırsın?
Hazır Cevap
Nasreddin Hoca
Nasreddin çölden eşekle geliyormuş ve devamlı eşeğini dövüyormuş. Onunla / karşılaşan birisi ona:
Hepsini
Nasreddin Hoca
Zengin bir adam Hoca'yla alay etmek için: / – Hocam sen bu kitapların hepsini okuyor musun gerçekten? der.
Hepsinin Tadı Aynı
Nasreddin Hoca
Hoca, eşeğine iki küfe üzüm yüklemiş, evine götürüyormuş. Şehre girince çocuklar başına üşüşüp: / – Hocam, bize birer salkım üzüm ver, demişler. Hoca, çocukların çokluğunu görünce her birine üçer beşer üzüm vermiş.
Hisseli Mal
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'nın Akşehir'de yarı hissesi kendine ait ortak bir evi varmış. Bir / gün bu yarım hisseyi satılığa çıkarmış.
Hiç Hakkı
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'ya kadılığı sırasında bir adam başvurmuş. Yanında da kılıksız bir hamal varmış. / – Bu adamdan davacıyım Kadı Efendi, demiş. Hakkımı vermiyor bana!
Hoca Kabaktan Bıkınca
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bir Ramazanda civar köylerden birine gitmiş. Daha ilk gün, vaaz / sırasında kabaktan “cennet yemeğidir” diye bahsetmiş. Mevsim de kabak mevsimi
Hoca Üzerine Ne Aldı?
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca ile bir grup arkadaşı kırda piknik yapmaya karar verirler. Herkes sıra ile bir şeyler hazırlamayı üzerine alır. / Biri:
Hoca'nın Küpü
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, evindeki çatlak küpü pazara götürüp satışa çıkarmış. Küpün çatlak olduğunu gören aşçılar: / – Bu küp çatlak Hoca, işe yaramaz, içindekini dışarı döker, demişler.
Hoca'nın Kılıcı
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca zamanında, Akşehir´de silah taşıma yasağı ilan edilmiş. Hoca da bir kılıç kuşanıp, sokağa çıkmış. Bu işin kontrolü ile vazifeli memur, onu bu şekilde görünce yanına yaklaşıp: / — "Neden böyle kılıçla dolaşıyorsun?"
Hoca'nın Oğlunun Zekası
Nasreddin Hoca
Hoca bir gün, oğlunun zekâsını ölçmek için onu küçük bir sınavdan geçirmeye karar vermiş. Çağırmış yanına: / – Al şu on akçeyi, bana bakkaldan bir minare al da gel, demiş.
Hoca'nın Tehdidi
Nasreddin Hoca
Hoca büyük bir açlık hissetmeye başladığı anda uzak bir köye gelir. Oraya vardıktan sonra bütün çiftçileri muhtarın yanına çağırttırır ve kızgınlıkla şöyle der: / – Ben köyünüzde kaldığım müddetçe bana yeterince yemek vereceksiniz. Aksi halde gittiğim son köyde beni aç bıraktıklarında onlara yaptığımın aynısını size de yaparım! Onu büyük bir büyücü sandıklarından önce korkarlar. Bundan dolayı da istediği kadar ona yemek verirler. Birkaç gün sonra tekrar yola koyulmak istediğinde köydeki meraklının biri sorar:
Işığı Gören Dışarı Çıkıyor
Nasreddin Hoca
Hoca'nın karısı hamileymiş. Bir gece ansızın ağrısı tutmuş. Hoca hemen ebeye koşmuş. Ebe gelmiş, komşu kadınlar da toplanmışlar. Hoca'nın karısı biraz sonra nur topu gibi bir oğlan doğurmuş. Hoca'yı çağırıp kucağına vermişler. Hoca çok memnun olmuş. Bu sırada kadının ağrıları yeniden tutmaya başlamış. Ebe: / – İkiz galiba, demiş.
Kadınların Dedikodusu
Nasreddin Hoca
Bir vakit Hoca hastalanır. Komşu kadınları işitip hatır sormağa gelirler. Hoca'yı iyi bulup kadınlardan biri latife kasdıyla: / — Efendi, Allah gecinden versin, şayet sana bir emr-i hak vaki olursa ne diyerek yas tutalım?
Karanlıkta Sağ Sol Nasıl Fark Edilir?
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca ile karısı bir gece yarısı uyanırlar. Ortalık zifiri karanlıktır. O tarihlerde geceleri ışık meselesi ya çıra, yahut da mumla halledilmektedir. / Karısı:
Karının Malıdır
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca su dökerken zekerine arı sokar. Hoca arıya bakarak söylenir: / – İyi buldun bal alacak çiçeği, der. Durma hemen kaç, zira karının malıdır, senin ile kavga eder, demiş.
