Sözlük dizini
Standart Türkçe
39.369 madde
- abbaisimDoğu kilisesinde piskoposlara verilen ad
- soruisimBir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı; istifham, sual.
- rinaisimtırpana
- parolaisimAskerlerin veya gizli derneklerin toplantılarına katılan kimselerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz
- seraisimSebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer; limonluk, ser, tavhane
- monteisimMontaj
- kayetmekfiilkusmak
- gülmekfiilİnsanın, hoşuna veya tuhafına giden olaylar veya durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurması.
- kusmakfiilMidenin içindekini basınçla ağızdan dışarı atmak; boşaltmak, çıkarmak, kayetmek, istifra etmek
- tükürmekfiiltükürüğü ağız içinden dışarıya atmak
- havlamakfiilKöpeğin bağırması, ürümek
- antiteisimvarlık.
- biftekisimIzgara veya tavada pişirilen, genellikle dana eti dilimi
- platoisimyayla
- nenisimşey
- makakisimGüneydoğu Asya'da yaşayan kuyruklu bir maymun (Macacus)
- fidiğer-de, içinde anlamlarında sözlerin başında kullanılan edat
- farinisimnişasta
- libreisimyarım kilograma yakın bir ağırlık ölçü birimi
- fedaisimbir amaç uğrunda değer veya varlıktan vazgeçme, uğruna verme
- barbetisimbir top etrafında yer alan koruyucu dairesel zırha verilen addır. İsim, bir sahra topunu bir açıklık yerine koruyucu duvar üzerinden ateşlemek anlamındaki Fransızca en barbette deyiminden gelir
- ocaisimOsman Cihan Ateş
- yaveisimsaçma, saçma sapan söz
- bitkiisimbulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, ağaç, ot, yosun v.s. canlıların genel adı, nebat, biten
- reçelisimMeyvelerin şekerli suyla kaynatılması ile yapılan bir tür tatlı.
- başpehlivanisimYağlı güreş ya da karakucak'ta başa güreşip rakiplerini yenerek şampiyon olan güreşçi.
- versiyonisimYorum
- kumisimSilisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler.
- oradazarfişaret edilen görece olarak uzak yerde
- katatoniisimDış ortamla ilginin kesildiği bir çeşit şizofreni belirtisi