Fıkra
Hoca Kabaktan Bıkınca
Nasreddin Hoca
Fıkra açıklaması
Nasreddin Hoca, Ramazan’da civar köylerden birinde vaaz verirken kabağı “cennet yemeği” diye över. Burada hoca, İslam’da din görevlisi anlamındadır. Köylüler bu sözü ciddiye alıp her gün ona kabak yemeği gönderir. Günler geçtikçe Hoca kabak yemekten bıkar; canı tavuk ister. Sonunda, yani hikâyenin sonuna doğru, vaazında yine kabağı över ama bu kez arada bir tavuk da gönderilmesini ister.
Hoca, tavuğu kendisi için istemek yerine, her gün cennet yiyeceği yemenin onu gururlandırabileceğini söyler; tavuk gönderilmesini de tevazu, yani alçak gönüllülük bakımından uygun gösterir. Fıkranın nüktesi, Hoca’nın tavuk isteğini dinî ve ciddi görünen bir gerekçenin arkasına saklamasıdır. Hoca’nın sözleri, köylülerin iyi niyetli ikramlarının onda bıkkınlık yarattığını da gösterir. Fıkra, kişinin kendi isteğini dolaylı bir bahaneyle dile getirmesini mizahla anlatır.
Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Metindeki kelimelerin anlamları
- hoca
- İslam'da din görevlisi
- tevazu
- alçak gönüllülük
- nihayet
- son
- sevk
- gönderme, götürme
- her
- önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
- ikindi
- İnsanın gölgesinin iki katına çıktığı andan güneşin batışına kadar geçen zaman dilimi.
- sırasında
- gerekince, yerinde ve zamanında
- yönünden
- bakımından, cihetiyle, yoliyle
- bıkkınlık
- çok bıkmış olma durumu
- derken
- dendiği hâlde
- yapacak
- hamur açmaya yarayan tahta
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)