İçeriğe geç
2Wsözlük

Fıkra

Hoca Kabaktan Bıkınca

Nasreddin Hoca

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Nasreddin Hoca, bir Ramazanda civar köylerden birine gitmiş. Daha ilk gün, vaaz sırasında kabaktan “cennet yemeğidir” diye bahsetmiş. Mevsim de kabak mevsimi olduğundan köylüler artık Hoca‟ya her akşam kabak yemeği göndermeye başlamışlar. Bir gün, iki gün, beş gün, yedi gün derken, Hoca‟ya kabak yemekten bıkkınlık gelmiş. Köylüye kabağın cennet yiyeceği olduğunu söylediğine bin defa pişman olmuş. Ama ok bir defa yaydan çıkmış olduğu için, yapacak bir şey de yokmuş. Canı da müthiş tavuk istiyormuş. Nihayet, bir ikindi vakti vaaza başlayınca, sözü döndürüp dolaştırıp yine yemek bahsine getirmiş. Kabağın cennet yiyeceği olduğunu tekrarlamış. Ancak arkasından da: – Sizin şu fukara hocaya, her gün cennet yiyeceğini layık görmeniz, onu gurura sevk edebilir. Onun için, arada bir ayağı çamurlu bir tavuk da gönderirseniz, tevazu yönünden daha uygun olur! deyivermiş.

Fıkra açıklaması

Nasreddin Hoca, Ramazan’da civar köylerden birinde vaaz verirken kabağı “cennet yemeği” diye över. Burada hoca, İslam’da din görevlisi anlamındadır. Köylüler bu sözü ciddiye alıp her gün ona kabak yemeği gönderir. Günler geçtikçe Hoca kabak yemekten bıkar; canı tavuk ister. Sonunda, yani hikâyenin sonuna doğru, vaazında yine kabağı över ama bu kez arada bir tavuk da gönderilmesini ister.

Hoca, tavuğu kendisi için istemek yerine, her gün cennet yiyeceği yemenin onu gururlandırabileceğini söyler; tavuk gönderilmesini de tevazu, yani alçak gönüllülük bakımından uygun gösterir. Fıkranın nüktesi, Hoca’nın tavuk isteğini dinî ve ciddi görünen bir gerekçenin arkasına saklamasıdır. Hoca’nın sözleri, köylülerin iyi niyetli ikramlarının onda bıkkınlık yarattığını da gösterir. Fıkra, kişinin kendi isteğini dolaylı bir bahaneyle dile getirmesini mizahla anlatır.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

hoca
İslam'da din görevlisi
tevazu
alçak gönüllülük
sevk
gönderme, götürme
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
ikindi
İnsanın gölgesinin iki katına çıktığı andan güneşin batışına kadar geçen zaman dilimi.
sırasında
gerekince, yerinde ve zamanında
yönünden
bakımından, cihetiyle, yoliyle
bıkkınlık
çok bıkmış olma durumu
derken
dendiği hâlde
yapacak
hamur açmaya yarayan tahta

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)