Sözlük dizini
Atasözleri
2.677 madde
- mart dokuzunda çıra yak, bağ budaatasözüMartın dokuzu (yeni takvime göre 22'si) olunca bağların her halde budanması gerektir. Bu iş,gündüz yetiştirilemezse gece çıra ışığında yapılmaya değecek kadar önemlidir.
- mart yağar, nisan övünür; nisan yağar, insan övünüratasözüMartta yağan yağmurla ekinler nisanda gelişir. Nisanda yağan yağmurla başaklar olgunlaşır,dolgunlaşır. Bu da karnı doyanları sevindirir.
- mart çıkmadıkça dert çıkmazatasözüKış hastalıkları, mart sona ermedikçe bitmez.
- martta sürmez, eylülde ekmezsen sabanı bırakatasözüÇiftçi, işlerini zamanında yapmazsa ürün alamaz. Bu gibi kimseler üstesinden gelemedikleriçiftçiliği bırakmalıdırlar.
- martta tezek kuruya, nisanda seller yürüyeatasözüMart ayının kurak, nisan ayının yağışlı olması, çiftçinin yüzünü güldürür.
- martta yağmasın, nisanda dinmesinatasözüEkin için, martta yağmur yağması zararlı, nisanda çok yağması yararlıdır.
- mayasız yoğurt tutmazatasözüÇok para kazanabilmek için, az da olsa, elde bir sermaye olması gerekir.
- maymun yoğurdu yemiş, artığını ayının yüzüne sürmüşatasözüKurnaz kimse, işlediği suçu başkasının, hele bön birinin üstüne yıkmasını bilir.
- mazlumun ahı, indirir şahıatasözüGüçlü kimse zulmetmemelidir. Zulmeden her halde yıkıma uğrar. Zulüm gören kimsenin bedduası, padişahı tahtından indirir.
- maşa varken elini ateşe sokmaatasözüBaşka birine yaptırabileceğin tehlikeli işe kendin girişme.
- meramın elinden bir şey kurtulmazatasözüBir işi yapmaya azmeden ve ona dört elle sarılan kişi her halde başarıya ulaşır.
- merdiven ayak ayak çıkılıratasözüEn yüksek yere, yavaş yavaş yükselerek çıkılır.
- merhametten maraz doğaratasözüKimi kişiler, kendilerine acıyıp iyilik edenlerin başını derde sokarlar ya da bu iyiliği kötüye kullanırlar.
- meyhaneciden kefil istemişler, bozacıyı göstermişatasözü"Toplumda uygunsuz işleri yapanlar kendi haklılıklarını, benzer kişileri göstererek savunmaya çalışırlar." anlamında bir söz.
- meyhaneciden şahit istemişler bozacıyı göstermişatasözüUygunsuz iş yapan kimse, haklı olduğunu göstermek için kendisine benzeyen birini tanık gösterir.
- meyil verme evliye, eve gider unuturatasözüEvlenmek isteyenlere öğüt...
- meyve veren ağaç taşlanıratasözüToplumda bir konum edinmiş, bilgili, becerikli ve başarılı kişiler kıskanılır, eleştiri ve saldırılara maruz kalır.
- mezar taşı ile övünülmezatasözüKişi, geçmişteki atalarıyla değil, ancak kendi değeri ile övünebilir.
- minare de doğru, ama içi eğriatasözüDoğru görünen nice kişiler vardır ki iç yüzlerini bilenlerden nasıl düzenbaz ve hain oldukları öğrenilir.
- minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanıratasözüDeğerli, önemli hiçbir iş yapmamış olanlar, yapılmış olan büyük, önemli işleri kendiliğinden oluvermiş sanırlar.
- miras helal, hele al demişleratasözüMiras, mirasçının hakkıdır. Ama alabilirse...
- miri malı balık kılçığıdır, yutulmazatasözüDevlet malını kendine mal etmek çok zordur. Birçok engeller buna olanak vermez. Verse de bu mal rahatça kullanılamaz ve günün birinde hesabı sorulur.
- misafir ev sahibinin kuzusuduratasözüKonuk; yemek, gezmek, eğlenmek, yatmak vb. konularda ev sahibinin çizdiği programa uymak zorundadır.
- misafir kısmeti ile geliratasözüEv sahibi konuğu yük saymaz. Konuğun geldiği o evde yiyecek bulunur; ya da beklenmedik bir yerden o sırada yiyecek gelir. Misafirin kısmetini Tanrı'nın göndermiş olduğuna inanılır.
- misafir misafiri istemez, ev sahibi ikisini deatasözüMisafir, gittiği yere başka bir misafirin gelmesini istemez. İster ki bütün ağırlamalar yalnız kendisi için olsun. Ev sahibi ise her misafire ayrı ayrı hizmet etmeyi borç bilir, ama hiç misafir gelmese de rahatım bozulmasa diye düşünür.
- misafir on kısmetle gelir; birini yer, dokuzunu bırakıratasözüTürkler inanırlar ki konuk, ev sahibine fazla bir gider yüklemez. Allah, konuğun yediğinden kat ve kat daha fazlasını, konuk ağırlıyor diye,ev sahibine verir.
- misafir umduğunu değil bulduğunu yeratasözüKonuk, ev sahibinin kendisini çok şeylerle ağırlamasını bekleyebilir. Fakat ev sahibi ona ancak evinde bulunanı ikram eder.
- misafir üç gün misafirdiratasözüGeleneğe göre konukluk hakkı üç gündür. Konuk bir yerde üç gün kalırsa ne ev sahibi bunu fazla bulur, ne de konuk uzun kaldım diye üzülür. Ama üç günden sonrası, her ikisi için de sıkıcı olur. Konuk, senli benli bir arkadaş ise, üç günden sonra konukluğu bırakıp ev sahibine yardımcı olmalıdır.
- misafirin umduğu ev sahibine iki övün oluratasözüKonuk, ne denli gerçekleşebileceğini düşünmeden ev sahibinin kendisine çok şeyler ikram edeceğini umar. Ama bakar ki sofrada umdukları yok.
- misafirin yüzsüzü sahibini ağırlaratasözüKendisinin ağırlanması gereken yüzsüz konuk, ev sahibine yol gösterir gibi ağırlama işini üzerine alır.