Kaz Gibi
Nasreddin Hoca
Hoca, abdest alırken suyu bitmiş. Bunun için tek ayağını yıkayamamış. Namaz esnasında tek ayağı üzerinde duruyormuş. / – Hoca, neden tek ayak üzerinde duruyorsun, diye sormuşlar.
Kazan Doğurdu
Nasreddin Hoca
Bir gün Hoca, komşusundan bir kazan ister, işini bitirince kazanın içine küçük bir tencere koyup iade eder. Kazan sahibi tencereyi görünce: / – Bu nedir, diye sorar.
Kemiklerinden Dirilen Kurban
Nasreddin Hoca
Hocalarının üç öğrencisine ziyafet için kullandığı bir kuzu varmış. Yemekten sonra, kuzunun bütün kemikleri biraraya getirilir ve hocaları el açıp dua edince, yine dirilirmiş. Hocalarının olmadığı bir gün, üç arkadaş kuzuyu gizlice dere kenarına getirip kesmiş. Kemikleri toplamışlar ve dua etmişler, kuzu dirilmiş. Ancak, muzip Nasreddin bir kemiği saklamış ve bu yüzden de kuzu aksayarak yürümeye başlamış. Derler ki, Hocası, Nasreddin'e "Dünya durdukça insanlar da sana hep böyle gülsün." diye dua etmiş.
Kendi Öldü Kendi Haber Verdi
Nasreddin Hoca
Evvela Hüseyin Çelebi der ki: Nasreddin Hoca hikâyetidir ki meğer (Hoca) meger (ve) vehimden olmuş bir sahrada yitmiş kimesne gelip kaldırmamış, ahi acıkur, varır hatunına kendi kande ve ne yerde olduğun ve öldüğün beyan eder. Hatunu ehli mahalleye "Hoca öldü, gelin varalım getürelim." der. Halk der ki: "Kim geldi haber getüdi?" diyecek hatuni der ki: "Garip Hoca'nın kimi var? Öz kendi öldi ve kendi haber verdi, yine gitti. Pes bizim gibi fakirlerin kimi ola?"
Kenefte Sakız Çiğnemek
Nasreddin Hoca
Hoca'ya birisi şaka olsun diye: / – Hoca, demiş, ben kenefte bile sakız çiğnerim, Bunun kitapta yeri var mı?
Kibir
Nasreddin Hoca
Adamın biri, Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır, diye sorar. / Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur, ama bir kere soruldu ya.
Kilim
Nasreddin Hoca
Hoca, bir köye konuk olmuş. Birkaç gün sonra Hoca'nın heybesi kaybolmuş. / Hoca, köy ağalarına:
Kim Daha Büyük?
Nasreddin Hoca
Hoca’ya, "Efendi, padişah mı büyük yoksa çiftçi mi?" demişler. / Hoca:
Kim Haber Verdi?
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca merhum, bir gün pazardan bir okka şeftali almış, ceplerine doldurmuş. Mahalle çocuklarının cıvıl cıvıl oynaştıkları bir arsanın önünden geçerken onları yanına çağırmış: / – Çocuklar, demiş, şu iki cebimdeki meyvelerin ne olduğunu ilk bilene, şeftalinin en büyüğünü vereceğim. Bilin bakalım cebimde hangi meyve var?
Kim Tuhaf?
Nasreddin Hoca
Hoca, bir gün yolda giderken, birisi ona gülünç bir soru sormuş: / – Hoca, senden önce ve senden sonra evlenenleri tuhaf bulmuyor musun?
Kime Görüneyim?
Nasreddin Hoca
Hoca evlendiği ilk gece karısının yüzünü ilk kez görünce, felaket derecede çirkin olduğunu fark eder. Fakat olan olmuştur. Ertesi sabah, kadın nazlanarak Hoca'ya sorar: / – Kocacığım, kime görüneyim, kime görünmeyeyim? Bu konuda bana bir şey söylemedin.
Kimi Kimden Sorarsınız
Nasreddin Hoca
Hoca'nın karısı ölür. Cenazesinin evden çıkarılacağı sırada imam, usule uyarak cemaate hitaben sorar: / – Merhumeyi nasıl bilirsiniz? Herkes beraberce:
Kör Dövüşü
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca çocukluğunda çok haşarı ve şakacıymış. Bir gün birkaç kör, bir kahvenin önünde oturuyorlarmış. Küçük Nasreddin de çarşıya gitmek için oradan geçiyormuş. Elindeki para kesesini körlerin kulakları dibinde şangır şungur şakırdatarak: / – Alın şu paraları da, aranızda paylaşın, demiş. Fakat kimseye hiçbir şey vermeden uzakta bir köşeye çekilmiş, olacakları seyre başlamış. Körler: “Sana verdi, yok bana vermedi” diyerek birbirlerine düşmüşler, yaka paça kavgaya tutuşmuşlar. Ortalık iyice karışmış.
