Sözlük dizini
Standart Türkçe
39.369 madde
- sallantıisimsallanma işi
- sallanışisimSallanmak işi veya biçimi
- sallapatilikisimSallapati olma durumu
- salmakfiilbağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek
- salmalıkisimOtlak
- salmastraisimBiri hareketli, diğeri sabit bulunan iki makine parçası arasında sızdırmazlık sağlayan parça
- salonisimbir evde konukları, ağırlamakta kullanılan oda, oturma odası
- salozlaşmaisimSalozlaşmak işi veya durumu
- salozlaşmakfiilSaloz durumuna düşmek
- salozlukisimSaloz olma durumu, salaklık
- salsaisimBir tür Güney Amerika dansı
- saltanatisimbir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması
- saltanatçıisimSaltanat yanlısı olan kimse
- saltanatçılıkisimSaltanatçı olma durumu
- saltoisimGüreşte rakibini kollarıyla birlikte kavrayarak yana ve arkaya savurma devirerek bastırma şeklinde uygulanan bir oyun
- saltçılıkisimmutlakiyet
- salvoisimgenellikle topla yapılan yaylım ateş
- salyaisimAğızdan sızan tükürük
- salyaneisimYılda bir kere alınan vergi.
- salyangozisimYumuşakçalardan, bahçelerin nemli yerlerinde yaşayan, sarmal kabuklu küçük hayvan, (Helix).
- salâisimCemaati bayram veya cuma namazına çağırmak veya bazı yerlerde de cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan salât
- salâbetisimKatılık, sağlamlık
- salâhiyetsizlikisimYetkisiz olma durumu, yetkisizlik
- salâvatisimNamazlar
- salçaisimYemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi.
- salçalamaisimSalçalamak işi veya durumu
- salçalamakfiilYemeklere salça katmak
- salçalanmaisimSalçalanmak işi veya durumu
- salçalanmakfiilSalça durumuna gelmek
- salıkisimtavsiye