İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Münâcât (İbrahim Şinâsî)

İbrahim Şinâsî · İbrahim Şinâsî kimdir?

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Hak Teâlâ azamet âleminin pâdişehi Lâ-mekândır olamaz devletinin taht-gehi Hâsdır Zât-ı İlâhisine mülk-i ezelî Bî-hudûd anda olan kevkebe-i lem-yezeli Eser-i hikmetidir yerle göğün bünyâdı Dolu boş cümle yed-i kudretinin îcâdı İzzet ü şânını takdis kılar cümle melek Eğilir secde eder pîş-i celâlinde felek Emri vech üzre yer eyler gece gündüz hareket Değişir tâzelenir mevsim-i feyz ü bereket Pertev-i rahmetinin lem'asıdır ayla güneş Tâb-ı hışmından alır alsa cehennem âteş Şerer-i heybet-i ulviyyesidir yıldızlar Anların şûlesi gök kubbesini yaldızlar Kimi sâbit kimi seyyar be-takdîr-i Kadîr Tanrı'nın varlığına her biri bürhân-ı münîr Varlığın bilme ne hâcet küre-i âlem ile Yeter isbâtına halk ettiği bir zerre bile Göremez zâtını mahlûkunun âdî nazarı Hisseder nûrunu amma ki basiret basarı Vahdet-i zâtına aklımca şehâdet lâzım Can ü gönlümle münâcât ü ibâdet lâzım Neş'e-i şevk ile âyâtına tapmak dilerim Anla var Hâlik'ima gayri ne yapmak dilerim Ey Şinâsî içimi havf-ı İlâhî dağlar Sûretim gerçi güler kalb gözüm kan ağlar Eder isyanıma gönlümde nedâmet galebe Neyleyim yüz bulamam ye's ile afvım talebe Ne dedim tövbeler olsun bu da fi'l-i şerdir Benim özrüm günehimden iki kat bed-terdir Nûr-ı rahmet niye güldürmeye rû-yi siyehim Tanrı'nın mağfiretinden de büyük mü günehim Bî-nihâye keremi âleme şâmil mi değil Yoksa âlemde kulu âleme dâhil mi değil Kulunun za'fına nisbet çoğ ise noksanı Ya anın kahrına galib mi değil ihsanı Sehvine oldu sebeb acz-i tabiî kulunun Hem O'dur âlem-i ma'nîde şefî'i kulunun Beni afvetmeğe fazl-ı ilâhîsi yeter Sanma hâşâ kerem-i nâ-mütenâhîsi biter

Şiir açıklaması

Şiir, Tanrı’ya yöneltilmiş bir yakarış, yani sözlükteki karşılığıyla bir münâcattır. İlk bölümlerde konuşan kişi Tanrı’yı ululuk ve kudret sahibi olarak anar; göğün ve yerin kuruluşunu, geceyle gündüzün devinimini, mevsimlerin değişmesini onun gücünün işaretleri olarak görür. Güneş, ay ve yıldızlar şiirin öne çıkan imgeleridir. Bunların ışığı ve gökyüzündeki görünüşü, evrendeki düzenin ve Tanrı’nın varlığına ilişkin tanıklığın simgeleri hâline gelir. Şair, bütün evreni incelemeden de tek bir zerreyi görmenin bu varlığa işaret etmeye yeteceğini söyler.

Şiirin devamında dış dünyadan konuşanın iç dünyasına geçilir. Tanrı’nın zatının sıradan bakışla görülemeyeceğini, fakat nurunun basiret gözüyle hissedilebileceğini belirtir; basiret, gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneğidir. Konuşan kişi aklıyla Tanrı’nın birliğine şahitlik etmek, gönlüyle yakarıp ibadet etmek ister. Buradaki ana duygu, inançla birlikte duyulan saygı ve bağlılıktır.

Son bölümlerde konuşan, günahlarından dolayı pişmanlık ve korku duyduğunu dile getirir. Dışarıdan gülüyor görünse de içinin acı çektiğini söyler; özrünün bile kusur taşıdığını düşünerek bağışlanmayı dilemekte tereddüt eder. Ancak Tanrı’nın rahmetinin ve bağışlamasının günahlarından büyük olabileceğine dair umudunu da korur. Böylece şiir, evrenin düzenini Tanrı’nın kudretine bağlayan bir düşünceden, insanın kusurlarını kabul edip af beklemesine ilerler. Ana fikir, insanın sınırlılığını fark ederek inanç, ibadet ve içten bir yakarışla bağışlanma umuduna yönelmesidir.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

basiret
gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, sağgörü, vizyon
azamet
ululuk, büyüklük
mülk
Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal.
dahil
Bir işe karışmış olma, karışma.
halk
Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu; cumhur, folk.
münacat
yakarış
talebe
öğrenci
galebe
zafer, yengi
ima
Dolaylı olarak anlatma, üstü kapalı olarak belirtme, işaretleme, anıştırma, ihsas
zat
kişi, şahıs, nefer, nüfus
hareket
bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon
amma
ama
şevk
İstek, heves,arzu
kerem
Soyluluk.
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
şehadet
şahitlik, tanıklık
tapmak
İlah olarak tanınan varlığa karşı inancını ve bağlılığını belirli kurallar çerçevesinde göstermek.
ibadet
Dinin emirlerini yerine getirme

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)