Kırk Yıllık Sirke
Nasreddin Hoca
Bir gün, kapı komşusu Nasreddin Hoca'ya: / – Hocam, sizde kırk yıllık sirke var mı? Hastamıza ilaç için lazım oldu da, der.
Mavi Boncuk
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca'nın iki tane hanımı varmış. Bunlara değişik zamanlarda birer mavi boncuk vererek kesinlikle diğer eşine veya başka bir kimseye göstermemesini tembih etmiş. Bir gün hanımlar Hoca'nın yanına gelerek sormuş: / – Hocam hangimizi daha çok seviyorsun?
Minare Nasıl Yapılır?
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, Konya'ya giderken yolda bir köylüsüyle karşılaşır. Selamlaşırlar, birlikte yol almaya başlarlar. Köylü o güne kadar hiç minare görmemiştir. Konya'ya yaklaşırlarken, minareleri görür ve nasıl yapıldıklarına bir türlü akıl erdiremez. Hoca'ya sorar: / – Hoca Efendi, şu sivri sivri yüksek şeyleri nasıl yaparlar?
Nasıl
Nasreddin Hoca
Hoca bir gün karısının bilgisini denemek amacıyla sorar: / – Karıcığım, ölü bir adamın, ölmüş olduğunu nasıl anlarsın?
Nerede Kadı Yoksa
Nasreddin Hoca
Günlerden bir gün Nasreddin Hoca'ya sormuşlar, “Efendi cehenneme mi girsek / daha iyi; yoksa cennete mi?”
Neuzü Billah
Nasreddin Hoca
Timurlenk, bir gün Hoca'ya sormuş: / – Hoca, bilirsin ki Abbasi halifelerinden her birinin unvanı Muvaffak Billah, Mütevekkil Alallah gibi şeylerdir. Ben de onların arasında olsaydım, unvanım ne olurdu?
Niçin Helva Yapmazsın?
Nasreddin Hoca
Akşehir’in çarşısında dolaşırken, Hoca’nın canı helva çekmiş. Canı çekmiş çekmesine de, ne yapsın, cepte metelik yok. İlk dükkâna girip sormuş: / – Un var mı?
O Dua Sizde, Bu Akıl Bizde İken
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca bir gece, damda bir hırsızın gezindiğini hisseder. Sesini yükselterek karısına şu sözleri söyler: / – Hatun! Geçen gece geldim. Kapıyı çaldım, duymadın. Ben de şu duayı okudum ve ayın ışığına yapışıp eve girdim!
O Kadar İnce Eleyip Sık Dokumayın
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca bir gün evini tamire koyulur. Tamir bitince, evin önünde bir hayli moloz yığılır. Halk sokaktan gelip geçerken rahatsız olurlar. Hoca'ya, bunu kaldırmasını söylerler. / O da kazma küreği alarak moloz yığınının yanında bir çukur kazmaya başlar.
O Konuşursa Bu da Düşünür
Nasreddin Hoca
Bir gün pazarda bir papağanın 100 altına satıldığını gören Nasreddin Hoca, evinden bir hindi getirip, 200 altın ister. Herkes Hoca'ya şöyle der; / —Hindi hiç 200 altın olur mu?
Ocak
Nasreddin Hoca
Hoca, bir gün evde ocak yakmağa kalkmış. Üfler, üfler, ocağı bir türlü yakamazmış. Ne yaptıysa kâr etmemiş. Buna fena halde kızan Hoca, yukarı çıkıp karısının hotozunu aldığı gibi ocak başına inmiş. Hoca, hotozu kendi başına takarak başlamış yine ocağı üflemeğe. Bu sefer odunlar, bir iki üfleyişte parlayıverince Hoca, söylenmeğe başlamış: / – Meğer ocak da bizim hatundan korkarmış; hotozu görür görmez imana geldi.
Parayı Veren Düdüğü Çalar
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca, bir gün, Akşehir pazarına gitmek üzere yola çıkar. Mahallenin çocukları onu görünce başına toplanıp istekte bulunurlar. / – Hoca Efendi, ne olur bize pazardan düdük al, derler.
Perdeyi Ben Buldum
Nasreddin Hoca
Bir ahbap topluluğunda Hoca'nın eline iş olsun diye bir saz tutturmuşlar: / -Hadi bize güzel güzel bir şeyler çal da dinleyelim! Demişler.
