Sözlük dizini
Standart Türkçe
39.369 madde
- urseolatisimBileşik taç yaprakların kaidede şişkin uca doğru daralarak uzaması.
- stipulisimYaprak sapının gövdeye bağladığı noktada sapın iki yanında sapa bağlı veya bağlı olmayan pulsu, dikensi, zarsı yapılar.
- perigonisimÇanak ve taç yaprakların farklılaşmaması, aynı şekil ve aynı renkte olmasıyla meydana gelen çiçek örtüsü.
- lokulusisimOvaryum içindeki boşluklardan her biri.
- rasemisimBir ana eksen ve üzerine dizilmiş saplı çiçeklerden oluşan çiçek kümesi.
- lanseolatisimTaban kısmında geniş uca doğru gittikçe incelen uzunluğu genişliğinden daha fazla olan yapı veya bu şekildeki basit yaprak.
- alternatisimher nodyumda bir yaprak ve yapraklar arasında belirli açı bulunan yaprak dizilişi
- zınkisimHızla giden bir şeyin birdenbire durduğu an çıkardığı sesi anlatır.
- öğlenciisimikili öğretim yapan okullarda öğleden sonra ders gören öğrenci, sabahçı karşıtı
- öğütülmekfiilöğütme işine konu olmak
- öğütlemekfiilbirine bir şeyi yapmasını ya da yapmamasını salık vermek, tavsiye etmek
- öğütülüşisimÖğütülme işi.
- öfkelendirmeisimöfkelendirmek eyleminin mastarı
- romanlaştırmakfiilBir konuyu roman biçiminde yazmak.
- benildemekfiilbelinlemek.
- beniçincilikisimdünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm
- bengilemekfiilBengi kılmak, sonsuz yaşama niteliği kazandırmak, ölümsüzleştirmek, ebedileş- tirmek.
- bencilleşmekfiilBencil duruma gelmek.
- bencilikisimİnsanın bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş olduğunu, buna göre ahlaklılığın da yalnızca kendini koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğunu öne süren öğreti.
- bencilceisimBencil gibi.
- benbenciisimKendini çok öven, hep kendinden söz eden.
- bemolleşmeisimBir sesin titreşim sıklığının düşmesiyle yoğunluğunun azalması.
- bemolisimBir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti.
- belsoğukluğuisimDöl yollarında ve idrar yollarında görülen, akıntıya sebep olan bakteri kaynaklı bulaşıcı bir cinsel hastalık.
- bellilikisimBelli olma durumu.
- belletmenisimOkul pansiyonlarında görevli oldukları günlerle sınırlı olmak üzere, yatılı öğrencilerin eğitim öğretim ve gözetimleri ile ilgili iş ve işlemleri yürüten öğretmen; belletici, belletici öğretmen.
- belletmekfiilBellemesini sağlamak, öğretmek.
- belleticiisimbelletmen
- belletenisimBilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi.
- bellenmekfiilBellemek (I) eylemine konu olmak, öğrenilmek.