Sözlük dizini
“A” harfi
611 madde · Atasözleri
- az ada, çok ödeatasözüÇok şey vermeye ya da yapmaya söz veren kişi, sözünü yerine getirmek için güç durumda kalabilir. Bu nedenle yapabileceği ölçüde az şeye söz vermeli ve verdiği sözü eksiksiz yerine getirmelidir.
- az ateş çok odunu yakaratasözüAz sayıda kötü insan, çok sayıda iyi insanın başını belaya sokabilir" anlamında kullanılan bir söz.
- az el aş kotarır, çok el iş kotarıratasözüNe kadar çok kişi bir araya gelse, pişme zamanından önce yemeği ortaya koyamazlar. Onuniçin yemek yapmaya az kişi yeter. Ama başka işler, çok kişinin çalışmasıyla daha çabuk bitirilir.
- az eli aşta gör, çok eli işte göratasözüYemek pişirilirken ya da yenirken az kişi, iş yapılırken çok kişi daha iyidir.
- az kaz, uz kaz, boyunca kazatasözüBirisi için kazdığın kuyuya kendin düşebileceğini gözönünde bulundur. Onun için bu kuyukendini kurtarabileceğinden daha derin olmasın. Yani sana yapılmasını istemediğin birkötülüğün daha ağırını başkasına yapma.
- az kazanan çok kazanır, çok kazanan hiç kazanıratasözüAz kazancını tutumlu kullanan, çok kazanıp çok harcayana göre daha çok birikim yapabilir.
- az laf çok işatasözüTembelliği değil çalışkanlığı öğütleyen söz.
- az mal kan yutturur, çoğu birbirini güttürüratasözüAz malı yönetmek için gereken araçlar, yapılan harcamalar çok malı yönetmeye de yetebilir. Bu nedenle çok malı yönetmek az malı yönetmekten daha ucuza gelir.
- az olsun, uz olsunatasözüYaptığınız iş; edindiğiniz şey, isterse az olsun, ancak temiz ve iyi olsun.
- az sabırda çok keramet vardıratasözüBiraz sabretmek bile beklenmedik ölçüde iyi sonuçlar sağlayabilir.
- az söyle, çok dinleatasözüKişi, az konuşursa hem çevresindekileri rahatsız etmemiş; hem de daha az yanılmış olur. Çok dinlemekle ise çok şey öğrenir.
- az tamah çok ziyan getiriratasözü"Hırslı ve pinti insan her zaman zararlı çıkar." anlamında bir söz.
- az veren candan, çok veren maldanatasözüVarlıklı olmayan kimse, yardım, ya da armağan olarak az şey verebilir. Bu büyük bir fedakarlıktır. Varlıklı kimse bir çok şey verebilir. Bu, onun için özveri sayılmaz.
- az veren candan, çok veren maldan veriratasözüAz veren kişi kendi imkânını zorlayarak, çok veren ise malının bolluğuyla verir.
- az yaşa, uz yaşa, akıbet gelecek başaatasözüİnsan ne kadar yaşarsa yaşasın, sonunda ölümün kaçınılmaz olduğu anlatılır.
- az yaşa, çok yaşa, akıbet gelir başaatasözüHer canlı mutlaka ölecektir, ölümden kaçış yoktur
- az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyuratasözüAşırı yemenin rahat uyumayı zorlaştırabileceğini, ölçülü yemenin daha iyi olduğunu anlatır.
- aza demişler, nereyeatasözüAz, her zaman çoğa uyar, ya da onun emrine girer: Büyük sermaye, küçük sermayeye işbırakmaz, -azınlık, çoğunluğa boyun eğer.
- aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamazatasözüÇoklar, azların birikmesiyle meydana gelir. Küçük şeyleri hor görenler, büyük şey edinmek fırsatını sürekli olarak kaçırıyorlar demektir.
- aza sormuşlar nereye, çoğun yanına demişatasözü"Küçük kazançların bile hep varlıklı kimselere düştüğü kanısını belirtir." anlamında bir söz.
- azan mevlasını da bulur, belasını daatasözüHaddini aşan, sonunda hem yaptıklarının karşılığıyla hem de sıkıntılarla karşılaşır.
- azı bilmeyen çoğu hiç bilmezatasözüAzla yetinmeyi ve azı değerlendirmeyi bilmeyen, çoğu da iyi kullanamaz.
- azı bulamayan, çoğu hiç bulamazatasözüKüçük bir kazanç ya da fırsat elde edemeyen, daha büyüğünü de elde edemez. Büyük sonuçlar için önce küçük imkânları değerlendirmek gerekir.
- azı karar, çoğu zarar; ortası yararatasözüBir şeyin fazlasının zararlı olabileceğini ve ölçülü olmanın en iyisi olduğunu öğütler.
- azıcık ağrıya aş bastırıratasözüKüçük bir rahatsızlık bir şeyler yemekle geçer. (Düşünmekle sonuç alınamayacak birçok sorun da kendini işe vermekle unutulur.)
- azıcık aşım, kaygısız başımatasözüAz da olsa kendine yetecek imkânı olan kişinin, sıkıntısız yaşaması daha iyidir.
- azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında kalıratasözüBir süre sonra gerekecek şeyleri vaktinde hazırlamayan kişi, zamanı gelince hazırlıklı kişilerin durumuna imrenir ve içinden bana da verseler isteği geçer.
- azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında oluratasözüHazırlıksız yola çıkan kişi, ihtiyaçlarını başkalarından bekler ve onların elindekine göz diker. Yola çıkmadan önce gereken hazırlık yapılmalıdır.
- aç aman bilmez, çocuk zaman bilmezatasözüAç, hiçbir mazeretle susturulamaz. Çocuk da bir şey istedi mi, beklemek bilmez.
- aç anansa da kaçatasözüAç her fenalığı göze almıştır. En yakınları için bile korkulacak bir kimsedir.