Peşin Parayı Gördün Ya
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca bir ahbabından borç almış. Elde avuçta olsa Hoca hemen ödeyecek ama yoksulluğun iki gözü de kör olsun. Daha vadesi gelmeden adam alacağı için Hoca'nın kapısını aşındırmaya başlamış. Bir böyle iki böyle derken yine bir gün adam borcunu istediğinde; / – Şu anda yok ama demiş, çok yakında ödeyeceğim,
Peştemal
Nasreddin Hoca
Timur ile Hoca bir gün hamama giderler. Hoşbeş ederken Timur, Hoca'ya sorar: / "Hoca, ben köle olsam bana kaç para değer biçerdin?"
Pusula
Nasreddin Hoca
Hoca bir gün ciğer almış giderken ahbabından biri tesadüf edip: / — Bunu nasıl pişireceksin? diye sual eder. Hoca:
Riyakâr (Nasreddin Hoca fıkrası)
Nasreddin Hoca
Bir kimse Nasreddin Hoca´yı her gördüğünde iltifat gösterip, diller dökerek, evine davet eder. Bir gün adamın gönlünü almak için evine gidip, kapısını çalar. Adam pencereden kafasını uzatıp, baktıktan sonra, hemen geri çekilir. Biraz sonra da hizmetcisi kapıyı açıp: "Teşrifinize çok memnun olduk, fakat, efendim biraz önce dışarı çıktı evde yok! Geldiğinizi duyunca, ne kadar üzülecek" der. / Adamın davetinde samimi olmadığını, riyakarlık yaptığını anlayıp, kapıya gönderdiği hizmetçisine:
Rüyamda Komşu Kadınların Evlenme Teklifi
Nasreddin Hoca
Rüyasında komşu kadınlar toplanarak Hoca'yı yeniden evlendirmek istemişler. / Bu bulduğumuz sana layık, evlen, demişler. Hoca kalkıp hanımını uyararak:
Sana Ne!
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca akşamüstü, yorgun argın evine gidiyordu. Yolda kendine vazife olmayan işlere burnunu sokmayı alışkanlık haline getirmiş biri karşısına çıkıp: / – Hoca Efendi, demin biri bir tepsi baklava ile buradan geçti, gözlerimle gördüm.
Sarhoş Kadı
Nasreddin Hoca
Hoca'nın memleketi olan Sivrihisar'ın bekri bir kadısı var imiş. Bir gün bağında sarhoş olup yatmış. Kavuğunu, binişini şuraya buraya atmış. Hoca da tilmizi İmad ile o gün seyrana çıkmış imiş. Kadının o halini görüp binişini almış, sırtına giymiş gitmiş. Kadı ayılıp binişini bulamayınca muhzıra: / — Bak göz kulak ol, bulursan al getir, der.
Saç Sakaldan Neden Daha Önce Beyazladı?
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca yaşlanmaya başlayınca. İlk olarak saçları ağarmış. Sakalının ise bir tek kılı bile beyazlaşmamış. Bir gün berberde saçlarını kestirip sakalını düzeltirken, dostlarından biri sormuş: / – Hocam! Senin saçların hemen hemen tamamıyla beyazlaşmış. Sakalında ise bir tek beyaz kıl yok. Bunun hikmeti nedir acaba?
Sen de Dört Ayaklı Olursun
Nasreddin Hoca
Hoca bir gün kaz pişirip Timurlenk'e götürmüş. Fakat yolda çok acıkınca, dayanamayıp kazın bir budunu koparıp yemiş. Timurlenk: / – Bunun bir bacağı nereye gitti, diye sormuş.
Seninle de Konuşulmuyor ki
Nasreddin Hoca
Nasreddin Hoca bir gün karısına: / - "Hatun" demiş, "Şu bizim komşu, çarıkçı, Mehmet Ağa'nın adı neydi?
Sizin Eve Taşınmıyor muyuz?
Nasreddin Hoca
Bir gün, Nasreddin Hoca'nın evine hırsız girmiş. Hoca, gürültüden uyanmış. Bakmış ki, adamın biri, evin içinde, eline her geçeni çuvalına dolduruyor. Kapının arkasına geçip hırsızın işini bitirmesini beklemiş. Aradan bir süre geçmiş. Hırsız, alacağını aldıktan sonra dışarı çıkmış. Nasreddin Hoca da onun peşine takılmış. Hırsız çok geçmeden Nasreddin Hoca'nın ardı sıra geldiğini görmüş. Hayretle sormuş: / – Ne o Hoca Efendi? Gecenin bu saatinde, niçin peşimden geliyorsun?
Solak Hayvan
Nasreddin Hoca
Hoca bir ara kervanla uzun bir yolculuğa çıkmış. Bir sabah, erkenden herkes hayvanına binerken Hoca’ya da bir at göstererek: / –Haydi, sen de bin, demişler.