Sözlük dizini
Standart Türkçe
39.369 madde
- saldırıisimKötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma; hücum, taarruz, tecavüz.
- saldırıcılıkisimSaldırıcının işi
- saldırışisimsaldırmak işi
- salepisimsalepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli örnek bitkisi
- salepgillerisimGüzel çiçekli, vanilya, orkide, venüsçarığı, salep vb. bitkileri kapsayan, tek çeneklilerden bir familya.
- salepçiisimSalep yapıp satan kimse.
- salepçilikisimSalepçinin işi
- salgıisimhücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde, ifraz
- salgılamaisimBir hücre, doku veya organdan herhangi bir amaçla üretilmiş maddelerin ya da atıkların bırakılması.
- salgılamakfiilsalgı oluşturmak, bu salgıyı kana veya diğer organlara bırakmak
- salgılayıcıisimSalgı üreten organ veya doku
- salgılayışisimSalgılamak işi veya biçimi
- salgıncıisimSalgın toplayan kimse
- salgınlaşmaisimSalgınlaşmak işi veya durumu
- salgınlaşmakfiilSalgın durumuna gelmek
- salinisimbelli ölçülerde sodyum bikarbonat ve sodyum klorür içeren distile su çözeltileri, salin solüsyonu
- saliseisimsaniyenin altmışta biri olan zaman birimi
- salisenzarfÜçüncü olarak
- salisilatisimSalisilik asidin tuzu
- salkımaisimSalkımak durumu
- salkımakfiilGevşeyip sarkmak, pörsümek
- salkınsıfatSerin.
- sallamaisimSallamak işi
- sallamamakfiilÖnem vermemek
- sallamasyonisimAtmasyon, uydurmasyon.
- sallanabilmekfiilsallanma ihtimali veya imkânı bulunmak
- sallandırmaisimSallandırmak işi
- sallandırmakfiilsallanmak işini yaptırmak
- sallanmaisimsallanmak işi
- sallanmakfiilbağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak