Sözlük / Kategoriler / Yabancı Kökenli
Farsça Kökenli
Türkçeye Farsçadan girmiş kelimeler.
43 madde · “T” harfi
- TacanisimBir erkek adı.
- TuanaisimBir kız adı.
- taciserisimFarsça yazılışı tac-ı ser şeklindedir. Türkçesi baş tacı anlamına gelmektedir.
- taftaisimBir tür sert, ipekli kumaş.
- tahraisimbir tür eğri budama bıçağı
- tahtaisimçeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası
- tahterevalliisimİki ucuna birer kişi oturup karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı tahta veya metal oyun aracı.
- tahtırevanisimOmuzda veya deve, fil, at vb. hayvanlara yüklenerek götürülen, üstü örtülü, insan taşınan araç
- talepnameisimİstek bildiren belge.
- taneisimHerhangi bir sayıda olan şey; adet, kıta, parça
- tarhanaisimİçine domates, biber, soğan, kokulu otlar, süt ya da yoğurt katılan, bulgurdan ya da mayalanmış ve kurutularak ufalanmış hamurdan yapılan çorba malzemesi.
- tarihçeisimBir olay veya nesnenin özet olarak yazılmış tarihi.
- tarumarsıfatdağınık, karışık, perişan
- tatulaisimPatlıcangillerden, çiçekleri beyaz veya mor renkte, meyveleri dikenli, hekimlikte kasların kasılmasını gidermek üzere kullanılan bir yıllık ve otsu bir bitki; şeytan elması, boru çiçeği, (Datura stramonium)
- tavaisimYağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap
- tavhaneisimYoksul hastaların iyileştikten sonra nekahet dönemini geçirdikleri hayır kurumu.
- tayaisimdadı
- tazesıfatBozulmamış, bayatlamamış olan, bayatın karşıtı.
- tazıisimgenellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir tür köpek (Canis familiaris grajus hibernicus)
- taçisimSoyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık.
- teberisimbalta
- tebeşirisimToz zerreciklerinden oluşan, çizdiği yerde iz bırakan, beyaz veya açık renkte kireçli kaya
- tefisimzilli bir kasnağa geçirilmiş kursak zarından oluşan çalgı, def
- tekkeisimtarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh
- tekâpuisimdalkavukluk etme, birinin her dediğini, her yaptığını onaylama
- tembelsıfatiş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan, üşengeç, üşengen, ayyar
- tenisiminsan vücudunun dış yüzü, cilt
- tencereisimiçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap
- testereisimgenelde ağaç ve metal gibi katı cisimleri kesmek için kullanılan, üçgen biçiminde keskin dişleri olan çelik araç
- tezsıfatçabuk.