Mecazlar
Gerçek anlamının dışında, benzetme yoluyla kazandığı mecaz anlamlarla kullanılan kelimeler.
1.479 madde
- dokumakfiilTezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak
- dokunmakfiilnesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak; yordamlamak, temas etmek.
- dokuz babalısıfat(mecaz) babası belli olmayan, birçok erkekle düşüp kalkan bir anadan doğan
- dolabı bozulmakifadeKurduğu iş düzeni bozulmak.
- dolapisimgenellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya
- doldurulmakfiilDolu duruma getirilmek.
- dolmakfiildolu duruma gelmek.
- doluisimHavada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.
- doludizginzarfSon hızla, çok hızlı bir biçimde.
- donmakfiilsıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak
- dost canlısısıfat(mecaz) arkadaş canlısı
- dost olmakfiilyakınlık kurmak, ahbap olmak.
- doymuşsıfatbir şey yiyecek tok duruma gelmiş, tok
- doyurmakfiilAçlığını gidermek.
- doyurucusıfatdoyurma özelliği bulunan, tatminkâr
- dozisimbir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj
- doğaisimKendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi; tabiat, natür
- doğal afetisiminsan eliyle önlenmeyen sel, fırtına, deprem, dolu vb. felaketlerin her biri
- doğulucasıfatEski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Osmanlı usulü
- doğurmakfiilYavru dünyaya getirmek; vermek, doğum yapmak.
- dudakisimAğzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri; lep.
- dudu dillisıfatÇok konuşan, tatlı dilli olan kadın.
- dudukuşuifadebir cins papağan
- duldaisimYağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer; siper.
- dumanı üstündesıfatÇok taze sebze, meyve veya yemek.
- dumura uğramakfiildeğer, önem veya yeteneğini yitirmek.
- durağansıfatyerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit
- durulmakfiilduru duruma gelmek
- durulukisimDuru olma durumu.
- duvarisimBir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem, örek cidar.